aşk

  • /
  • 7
ağza kolay kolay alınmayacak kadar değerli, ama beşiktaş için yürekten hemen kopuverip dile gelen duygu.
içinde muhakkak bir kavuşamama, ulaşamama hikayesi olması gerekmektedir yoksa eksiktir veya değildir.
fuzuli'den bozma hikayelere sığınan aşk fakiri veya beceriksizlerin farklı kalıba soktuğu his.

aşk insanın tüm değerlerinin artı yönde yükseliş hissi verendir. her şeye daha hazır daha dinç olursun.

aşkın tanımını daha önce ayrı bir başlıkta yapmıştım yine yapayım;

nükleerdir aşk...

iyi insanlar tarafından kullanılırsa son enerji, kötü insanlarca sonsuz mutsuzluk yaratır...

o kavuşamama hikayeleri de tırttır. kimse kendisini kandırmasın aşk tek taraflıdır ki kavuşamamışsındır. bunun için de fuzuli'nin edebiyatına değil gayet açık olan platonik kelimesine ihtiyacınız var.

otur acısını çek, beceremedim, beceremedi de. ama aşk kıvışımımıktır deme...
mecaz olarak kör etme özelliğine sahip duygudur.

karşısındaki insanın tüm kusurlarını örter, her şeyin en iyisini onun yaptığını düşündürür. başkası yapsa asla ama asla tahammül edemeyeceğiniz şeylere tahammül ettirir. insanın elini kolunu bağlar oturtur yerli yerine. haberiniz olmaz.

canım aşk ya.
(bkz: böyle puşt gibi ibne gibi bir şey )

taam şaka ya şaka. kelebekler, çiçekler, kalpler falan gibi bi' şeyler.
ve gökkuşağı.

(gökkuşağı önemli.)
üzüyor insanı. inanın üzüyor. ama bir kez bile pişman etmiyor. keşke yapmasaydım dedirtmiyor.
neydi aşk ? acı yüklü ara sokakların bağlandığı kalabalık caddelerde, zincirleme duygu kazalarına kurban verdiğimiz ' bizliğimiz' değil miydi , üstüne gazete serilip kapatılan.
kadinlarin erkekleri avucunun icine almak icin uydurdugu, gercekligi olmayan safsata.
asil garip olani yuzyillardir bunun anlasilamamis olmasi.
zamanında fena çektiğimi hatırladığım olay. elime ergenlik zamanlarından bir defter geçti. bir kaç kelime karalamışım.

spoiler--

seni unutmaya çalışmak,bu aralar en büyük uğraşım. bende açtığın yaraların tedavisi yok,ilacı yok. sanki büyük bir boşluğun içinde gibiyim. ne yeni bir ilişkiye başlayabiliyorum,ne seni unutabiliyorum. her gün yeni bir uğraş buluyorum kendime. ara ara duygularımı kağıda döküp yakıyorum. kimseler bilmesin istiyorum sana olan bu duyguları. kimse anlamasın seni ne kadar çok sevdiğimi. bana verdiğin bu defteri bile atmaya kıyamıyorum. çünkü senden bana kalan tek şey bu. ve boynu bükük bir kaç hatıra. daha seni unutmayı bile başaramamışken nasıl başkasına bakar bu gözler? sen benim ilk aşkımdan. belki de tek aşkım. sen benim yaşanmamış olaylarım,söylenmemiş sözlerimsin. sen benim karda yürürken arkamda bıraktığım izim, yağmurlu havada şemsiyem, sıcak günlerde içimi ferahlatan su gibisin, hayat kaynağımsın. görüyorsun yine başladım saçmalamaya...

spoiler--


ne pis ergenliğim varmış benim arkadaş.*
bir gün biteceğini bile bile oynanan kumardır.
kumardan çok öte, kaybedeni olmayan mücadeledir
hakkında çok şey karalamak istediğim ama dilimden,gönlümden dökülemeyen kelimelerin olduğu duygu. bir kelimenin ya da duygunun anlamı bu kadar karışık,bu kadar ağır, bu kadar çaresiz içerisinde bırakır mı, bilemiyorum.hani demişler ya "ne seni unutabiliyorum ne senden vazgeçebiliyorum". hakkaten öyleymiş aşk. kimilerine göre hele ki yaşça sizden büyüklere sorduğunuzda saçma duyguymuş gibi davranıyorlar ya sinir oluyorum. lan ben böyle hissediyorum işte sanane acı çekiyorum lan diyorum içimden. sonra da cesar mendoza'nın acı çekene saygı şiiri geliyor aklıma.

"kainatın yaratılışına
katılmaktan bıktığında ruhum,
intihar edeceğim ben de
denenmemiş bir yolla."

diyorum kendi kendime. sonra da diyorum ki kendime intihar dinimizce çok günah. sonra da kendi keşmekeşliğime gülüyorum. kısacası aşk dediğin değişik duyguların bir araya gelmesiymiş. her ne kadar acı verse de bir gülüşüne bir ömür, bir zerresine dünyaları bağışlayacağınız bir duyguymuş diyorum. bu dediklerimi de kendi kendime diyorum ha. deliyim sanmayın tabi de kime diyim şimdi bunu. hemen başlarlar zırvalıklarına bana anlatmaya. o yüzden sözlük, sen sen ol aşık olma.

dipnot: çok boktan bi final olduğunun farkındayım. kusura bakmayın bu duyguya yeniyim henüz.*
eskimez,eksilmez,yaşanmaz

(bkz: bela )
(bkz: mario gomez)
(bkz: jose ernesto sosa)

not: nankör olsaydım galatasaray'ı tutardım.
alıntı--

aşk; iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. boşuna bir çaba, çünkü insan kendi bilincine mahkumdur.


alıntı--
"kazanmayı planladığımız değil, kaybetmeyi göze aldığımız şeylerin toplamıdır." demiş nermin yıldırım.
mantıklı hiçbir sebebi yokken birini görünce dünyanın rengarenk olması olayıdır. o varken dünyadaki en şanslı kişi olmak, en güçlü, en mutlu, en en en... hiçkimsenin duyumsayamadığı bir kokuyu almak, özlemektir. ama tek taraflıdır. hep bir kişidedir. karşılığı yoktur bu özgürlüğün. tüm prangalarından kurtulup, sadece var olmak isterken kapana kısılmaktır. acı çekmek değil hüzünlenmektir derinden. saçlarına, gözlerine şiirler yazmaktır sadece kendin bildiğin. hep kendi bildiğin, herkesin yaşadığı fakat sadece kendin anladığın...

günler aylar yıllar geçip tatlı anılar bırakan, biraz şarap ile yad edilen hep aranan hep özlenen; gelir diye yol gözlenen... seni büyüten şeyin yıllar olmadığını anladığın şeydir eskilerden...
  • /
  • 7