beşiktaş yenilince ağlamak

koskoca adamlar olduk. hala tek ağladımız şey beşiktaşın yenilgisi değil midir? eskişehir maçında da ağladım. eğer yenilirsek yine ağlayacağım. beşiktaş ulan!!!
..yer, zaman, mekan, insanlar umurumda olmadan yenmenin de yenilmenin de sevincini ve üzüntüsünü yaşarken kendimi hiç bir şekilde tutamadığım durumdur. ağlarım da, gülerim de, ölürüm de uğruna... laf da değil gerçekten ölürümmm.

(bkz: beşiktaş seninle ölmeye geldik)
hayatımda bir buçuk kez yaptığım eylem.
ilkinde 8-9 yaşlarındaydım sözlük. karabükspor süper lige* yeni çıktığı zamanlardı. beşiktaşımı ya yenmişti ya da berabere kalmışlardı, pek emin değilim. oturup ağlamıştım. kız kardeşim falan salak salak bakıyordu bana. anlamsız geliyordu bu ona. işte o gün hasta beşiktaşlı olduğumu anladığım gündü.
diğeri ise bu akşam başıma geldi. tam anlamıyla ağlamadım tabii. gözlerim doldu, yüzüm yanmaya, ellerim ve ayaklarım buz kesmeye başladı sözlük. çok üzdü beni bu mağlubiyet daha doğrusu kötü oyun ve ruhsuzluk. her şeye tahammül ederim de o armaya saygısızlığa gelemiyorum. ben mi çok abartıyorum, bilmiyorum.
haklı haksız her mağlubiyette, hatta beraberliklerde yaşadığım durum.

dizlerimin kesilip, annemin saçlarımı okşayarak susturmaya çalıştığı günlerim bile oldu...
beşiktaşlıya default olarak gelmiş olan duygu durum bozukluğunun ürünüdür. beş dakika önce yeneceğine öylesine inanıp yerinden zıplarken, ani bir golle pıt pıt pıt dökülüverir o yaşlar. istemsiz, kontrol edilemez ve betimlenemez ağlama şeklidir.
#364628

saldır beşiktaş'ım oleeeey diye gaza gelmişken ve hatta goller peş peşe kaçarken, annem yanımdaysa o an, "aman bizimkiler hemen golü vurmasın. şımarıyorlar ardından hemen gol vuruyorlar bizim kaleye. sonlarda atsınlar" cümlesiyle sebebi açıklanan durum.

her şey güzel gidiyor, bazen erkenden gol(ler) buluyoruz, belki de kaçırıyoruz, hiç önemli değil, sonuçta üç yılını almeida'ya harcayan bir nesiliz, her şeyi sindiriyoruz bir şekilde, iyi oyunu alkışlıyoruz, kaçan pozisyonlarda yüreklendirmek için alkışlayıp, "bu olmadı, bir dahakine" diyoruz, artistik hareketler sonrasıı kötü vuruş yapıp pozisyonu heba edene "hareketin yeter, aferin oğluma" diyoruz... diyoruz da... onca şeyin ardından bir duran top, savunmadan çıkarken kaptırılan bir top, hakemin yanlış bir kararı bize gol yediriyor ya...

gel de ağlama...

hayır, bunun yanı sıra, bizimkiler de mallaşıyor bazen, doğruya doğru. atmışsın 2 tane. tut oyunu artık. 3 olmadan rahatlayamıyorum sözlük... valla billa... illa ağlatıyorlar. tamam sevinmek için sevmedik, tamam ağlamak da devrimci bir eylemdir belki ama neden zaferlere ağlamayalım sevgili sözlük, sevgilim beşiktaş. yapma bunu...
bu durumla karşılaşıldığında ilk olarak telefonlar ve sonra diğer sosyal medya unsurları kapatılıp sabaha kadar açılmaz.
bizzat yaşıyorum.
ilk kez 18 eylül 2005 beşiktaş fenerbahçe maçı ile yaşadığım durum, jose kleberson'un uzatmalarda attığı beraberlik golüne olan sevincimi bitiremeden tuncay şanlı 1-2 yapmıştı skoru.**
aşktan gelen duygudur. yenince de sevinçten ağlanır.
(bkz: 4 ağustos 1999 hapoel haifa beşiktaş maçı)

hayatımdaki en büyük hayal kırıklıklarımdan birisi olan bu maç; benim için göz yaşlarımın en çok döküldüğü maç olarak hafızamda her zaman kalacaktır. elbette ondan önce de ağlamıştım; (bkz: 5 kasım 1998 beşiktaş valerenga maçı), elbette ondan sonra da ağladım; (bkz: 14 nisan 2000 beşiktaş galatasaray maçı) ve elbette ki bundan sonra da ağlayacağım. ama olsun beşiktaşım'ın mutluluğu tüm göz yaşlarına değer.
üniversiteye kadar her yenildiğimiz maçta ağlardım. sonra biraz daha azaldı fakat artık yendiğimiz maçlarda,bir futbolcu sakatlanınca,bir futbolcu formayı öptüğünde gibi seçebildiğim her duygusal durumlarda ağlamaya ya da en azından gözlerimin dolmasına alıştım.
son 2 yıldır her 87. dakikada gözlerim doluyor artık çünkü gündoğdu söylenirken dayanamıyorum.

tanım: aşkta karşılaşılan durumdur.
doğaldır; kimisi iz bile bırakır:

#265838