beşiktaş taraftarının acıya yakın olması

yapılan bestelerden, anlatılan tribün efsanelerinden anlaşılabilecek durum. zira iyi giden şeyler çok doyurmuyor bu tribünü.
beşiktaş taraftarının takımına beslediği şeyin basit bir sevgiden ibaret olmamayıp aşık olmasından ve aşkın mutluluk ve neşeden ziyade acı ve melankoliye kardeş olmasından kaynaklanan durumdur.
beşiktaş taraftarı en çok sınanandır.acıya yakındır,acıyla yaşamayı öğrenmiştir,başkaları en ufak olayda tesis basıp adam döverken onlar gereğince tepki verir,yani bazıları acı biberi zayıflamak için kullanan medya şişmanı iken o acısız yemek yemeyen içten yurdum insanıdır.
(bkz: kapalı kutu)
burada insan gibi maç izlenmezdi, herhangi başka bir alanda; kendisine en ufak bir temas olduğunda sinirlenen bizler, orada 100 kişilik yerde; 300 kişi maç izlerdik. orda izlenemeyen o maçlarında tadı, başka hiç bir yerde olmazdı.
sanırım acıya yakınlık; izleme kültürümüzden de anlaşılıyor
acıdan ne zaman ayrı kaldık ki sorusunu akıllara getirendir.

biz ne zaman rahat nefes aldık, ne zaman oh be dedik. diyemedik çünkü hiç bir şey tam olmadı *. maçlardaki hakem ayrılıkları, ota boka verilen saha kapatma cezaları hep bizi buldu ve bulmaya devam edecek. biz şeref dedikçe, arma aşkı dedikçe tepemize çıktılar. ezilen, üzülen hep taraftar oldu. tek suçumuz var o da beşiktaş'ı canımızdan çok sevmek. tüm pisliklere rağmen de son nefesimize kadar bu böyle olacak.

not: beşiktaştan menfaat beklememek lazım, zira insanın başına ne geleceği bilinmez.
yaşanan olaylar sonrasında alınan tecrübelerle sadece yakınlık değil aynı zamanda dayanıklılık da baş göstermiş olduğu durumdur. hatta artık babadan çocuklara geçen bir beşiktaşlılık genidir.fakat sonradan da kazanılabilir.
beklenmedik maçlarda, beklenmedik şekilde yenilerek taraftarlarının sürüklendiği duygu seli. buna rağmen armasındaki asalete çok farklı duygular besleyen beşiktaş taraftarları var tabi.
beşiktaş taraftarının duygusal olması ile doğru orantılıdır.

sevginle çektiğin veya çekeceğin acının doğru orantılı olması gibi...
genelde çekerler. sanki üzülmezsek bi yanımız eksik kalıyor inanır mısın.
olaya daha çok duygusal bağlılık girdiğinden ötürü orta çıkan durumdur. tabi bunda kaçırılan şampiyonluklar, yüzüp yüzüp kuyruğa gittikten sonra bayrağı teslim etmek gibi durumlar acıyı daha ağır hale getiriyor.
beşiktaş taraftarının cefakar olmasındandır.