kartalım nice senelere

en sık dinlediğim bestelerdendir. dinledikçe tüylerimi diken diken ediyor. yazanın, söyleyenin yüreğine sağlık. slow motion sahneler ise öldürücü vuruş olmuş.

sabri sarıoğlu

yanılmıyorsam 2008 ya da 2009 da mehmet demirkol okuduğum fakülteye söyleşiye gelmişti. o zaman kendisine ibrahim üzülmez ve sabri hakkında görüşlerini sormuşlardı. adamın dediği :

" sabri ümit milli takımda oynarken 10 numara mevkiinde oynuyordu ve o dönem ümit milli takımın resmen maestrosuydu, yabancı scoutlar izliyor ve takip ediyordu. o dönem öyle ince pas atıyordu ki izleyen mest oluyordu. o dönem o pasları atan adam şimdi bu basit ortaları neden nasıl açamaz anlaşılacak iş değil"..

günahı mehmet demirkol'un boynuna ben onun yalancısıyım :)

istatistik

matematik seven biriyseniz çalışması, sorularını çözmesi eğlenceli olacak derstir. fakat aynı zamanda çok ayrıntılı ve sayıların, sonuçların iç içe olduğu bir ders olduğu için ufak bir hatada bütün hesapların karışması kuvvetle muhtemeldir. dikkat ister.

grzegorz krychowiak

sevilla fc'de forma giyen; 1990 doğumlu, polonyalı ön libero.

gezi parkı olaylarında halka zulmeden polis

destan yazıyordu kimine göre ama gerçek şu ki artık destan yazamayan polis.

erik

çocukluğumun sokak meyvesi. şu anda manavda 5 tl den başlayan fiyatlarla satılıyor ve bana çocukluğumun çok uzaklarda kaldığını bildiriyor. onu da mı satın aldınız lan?

kullanmak için can atılan replikler

bugün sözlük için ne yaptık

se aa bir ki üç ses deneme kontrol...

efendim lütfen çocuklarımızı pistden alalım...

yaklaşık 30 saattir süren scipt değişimi furyasının son saatleri içerisindeyiz, mustla beraber istanbulun göbeğinde, göbeğimiz çatlayana kadar uğraştık şimdi sıra size geldi olanları anlatmaya yenilikleri açıklamaya.

böyle bir değişikliğe ne gerek vardı ? diye soran arkadalarımız olduğu için ilk olarak onları rahatlatacak açıklamamızı yapalım; bundan iki gün öncesine kadar kullandığımız scriptte bir çok hata vardı, elimizden geldiğince düzeltmeye çalıştık ama bir yerden sonra çabamız sonuç vermedi, bir yerini kapatırken bir yeri açılıyordu, türkçe karakter sıkıntılarımız had safhadaydı, bakınızdan başlık açılamıyor, düzeltilen başlığa bir daha ulaşamıyor, türkçe karakterle ukde veremiyorduk, ve bunun gibi onlarca sorun vardı, onun için yaptık, peki bu scriptte neler yeni, sözlüğe neler eklendi, şimdi onları anlatalım..


+ türkçe karakterle başlık açma sıkıntısı giderildi,
+ yine türkçe karakterle ukde verme sıkıntısı giderildi, ve artık ukdeyi veren kişiyi ve ukde notlarını da görebiliyoruz.
+ artık kişisel istatistiklerinize tıkladığınızda bir çok yeni sonuçla karşılabileceksiniz, teşhir ediyoruz sizi *
+ kartal sözlük radyosu artık sisteme entegre edilmiş durumda, radyo butonuna tıkladığınız zaman yeni sekmede radyo aktif konuma gelecek,
+ sözlük içi sohbet eklendi, buna istinaden sohbet butonuna tıklamanız halinde , sözlükdeki kullanıcı adınız ve şifrenizle yazarlarla anlık sohbet etme imkanınız olacak,
+ gelen mesajlarınıza artık ana sayfadan postahane butonuna tıklayarak ulaşabileceksiniz, eskiden ulaşması biraz zordu,
+ oylama sistemi değişti, aldığınız ve verdiğiniz tüm oylar eksiksiz bu sisteme geçirildi, + ve - butonlarına ek olarak artık ¿ butonumuzda var, sizi şaşırtan enteresan entryleri bu buton ile oylayabileceksiniz,
+ temalarımızı geri yükledik, daha da güzelleştiğini düşünüyoruz standartı bozmayacağız beşiktaşla alakadar 3 tema ile devam ediyoruz,
+ anket modülü eklendi, buna göre artık sözlüğün nabzınızı tutmak daha kolay olacak,
+ benzer başlıklar bölümü aktif, buna göre bir başlığı okurken sağ tarafta konuyla alakadar, yada isim benzerliği olan diğer konularıda görebileceksiniz, aç ve kapat butonu ile güç sizde *
+ bugün üye olanlar hariç herkes 1.nesil, artık nesildaşız, 2.nesille başa çıkamayacağımızı anlayınca onlarla nesildaş olmaya karar verdik *
+ skorboard bölümüne yeni istatistik konuları eklendi,
+ eski scriptte online kullanıcılar listesinde yetki sahibi olan nickler en üst sırada gözüküyordu artık herkes alfabetik olarak sıralanıyor,
+ kullanıcı durumları eklendi, artık msn gibi meşgul, dışarıda, çevirimiçi ve çevirimdışı modlarda olabileceksiniz, bu işlemleri şairler parkı bölümünde bulabilirsiniz.
+ çok sevdiğiniz aha penaltı uyarı sistemi burada da bizimle,
+ bütün butonlar elden geçirildi her butonun ne işe yaradığını anlamak için;


(bkz: hepsi butonu)
(bkz: bugün butonu)
(bkz: dün butonu)
(bkz: rastgele butonu)
(bkz: zirve butonu)
(bkz: 10 numara butonu)
(bkz: karışık butonu)
(bkz: radyo butonu)
(bkz: postahane butonu)
(bkz: sohbet butonu)
(bkz: skorboard butonu)
(bkz: ukdeler butonu)
(bkz: kullanıcı paneli butonu)
(bkz: ben butonu)
(bkz: anketler butonu)
(bkz: bana müsade butonu)
(bkz: şairler parkı butonu)


bitti mi ? hayır *

sizi seven ve yanaklarınızdan mıncıran bir grup beşiktaş sevdalısı,

öptüm bye *

kazaya şahit olmak

bir insanın hayatına ciddi kareler, korkular, izler bırakan durum.

kısa bir tatil için ailemin yanına samsun'a gitmiştim. bir kargom gelmiş ancak, kargoyu şubeden almam gerekti. samsun'un sanayi bölgesinde yani biraz uzakta kalan şubeye babamın 'ben gelirken alırım' demesine rağmen kalkıp kendim gittim. amacım oradan hemen karşıya geçip sahil kısmına geçmek, biraz oturmak karadenizle hasret gidermekti. kargoyu alıp, heyecanlı biçimde karşıya geçerken arabalara kırmızı ışık yandı. bir yolcu minibüsü durdu. ben de yaya geçidinin yarısına kadar gelmiştim ki dehşet bir gürültü ile olduğum yerde sıçradım ve ileriye doğru koştum. minibüsün arkasında doğru baktım ve yerde motoruyla minibüse, bell ki duramadığı için çarpmış adamı gördüm. (eğer minibüs olmasaydı o motorun bana çarpacağı ihtimalini düşündükçe çıldırıyorum!) motorlu adam yerde yatıyordu, gözleri açıktı, sonra gözlerinin siyahi gitti, beyaz oldu o saniyede. ağzından kan geliyordu. dolmuş şoförü aşağıya indi, adamı gördü, beni gördü. etrafta kimse yok, insanların olduğu bir bölge değil. telefonumu çıkarıp 112'yi aradım. dilim tutulmuş ama konuşamıyorum. 'kaza oldu! kaza oldu!' diyebiliyorum sadece. yerimi tarif ettim, ya ben tarif edemiyorum panikten ya da telefondaki kadın inatla anlamıyor. en sonunda söylediğim yeri anladı. etrafa birkaç kişi doluşmuştu, çantamda su vardı. çıkarıp dolmuşçuya verdim. kaldırıma oturup hayatımın en büyük hatasını yaptım: bir daha aklımdan hiç çıkmayacak o dakikaları izledim. mal gibi izledim. çaresizce. tam 4 dakika sonra 112'yi tekrar aradım. gelmek üzere olduklarını söyledi. ambulansın gelmesi 6 dakikayı buldu. ve adam orada öldü. gözlerimin önünde, 6 dakika içinde bir insan öldü. az önce yaşayan insan öldü. adamın öldüğünü fark edince dolmuş şoförü ağlamaya başladı, ben de ağlamaya başladım. kaldırıma oturduk ağladık beraber. bana ağlayarak ''abla ne olur şahit ol, sen gördün her şeyi, yoksa beni süründürürler.'' dedi. sadece başının belaya gireceğinden değil, adam öldüğü için cidden üzüldüğü belliydi. sürekli bir şeyler sayıklıyordu. ben de ağlayarak tamam dedim.

tansiyonum düştü. olduğum yerden kalkamadım sonra. bir sağlık ekibi de bana geldi. ambulansa götürdüler. dolmuşçu abinin diğer dolmuşçu arkadaşları tek tek gelip geçmiş olsun dediler, birileri sigara getirdi, birileri su. şahit olacağım için teşekkür ettiler. o ara hatırladığım her şey kesik kesik. hâlâ inanmayan bir halde, etrafımdaki herkese 'öldü mü adam? adam öldü mü? gerçekten öldü mü?' diye soruyordum. çok zaman geçmeden savcı geldi. rapor yazmaya başlandı. o sırada az önce ölen adamın kardeşi kaza yerine geldi. o bağırışları duyunca bana yeniden bir ağlama krizi geldi. savcıya ambulansta ifade veriyordum, diğer polis de yazıyordu. savcı ne kadar zor konuştuğumun farkındaydı, bir yandan da beni teskin etmeye çalışıyordu. ambulansın kapısını kapattılar, ambulans hareket etti. şimdi düşünüyorum da beni oradan uzaklaştırarak çok mantıklı iş yapmışlardı. ifade bitene kadar dolandık. olay yerine geri döndük. ambulanstan inip, beni evime götürecek polis arabasına biniyordum ki ölen adamın üzerini kapanmış olduğunu gördüm. yeniden ağlamaya başladım. beni polis arabasına götüren polis, bir sakinleştirici iğne yaptıralım mı sana dedi. ambulansa geri dönüp bir iğne oldum. ardından eve bıraktılar.

hayat dediğimiz o şeyin aslında çok da büyük bir şey olmadığını 6 dakika içinde artık bir hayatının olmayabileceğini kavramam, olayın şokunu üzerimden atmam uzun sürdü. bir ölüme şahit olmak, bin ölüme de şahit olsan her defasında sarasacaktır.insan aklı elbette bunu bir mantığa büründüremeyecektir, ben hâlâ büründüremiyorum mesela...o günlerde babamı bir vespa motor almak için ikna etmişken, değil bir vespa sahibi olmayı, şimdi yolda motor görsem kaçıyorum. bazı bazı yerde yatan o adamın beyaz gözlerini, titreyen dudaklarını hatırlamışken yakalıyorum kendimi. 6 dakika sayıyorum, bir adam daha ölüyor belki. neyse ki bir kaldırımda oturup şuurumu kaybetmiş biçimde izlemiyorum...

kamer genç

hakkın rahmetine kavuşan eksi siyasetçi. vefat etmiş

nikola tesla

thomas edison'un maalesef gölgesinde kalan, michael sikkofield'ın bir yazısında "vay be" dedirttiren bilim adamı. o yazı için: *

20 aralık 2013 bayern münih galatasaray liv hospital maçı

ilk yarısı 43-32 ev sahibi üstünlüğüyle tamamlandı. bu arada arroyo kenarda oturuyormuş meğer.

17 mayıs 2013 banvit beşiktaş maçı

iyi ki izlememişim dedirten maç. *

dolar

tl karşısında 3.74 seviyelerini aşmıştır.

çevik kuvvet

günü geldiğinde hesap sorulacak oğlancıklardır.

buraya uzun uzun yazacak değilim. sadece ben sizin o anlamsız ve boş bakışlı suratınızdaki korkuyu gördüm ya, bu bana yeter. o korkudan anladım ki, elbet yıkılacak bu devran ve elbet onun altında kalacaksın çevik kuvvet; göreceğiz o zaman bakalım yeterince çevik misin!

kadın tribi

(g: imageshack=img571.imageshack.us/img571/4990/trib.jpg)

beşiktaş kanseri

aramıza yeni katılmış 3. nesil yazar.

öncelikle hoşgelmiştir. sonralıkla, nick altında yalnızca kendisine yazılmış entryler görmek dileğiyle diyorum ve sözü ankara stüdyolarına bırakıyorum.**

edit: henüz aktif değilmiş ya la... neyse neticede;

(bkz: o gemi bir gün gelecek)

beşiktaş maccabi tel aviv maçı atkı şovu

atkı sallamaktan ziyade, sese, desteğe ihtiyaç olduğunu düşündüğüm maçta, bence yersiz yapılandır.

ömer güvenç

aslında kendisi eski topçu olup, galatasaraylıdır ama yıllardır beşiktaş muhabirliği yapar. evet aslında muhabirdir ama köşe yazısıda yazdırırlar ve artık iyiyce yaşlanan ömer abimiz aşağıdaki yazıda ki gibi saçmalar..

http://www.haber1903.com/futbol/dakika-25-ve-kaleci-rustu-h7570.html

not: bununla ilgili yorum cuk oturmuş

---------------alıntı---------------
''yoruma bak "manisa’nın golünden sonra akıllara 2-0’dan 4-2 kaybedilen g.birliği maçı geldi. ama fernandes sivok’a ‘al da at’ dedi. bu golden sonra beşiktaşlılar rahat bir nefes aldı."
allahın salağı sivok golü önce attı. maç 3-0 olduktan sonra 3-1 geldi. senin gibi spor yazarı olmaz olsun bide sana yazı yazdıranın''


---------------alıntı---------------

yılmaz özdil

bugünkü yazısını takdir ettiğim yazardır.arada bir geliyor bu adama iyi bir şeyler yazıyor.neyse bugün güzel bir konuya değinmiş ve düşünmemizi sağlamıştır.