5 kasım 1998 beşiktaş valerenga maçı

ilk yarıyı 3-0 önde kapattığımız, babamın "oğlum nasıl olsa tur atladık sen yat uyu" diyerek beni uyuttuğu ve sabah uyandığımızda 3-3 bittiğini öğrendiğim maç. hatta bir gün sonra haberlerde bir babanın şifo mehmet'e "oğluma oğlum nasıl olsa tur atladık sen yat uyu dedim, ben şimdi oğluma ne diyeceğim kaptan" diye serzenişte bulunduğunu görünce "demek ki yalnız değilmişiz" demiştik.
ortaokul günlerimin en acı akşamlarından birisiydi...
daha çocuk yaşlarda sevk ettiği buhranla bizleri mahvetmiş karşılaşmadır.

doksan dakikasını izlediğim bu maç, belki de bu nedenle, sonradan bizi uçurmasına rağmen john carew'e ne kadar uğraşsam da ısınamamama sebep olmuştır.


düzeltme: iki harfçik
bizi genç olduğumuz çağlarda beşiktaşlılığa alıştıran maçlardan biridir.
(bkz: bazen sevinç paso keder beşiktaşlı olmak yeter )
bir nesil bu maçın etkisinde büyüdü. turu atladık yarın okul var diye yatırılan çocuklar sabah uyanmak istemediler. 3-3 bitti diyen anneme dakikalarca şaka yapma doğruyu söyle, başka maçtır o, 3-0'dan nasıl 3-3 olur diye serzenişte bulunduğumu dün gibi hatırlarım.
o maçı numaralı tribünden izleyen biri olarak, oktayın attığı mükemmel ilk gol, ilk yarı 3-0 sonrası devere arasında sevincimiz, ikinci yarıda sahaya daha 19 yaşında ki carewin çıkışı ve harika oyunu , maalesef beşiktaşı dağıtışı, ikinci yarının hemen başında 4. golü atacakken olmayıp maçın dönmesi, akşam haberlerinde şifo mehmete ağlayan babab ve ertesi gün okulda arkadaiların yaptığı taşak muhabbeti aklımda kalmıştır.

not: diğer gollerden birini yine oktay, diğerini tayfur atmıştı.
bana hayatımın en büyük travmasını yaşatan maç..3-0 galipken elektrikler kesilmiş, elektrikler gelip tv yi açtığımda 3-3 sonucuna inanabilmek için uzun uzun bakmıştım...
sol frame'de gördüğümde bile tüylerimi diken diken eden, mutlulukla başlayıp gözyaşıyla bitmiş, iki saat içerisinde bir insan zirveden aşağıya nasıl yuvarlanır dersi verebilecek maçtır.şahsım için ciddi anlamda acıyı hatırlatır.
beşiktaş kanserinin başladığı maçlardan birisi. bu zamana kadar çok yenildik çok hezimet yaşadık belki ama hiçbirisi bu kadar derinden bu kadar yıkıcı olmamıştı gözümde. deplasmanda farklı kaybedilen leeds ve liverpol maçları dahil. bilmiyorum belki zaman içerisinde şerbetlendik böyle durumlara artık eskisi kadar koymuyor belki.

maçı dün gibi hatırlıyorum, sonrasında 12 sene daha oturacağımız eve yeni taşınmışız, üzerimizde ev taşımanın getirdiği yorgunluk ama yine de heyecan hat safada, peder beyle oturmuşuz televizyonun karşısına, ilk yarı başlıyor akın üstüne akın, uçuyoruz mutluluktan oktay(2) ve tayfurun golleriyle ilk yarıyı 3-0 önde kapatmışız evde bayram havası esiyor. çeyrek finalde kim çıksa iyi olur muhabbetleri çeviriyoruz. ikinci yarı kaç tane daha atarızın derdindeyiz. tabi o zamanlar beşiktaş kanseri daha yeni yeni hortluyor ne bilelim veba gibi yayılmaya başlayacağını. ikinci yarı tam kabus john carew denilen lavuğun dünya vitrinine sunulduğu maç işte 15 dakkada aldılar aşağı sonrasını ne siz sorun ne ben anlatayım yalnız ilk olmasa da beşiktaş yenildiği için ağladığım son maçtır bu maç.

bir kaç level düşüğü ancak yine ağlatmış ve çocukluk kabuslarıma girmiş bir diğeri için;

(bkz: 3 ekim 1990 beşiktaş malmö maçı)
eğitim hayatım boyunca tek aldığım teşekkürün sebebi olan maçtır..maç sonrası girilen edebiyat da matematik de 1 geldiydi..toparlayamadım,karneye 3 düştü ikisi de,takdir pırrr..ama olsun bea..keşke yenseydik de teşekkür bile alamasaydım..nolcak yani çok mu beşiktaştan..
15 sene önce beni hüngür hüngür ağlatan maç.

maç 3-0 olmuş, taraftar galibiyeti kutlama modunda, tabi biz de evde,
annem sağ olsun arada bir tatlı yapar pratik, böyle küçük sürprizler falan...
o zaman da (unutmamın imkanı yok) ayıptır söylemesi irmik helvası yapıyor.
kadın gitti mutfağa,
birkaç dakika sonra geldi, geldiği yer cenaze evi, göz göze gedik,
ses yok, sadece arka planda maçın sesi kumandasız tv'den...
bizimki zekidir de öyle ince lafları falan da yoktur
ama demez mi

hadi beşiktaş'ın helvası olsun bu!!

ben zaten biri bir şey dese de böğürsem diye bekliyorum.
valideden aldım işareti
beşiktaş'tan başka takım tutmayan küçük yiğithan gibi ağladım içime doğru dakikalarca veya bana öyle geldi
ama çok zor teselli ettiler.
helvasını yedik tabi beşiktaş'ımın...

maçın özeti için --> http://www.youtube.com/watch?v=xmxcpgn8gvs

inönü'de o güne şahitlik edenler, o günkü kasvetli boktan havayı ve maç sonucu eve gitmemek için direten ayaklarını, olayı idrak etmekte zorlanan beyinleri ve şahit olduklarına inanamayan gözlerini ve yaşadıklarını asla unutmadılar, unutamazlar.

ayrıca (bkz: john carew)
hayatım boyunca asla unutamayacağım, etkisinden kurtulamayacağım maçtır. hatırladığım ilk ve en ağır beşiktaş dramasıydı. şimdilerde skor 3-0 olmuşken bile rahat edemememin tek nedeni bu maçtır.
gece gece akla gelendir. ulan deplasmanda kazanmışız* hala rahat değilim. kötü deneyimlerden en kötüsü olan maç.
biz beşiktaş aşıklarının skor olarak ne kadar önde de olsa son düdük çalana kadar sevinmemesini sağlayan maç.
beşiktaş'a ait olmayan hisleri tatmamızı sağlayan maç. futbolda böyle şeyler var maalesef.

g4l4t4s4r4y'da yaşadı bunu 3-0'dan 4-3

dün gece arsenal'de yaşadı 3-0'dan 3-3

bizim problemimiz aşırı duygusallık.
bizim "farkımızın" aşırı duygusallık olduğunu gösteren maç.
  • /
  • 2