atatürk'ün bursa nutku

şubat 1933'ün ilk günlerinde bursa ulucami'de toplanan 100 kadar kişi camilerde türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. ayaklanma kısa sürede bastırılır. atatürk olayın hemen ardından bursa'ya gider. çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". atatürk'ün hemen konuşmakta olan kişinin sözünü kestiği ve günümüzde "bursa nutku" diye anılan konuşmayı yaptığı söylenir.

bu konuşmayla ilgili olarak prof. dr. ahmet taner kışlalı, "kemalizm, laiklik ve demokrasi" adlı kitabında şu yorumu yorumu yapar: "tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? başında bulunduğu devletin bile 'zaaf' içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlarından kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine 'sınırsız' bir güven besleyen, böylesine 'çek' veren, gençliği böylesine 'son çare' olarak gören bir devrimci yoktur! ve atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır."
her türk gencinin mutlaka okuması gereken ve icazet beklemeden vatana sahip çıkma görevinin kendisine verildiğini anlayabileceği nutuktur..
ilginç olan tarafı ise birbirine tamamen zıt ideolojik kutup militanlarının yaptıkları eylemlere bu nutku referans göstermeleridir.
---------------alıntı---------------
"türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük kıpırtı ve davranış duydumu, 'bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir. hemen araya girecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. polis gelecek, asıl suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, 'polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir' diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. mahkeme onu yargılayacaktır. yine düşünecek, 'demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek!' onu hapse atacaklar. yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, ismet paşa'ya ve meclis'e telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, 'ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. araya girişimde ve eylemimde haklıyım. eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek benim görevimdir!' işte benim anladığım türk genci ve türk gençliği!''

---------------alıntı---------------
her okuduğumda musta kemal atatürk 'ün deniz gezmiş 'i, yusuf aslan 'ı ve hüseyin inan 'ı kastederek yazdığını düşündüğüm nutuktur sanki olacakları görmüş gibi gelir.özellikle aşağıdaki cümleleri okuyunca tüylerim ürperir ve kendimi fazlasıyla aciz ve korkak hissederim.

---------------alıntı---------------
'bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir. hemen araya girecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. polis gelecek, asıl suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, 'polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir' diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır.
---------------alıntı---------------