bir şeyin gerçekleşmesi için beşiktaş'ın yenilmesini ummak

bu zaman zaman söylem olarak beşiktaşlı taraftarların kullandığı bir cümledir.bunu maalesef bu sözlükte de sık sık görmeye başladım ve kendi kendime düşündüm, sen hiç bişey gerçekleşsin diye beşiktaşın yenilmesini istedin mi? cevap çok netti asla. yani şimdi mesela bugün bir entry gördüm , ismi çok önemli değil, zaten ona cevap değil bu entrim, yazar kendine göre haklıda olabilir ,ayrıca onunda bunu kalben yazmadığına eminim ama mersin maçını kaybedelim ki carvalhal istifa etsin , kim gibi, del bosque, rıza çalımbay, tigana,ertuğrul,shuster gibi , daha ligin 7. haftasına girilirken, hemde yenersen hemen hemen zirvede yer alacakken. hadi diyelim hiçbiri olmayacak yinede orda beşiktaş mücadele ediyor beyler bayanlar ne carvalhal ne yıldırım demirören ne başkası.
carvalhal kim, ligin başlamasına 20 gün kala apar topar gelmiş emanetçi bir adam.düzgün bir kişilik, şimdi sözlükte bazı yazarları duyar gibiyim, adam futboldan anlamıyor edu oynuyor pektemek yok vay toroman kanat oynay mı gibi, yani beşiktaş yenilince bu hengamede carvalhal istifa edince sanki herşey düzelecek gibi.(zaten ne hikmetse beşiktaşa gelen hiçbir antranör futboldan anlamaz aslen kriket golf veya cicozdan anlar onlar)
lütfen biraz destek olalalım artık takıma, atıp tutmaktansa (stadlar salonlar hep boş, taraftar önce asli görevini yapsın sonra atıp tutsun lütfen.)
eleştiri güzel şey, kendini eleştirmek büyük bir erdem ama fazlasıda akrep misali kendini zehirler insanın.
sadece yanlış bir düşüncedir ötesi değil zira işler dahada kötüye gidecektir böyle bir durumda.
ilgi görmek için sürekli hasta olmak isteyen çocuğun pskilojisiyle aynı şeydir bu.
kimi zaman bunu yapmak zorunludur. sorun bunu yapmakta değil bunun zorunlu kılınmasındadır. şöyle ki; ülkemizde futbol skor taraftarlığı şeklinde cereyan eder. hepimiz pek çok zaman kazanan her zaman haklıdır felsefesiyle düşünürüz. takım kazandığı sürece sorunlar görülmez, ötelenir.

böylesi bir durumda sorunların gündeme gelip çözüm yolunun bulunabilmesi için kötü bir gidiş gerekir. örnekle açıklamak gerekirse; beşiktaş kazandığı sürece kimse aşırı borçlanmayı, gereksiz yere harcanan milyon dolarları, ayaklar altına alınan beşiktaşlılık değerlerini gündeme getirmez. bu sorunlar beşiktaş yenildiğinde gündeme gelir.

burada sorun beşiktaş yenilmediği sürece sorunları görmezden gelen zihniyettedir. bu zihniyet ne yazık ki tersi yönde olan zihniyetten fazla olduğundan beşiktaş'ın geleceğini kurtarmak için alınacak bir kaç mağlubiyet mazur görülebilir.

halbuki galip gelirken de yanlışları görüp bunları konuşabilsek hiç bir gerçek beşiktaşlı takımının kötü gitmesini istemez.
bazen böyle sinirlenirsiniz, yönetime kızarsınız hocanın size göre yanlış oyun sistemine kızarsınız, futbolcunun oynadığı oyuna kızarsınız aklınızdan geçer aynen şöyle bi cümle, "amınıza koyim yenilin rezil olun küme düşün de akıllanın" bu kadar ağır konuşmayı kendinizde hak görürsünüz, çünkü canınız acıyodur.

kimseye belli etmezsiniz belki üzüntünüzü ama bir yanlış vardı ve siz de herkes gibi etten kemikten insansınız amk illa ki tepki vereceksinizdir bu hoş olmayan gidişata kendinizce. bir sürü yenil beter ol küme düş madara ol dediklerinizin hepsini ta ki maç maç başladığında unutursunuz.

kendinize belkide yalan söylediğiniz için belkide 8 dakika önce istemeyerekte olsa ezilsin dediğiniz takımınıza kıyamazsınız o formayı görünce dünyanın durduğunu farkedersiniz anasını sikerim lan benim beşiktaşımı kimse yenmesin dersiniz benim kartalımın kanadını kimse kırmasın lan dersiniz işte duygularınız aklınızın mantığınızın önüne geçer. anlarsınız ki mantık çöp olur konu beşiktaşsa konu aşksa.
zirveye çıkabilmek için dibe vurmanın şart olduğuna inanan insan düşüncesidir.
takıntılı ruh halinin, artık acıklı boyutlarda dolaştığını gözler önüne seren durum.

hani böyle daha üstün bir yarar olmadığı sürece, akıl alır bir şey değil. bir (vurgula: beşiktaş taraftarı) için, beşiktaş'ın galibiyetinden daha üstün bir yarar ancak renklere sürülecek bir leke olabilir. onun haricinde başka bir üstün yarar pek aklıma gelmiyor maalesef.

beşiktaş'ın yenilmesini beklemek; hele ki kendi düşünceleri doğru çıksın diye, başkalarının görüşleri yanlış çıksın diye pusuda yenilgiyi beklemek en hafif tabiriyle hainliktir, kendini bilmezliktir.
insanin kalbi sokulup ici gorulemeyeceginden hicbir zaman kesinliği olmayan önermedir.
#350906

zamanında şöyle bir entry girmiştim, bu durumla ilgili. övgüde ve yergide toplum olarak ortayı bulamadıkça, laf dokundurmadan düşünce ifade etmeyi öğrenemedikçe, kimi zaman mutlu olmayı haklı olmaya yeğleyemedikçe de bu durumun çözümü yok. sanılanın aksine tek taraflı bu durum değil yalnız bu. misal, beşiktaş liverpool'u elediğinde bu sözlükte yazılanları okuduğumda, inanılmaz ifadeler de gördüm. ortak paye beşiktaş değilmiş gibi, sanki beşiktaş'ın başarısına sevinme hakkı yokmuşçasına karşıt görüşlülere sokağa çıkma yasağı uygulanmasını ister bir hırsla kaleme alınmış yazılar gördüm. yaşça yaşını başını almış insanlar bayraklığını bile yaptı bu durumun hatta. o zafer akşamından sonra olayın bu boyuta geleceği belliydi esasen.

yapmayın, etmeyin ya. basit temel fikir ayrılıklarını, kişisel ispat mücadelesine çevirdiğiniz her an, ister istemez insanları manipüle etmeye başladığınızın farkına varamıyorsunuz ama yine o an hırsla yaptığınız şeyler aslında kutuplaşmanın temelini atıyor; sonra ne oluyor, o iflah olmaz hırs kine evriliyor ve tartışma kültürüne elveda demek zorunda kalıyoruz yeniden.

şimdi "ulan sen de hep bi gözlem-tahlil hep bi böyle toplumsal mesaj peşindesin de çözüme dair bir halt sunduğun yok" diye içten içe söylenenler için naçizane çözüm önerim geliyor;

"bence", "bana göre", "katılmıyorum", "beğenmiyorum" vs.

şu kelimeleri mümkün olduğunca kullanmaktan çekinmesek ateşleyecek fitil bulamayız "bence" diyor ve çürük domatesin tadına bakmadan koşar adım sahneyi terkediyorum. *
en hafif tabirle kalleşliktir.
mirasın kalması için babanızın ölmesini beklemekle arasında pek bir fark olmayan ahval.
bilhassa muhalefetteki koyun postlu çakalların, günümüzdeki beklentileridir...