bu ülkede yaşantının iğrenç olmasının asıl nedeni

1- sevgisizlik
2- varoşluktur.

nokta. boş yere başka yerlerde aramayın. yok hükümetler, yok fakirlik yok teknoloji yok bilmem ne... hiç başka yere bakmayın canım. asıl sebebi bu 2 kavramdır.

sevgisizlik.. insanların başka insanları, başka şeyleri sevmediği bir yerde mutluluk olması imkansızdır. ki ülkedeki pek çok insanın aslında kendini bile sevmediği gerçeği göz önüne alınırsa durumun vehameti ortaya çıkar.

her insan sevmediği "başkaları" sevmediği kavramlar ve unsurlar kadar mutsuzdur. dolayısıyla bir şeyi sevmemek o şeyden bir şey götürmediği halde bizden çok şey götürür. toplumdaki bu infialin alt başlıklarını açmaya kalkışmıyorum çoooooooooook uzun sürer.

2. si ve kaçınılmaz olan bi başka felaket: varoşluk..

varoşuz. sapına kadar. iğrenç derecede. donumuza kadar varoşuz. varoşluğu uzun uzun anlatmak isterdim ne demek olduğunu ama bu da feciiiii uzun sürer. o yüzden kısa kesiyorum..

bu ülkenin temel kaybı işte burdadır. her toplumun, ülkenin ve coğrafyanın kırsalı varoştur. bu dünyanın gerçeğidir. ancak şehrin varoş olduğu tek ülke sanırım biziz. işte bizim "hamartia" mız (ölümcül hata)

normal bir ülkenin şehir merkezi ya da metropolünü oluşturan insan kesimi bilgiye haiz, pozitif düşünceye sahip, bilimden nasibin almıştır. varoşluk kavramını aşmıştır. genellersek tabii. bu hal ve şeraitte kırsaldaki varoş şahıs da, içinde zuhur eden ilim ve insaniyet ışığı doğrultusunda yaşı ve bilinci el verdiği zaman bu bölgedeki insanı kendine idol alır. ona yaklaşmak yakınlaşmak ister. belki bu bölgeye taşınır. yani bir kurtuluşu vardır. sora zamanla asimile olarak artık bir varoş olmaktan kurtulup normal bir insan olur.

lakin bizde her yer ve herkes varoş. ultra varoş. sapımıza dibimize kadar. sonra fazıl say çıkıp da "arabesk yavşaklık" tan bahsedince adamın sadece "arabesk müzik" ten bahsettiğini sanıp ağzına sıçıoruz. yok anacım adamın dediği o diil.

hani insanlık piramidine tek bir tuğla koymak gibi bi derdin yok ya, hani hayattaki tek gayen "başkaları benim için ne der" kaygısı ya, hani winner olmak yerine aslında içten içe looser olup kendi hayatının zorluklara ve acılara karşı yılmaya trajik ve efsane kahramanı olmak gibi boş ve saçma bi gayen var ya..

adam onu diyo aslında işte..

neticede bu ülkede varoşluktan bütün bütüne sıyrılamazsın. en fazla kısmen kendini izole edebilirsin. sevgisizlik ise neredeyse tamamen senin elinde.. herhangi bir inanç ya da düşünce anlayışıyla sevmediğin şeyleri ve insanları azaltarak kendini o ölçüde mutlu kılabilirsin.

ne yazık ki -aslında- bu ülkeden mutlu olmanın tek yolu aslında bu..

evet paradır evet puldur çok önemlidir.

ama inan güzel kardeşim mutluluk evrensel anahtarı bu değil! herkesi seven ve pozitif bilimin farkında olan insan için mutlu olmak o kadar zor değil.
duygusal anlamda bir çok sebebi olan durum.
lakin gelişemeyen ekonomi ve yaşam koşullarının gün be gün insanları avcı moduna sokup, başkasının yaşamına müsaade etmemesine meyillenmesi de aşikar olan.
tahammülün kalmıyor bir kere. ağır koşullarda çalışıp, hakettiğini alamamak en birincisi..
ağır koşullar derken, yükte ağırlıktan bahsetmiyorum.

satış baskısı, iş alanında var olma çabası, sizi hedefe koşmaya zorlarken, etrafınızdakilere de çelme takmanızı istiyor.
bu anlamda çalışan insanlarda sevgiden, sevme yetisinden bahsetmek haliyle pek müsait olmuyor.

3 günlük dünya hesabı takılsan, bu sefer de muvakkafiyet sağlayamıyorsun..
sersefil avareye çıkıyor adın..

ama önemli olan bu hırgürün içinde , bir havuç gördüğünde , onunla daha mutlu olduğunu hissedebilmekte..
küçük notlarla yaşamalı insan.. havuç görünce gülümsemeli, kedilere merhaba demeli..şarkı mırıldana mırıldana yürümeli..ne biliyim, öyle..
tabiki bu ulkede yasayan insanlardır sebebi. adamcılık, fasistlik, hırsızlık, ahlaksızlık ulke insanının kanına islemistir. besiktas olmasa yasanılacak yer degildir de iste kara kartalın hatrına katlanıyoruz.
jeopolitik konumudur bana göre. ilkokulda büyük şansmış gibi anlatılan büyükdükçe lanet ettiğim bu konum, yer altı zenginlikleri vs oynanan oyunların ve mide bulandırıcı siyasetin asıl sebebidir. keşke kutuplarda falan yaşasaydık da kafamız rahat olsaydı. eskimo olsaydık ne bileyim.
ülke iyi de çevresi kötü.
yengeçlerin sözlerinin daha çok geçmesidir.
ataerkil toplum öğretisinden çıkamamak en büyük sebeptir.

erkek yapar erkek yönetir anlayışının hala var olması, aferin oğlum aslan oğlum söylemleriyle de yeni nesillere aktarılan bu zihniyet ülkemizin bence yaşanılmaktan çıkartan en büyük etkendir. bu noktada türk kültür milliyetçiliği yapan arkadaşlarıma seslenmek istiyorum. bu güzel arkadaşlarımız genelde erkek birey olup etrafında da bi hayli fazla erkek arkadaş bulunduran kimselerdir ve eril eril konuşmayı severler. size soruyorum güzel kardeşlerim sizin törenizde kadının yerini ne zaman unuttunuz? dede korkut hikayelerinde bahsi geçen kadınları ne ara unuttunuz? unuttunuz beyler unuttunuz belki de öğrenmediniz. biraz kadınların sesinin duyulacağı bir yer olsa şu ülke inanın değişikliğe siz bile inanamayacaksınız.