dört artı dört artı dört kesintili eğitim sistemi

komisyondan geçmiş bulunmaktadır. ağrısız, sızısız öptüler bizi.
helal olsun onlara. adamlar her boşlukta bir şeyi geçiriyor.
biz de " acımadı ki" yapıyoruz.
onlarda öyle demişti zaten, gel yavrum gel, acımayacak.
düşük ve kalitesiz olan eğitim sistemimizi eleştirirken bir de hemde..
karşılarındaki muhalefeti tekme ve tokatla alt ederek, dayak zoruyla geçirmişlerdir bu yasayı. başka türlü geçiremezlerdi zaten.
komisyonun toplantı salonuna önceden sokulan 100 kişinin komisyon üyelerinin salona girmesini ve konuşmasını engellemesi sonucunda kavga dövüş kabul edilen yasa taslağı. öyle ki akp'liler bile neyi oyladığının farkına varamadı, kavgadan fırsat buldukları anda el kaldırıp indirdiler sadece, neyi oyladıklarını dahi bilmeden. bu da demokrasi oluyor işte bizim ülkemizde.

genel kurula geldiğinde de yine benzer şekilde geçirilip yasalaşacak. uzun vadeli sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. adamlar sırf sayısal üstünlüğü var diye ülkenin amına koyuyor. bilimsel gerekçelerini sunup itiraz eden sivil toplum örgütlerini tehdit ediyor ve biz hala uyuyoruz.

bu olay son nokta olmalı artık. demokrasi adı altında yapılanları herkes gözünü açıp görmeli yoksa ileride çok pişman olacağız.
siyasi görüşler ve önyargılardan dolayı objektif olarak bakılamadığına inandığım eğitim sistemi. zira geride bıraktığımız 8+0 lık eğitim sisteminin savunulur bir yanı yoktur.ayrıca gelişmiş ülkelerin hiçbirinde böyle bir eğitim sistemi bulunmamakla birlikte 3. dünya ülkelerinde benzer sistemler görülebilmektedir.

yeni eğitim sistemiyle öğrencilerin 4. sınıftan sonra yeteneklerine göre mesleki eğitime yönlendirilecek olması, yurda yararlı bireylerin kazandırılmasına yönelik bir adım olduğunu düşünmekteyim.ülkemize hayırlı olmasını dilerim.
adamlar resmen dayak zoruyla yasa geçiriyor, hâlâ polyannacılık oynayanlar var, inanılır gibi değil. çocuk gelişimi hakkında zerre kadar bilginiz yoksa, hiç yorum yapmayın bu konuda, komik duruma düşürmeyin kendinizi.

*10 yaşındaki bir çocuğu meslekî eğitime yönlendirsen ne olur?
*yeteneklerini keşfedecek bir eğitim sistemin var mı ki böyle bir işe kalkışıyorsun?
*o yaşta bir çocuk, böylesine hayatî bir kararı verebilecek zihinsel olgunluğa ulaşmış olabilir mi?
*diyelim ki niyet gerçekten meslekî eğitime yönlendirmek; neden açıköğretim? sen henüz kızların okula gönderilme oranını bile yükseltememişken, onların eve kapatılmalarının önünü açıyorsun, neden?
*8 yıllık zorunlu eğitim başarısız olduysa, bunun tek alternatifi 4+4+4 adlı saçmalık mıdır?
*hepsini geçtim; tübitak karşı çıkıyor, azarlıyorsun. bütün muhalefet karşı çıkıyor, kürsüyü işgal edip onları susturuyorsun, yerde tekmeliyorsun. bu yasayı resmen zorbalıkla geçiriyorsun. bu kadar faydalı bir şeyse, bu kadar insan, bu kadar işin uzmanı, herkes mi ruh hastası da itiraz ediyor?

bana göre, siyasi görüşlerinin etkisinden çıkamayanlar, bu tarihî skandalı savunmaya kalkışanlardır. demokrasinin olduğu yerde eşkıyalıkla yasa geçirmenin hiçbir savunulacak yanı yoktur, olamaz.
getirdiklerine bir bakalım;

öncelikle gelişmiş ülkelerde böyle değil mevzusu bizim ülkemiz özelinde bir gerekçe olamaz. bizim ülkemiz gelişmiş bir ülke değil zira. biz hala töre cinayetleriyle,namus cinayetleriyle uğraşan, kadınları 2. sınıf vatandaş gören bir ülkeyiz. getirilen değişiklikleri buna göe değerlendirmekte fayda var.

artık eğitim zorunlu olmayacak bir kere. 12 yıllık zorunlu eğitim masallarını geçelim lütfen. açıköğretim gibi sikindirik bir sistem getiriyor bu yasa. artık isteyen çocuk 4 yıldan sonra açıköğretim sistemiyle eğitim almaya devam edecek. gelişmiş ülkelerde kız çocuğu 2. sınıf evlat olarak görülmüyor tabi. ama bizde öyle değil. bu mantıkdaki insanların özellikle kız çocuklarını okula göndereceklerine inanan var mı bilmiyorum. pek yakında birlikte görürüz zaten.

bunun dışında 4 yıllık eğitimden sonra çocukları "yeteneklerine göre" meslek liselerine yönlendirme durumu var. bunu da hep birlikte göreceğiz ama ben baştan söyleyeyim, ilk 4 yıllık eğitimi bitiren çocukların önemli bir kısmının yeteneği "din" konusuna olacak ve dini ağırlıklı eğitim veren orta okullar yeniden hortlayacak. 10 yaşındaki çocuk bunu ne kadar tercih edebilir, ne kadarı aile baskısıyla olur bir düşünmek lazım.

her şeyi geçelim. bu yasanın geçirilme şekline bir bakın yahu. milletvekilleri yerde tekmeleniyor, konuşmasınlar diye kürsüye adam dikiliyor. muhalefet ve sivil toplum örgütleri ağzını açınca açtığına pişman edilip susturuluyor. azıcık aklı olan insan bir düşünür yahu nedir bu telaş diye.

getirdiklerini hep birlikte göreceğiz zaten. avrupa birliğinin eğitim raporunda son sırada olan bir ülke olarak gelişmiş ülkelerle yarışmak istiyorsak sistemden ziyade zihniyetleri değiştirmeliyiz. yoksa başbakanın isteği olan "dindar ve kindar gençlik" hayallerini gerçekleştirmek için kanun değiştirmekle bir sik olmaz.
amaçları cahil diplomalı yetiştirmek olan zihniyetlerin yarattığı eğitim modeli.
4. sınıftaki bir çocuk yeteneğini bilip de nası seçmeli ders seçebilecek onun merakı ve bu sebeple yasanın önümüze konmasının hayreti içersindeyim.

cahil adam yine cahil olacak ama elinde diploması olduğu için özgüveni olacak. pısıp kalmayacak çatır çatır bu zihniyettekilere en iyi hizmeti vermek için savaşacak. çekirdekten yetişen din tüccarlarının eserleriyle mücadele edeceğiz ya da edemeyeceğiz (bkz: yorgun demokrat)

hadi orta okulu da bitirdin. liseye kızlarını göndermeyeceksin. evlendireceksin eve kapatacaksın,görücü usulü vereceksin,şeyhe,hacıya,hocaya vereceksin hayatlarını karartacaksın. bütün o baba beni okula gönder, kardelenler, eğitim gönüllüleri filan o kadar çaba yasayı çıkartan zihniyetlerin pis gülümsemelerin altında anlamsızlaşacak.

millet bunu istiyor diyenler için yapılan ankette yüzde 96 gelmesin cevabı çıkıyorsa ve sen bunu bile bile bu yasayı hala geçirmek istiyorsan senin insancıllıgından da demokratikliğinden de dindarlığından da şühpe ederim. bu ülkenin aydın kesimini yok edip yerine dindar gençlik yetiştirmek niyetindesin kabul ama gidişin gelişin kadar kolay ve ağrısız olmayacak bunu hissediyorum.

kinle ülke yönetilmez. intikam şerbeti içmiş gözü dönmüşler gibi saldırıyorsun halka. halk ta vız gelir tırıs gider demeye devam ediyor inadına. ama umarım herşey için geç olmaz.

kin uğruna bir ülkenin geleceğiyle oynarsan ne seni tarih affeder ne de yaradan! hadi eyvallah.
üniversite hocam olan ve irticayi faaliyetleri üzünden üniversiteden atılan ömer dinçerin milli eğitim bakanı olduğu bir ülkede hiç şaşaırmadığım durumdur.
durun daha bu başlangıç, 5 yaşında okula başlayıp 10 yaşında meslek seçecek!!!! bir kuşak geliyor.
ayrıca ihale dışı alınacak tablet bilgisayarlar ile rantlarının da ortaya çıktığı projedir. her sene yeniler gelecek para musluğu kesilmeyecek hep akacak
akp nin ülkeyi gerçek bir diktatörlük sistemi ile yönettiğinin ispatı olan düzenlemedir.
muhalefete konuşma hakkı vermeyip üstelik bir de şiddet gösteriyorlar, bir eğitimcinin fikri alınmıyor, hiçbir kuruma danışılmıyor ve ben yaptım oldu denilerek ülkenin geleceğiyle oynanıyor.
bir çoğumuz üniversitedeyken bile hangi mesleği seçmesi gerektiğinden emin değilken beş yaşındaki bir çocuktan bunu nasıl beklerler?
kadınların okuma yazma oranı halen %65 lerde olan bir ülkede isteyen çocuklara ailenin eğitim vermesini beklemek hangi aklın muhteşem fikridir?
hoş tüm bu mantıksızları arayıp bulmak bir beceri değil çünkü adamların ilerici bir anlayışları yok veya ülkeye fayda sağlamak gibi…
az ile yetinmeyi bilen, depremi allah’tan bilecek, şantiyede yanmayı kader görecek, müslüman-türk olmayı müthiş bir kazanım olarak kabul edecek, kadınların erkeğe hizmetle cennetlik olacağı ve çocuklarını tinerci yerine dindar yetiştirmek isteyen bireyler görmek istiyorlar.
hedef 2023…cumhuriyet’in 100. yılında karanlığa geri dönmek istiyorlar ve bunun için hızlı adımlarla ilerliyorlar.
biz mi?sadece bekliyoruz…
neresinden tutsan elinde kalacak bir sistemdir. bir yandan " çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimi" olumsuz etkilenir gerekçesiyle, pek çok tv yapımına "13+" ibaresi konuluyor. bu ne demektir? "bu programda, 13 yaşından küçük çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek unsurlar var." demektir. başka bir deyişle, "10 yaşında bir çocuk, dış etkenlerden bağımsız düşünemez, karar veremez, gerçek ile hayal arasındaki farkı kavrayamaz." bu gerekçeyle, televizyonda yayınlanan, istisnasız her program, zorunlu bir oto-sansür uyguluyor. yetmiyor, olmadık gerekçelerle, olmadık cezalara çarptırılıyor. hatta bu da yetmiyor; çocukların hangi saatte yatağa gireceğine bile televizyon karar veriyor. bu şekilde, çocuk gelişimi konusunda maksimum hassasiyete sahip bir zihniyet imajı canlanıyor kafalarda. ancak bana göre buradaki esas gerçek, televizyonun, hayatın merkezine konulmuş olduğu gerçeğidir.

diğer tarafta ise bu yasa: bir çocuk, "4. sınıftan sonra meslekî eğitime yönelebilir, açıköğretim ile yoluna devam edebilir." diyor. diyor ki; "10 yaşında bir çocuk behzat ç. izleyip sigaraya başlayabilir, alkole alışabilir, aile kurumunun kutsallığını hiçe sayabilir (!) ama, bütün hayatını etkileyecek kadar önemli bir kararı, hür iradesiyle verebilecek olgunluğa da erişmiştir."

yasanın yarattığı onlarca saçmalıktan yalnızca bir tanesi bu. insanların, ülkenin, eğitimle gelişmesinin değil, televizyon ile yönlendirilmesinin, uyuşturulmasının amaçlandığının net bir göstergesi. 10 yıldır gözümüzün içine baka baka hayata geçirilen her uygulama gibi, bu da diğer her şeyden bağımsız olarak incelendiğinde "ne güzel revizyon işte" şeklinde yorumlanabilir ama gerçekte, çürük temelin üzerine çıkılan yeni bir kaçak kattan farksızdır.
akılcı olmayan yeni eğitim sistemidir.
ayrıca bu sistemin adaletsizce, mantıksızca, baskıyla bize dayatıldığını söylemek yanlış olmaz. dindar bir toplum çehresi altında hepimiz göreceğiz ne çeşit sapıkların, ne çeşit suçluların, bağnaz ve sapkınların yetiştiğini.
bu eğitimin genel amacı, devletin istediği bireyi yetiştirmektir ve benim olduğunu reddettiğim devlet yöneticilerim, (b: dindar) sıfatı altında nasıl bir toplum istiyor bunu iyice irdelemek lazım. zira bilindiği üzere din, insanları hizalar, ahlaka davet eder. monarşi mi bunun adı, yoksa başka bir şey mi? belki bölücülüktür, kimbilir. unutmamak lazım, devletler önce içten yıkılır. üzerinden ekmek yedikleri dinimiz, insanı seven, insanlığı öncül tutan, hak yemenin günah olduğunu savunan bir dindir. bunca yıldır, sayısız insanlık suçu işleyen ve hak yiyen insanların dindar değil, en insani düşüncemle faşizan olduklarını varsayabilirim.

---------------alıntı---------------
şimdi “arabesk” kuşağı işbaşında. türkiye’yi dönüştürüyor.
on - on beş yıl içinde de bambaşka birileri iş başında olacak. bugünleri bile arayacaksınız.
---------------alıntı---------------*
dini eğitim için atılan sağlam adımlardan biri. ben demiyorum, bizzat uygulamaya koyan kanadın fikir babalarından biri dile getirmiş.
dindar nesil söylemlerinden sonra ortaya çıkıp meclise sunulan, jet hızıyla kabul edilmesini beklediğim yasa tasarısıdır.
http://www.ankarabarosu.org.tr/detay.aspx?syf=6928
az sonra meclis genel kurulu'nda görüşülmeye başlanacak olan yasa. ya da "dayak zoruyla geçirilecek olan yasa" mı demeliydik? birkaç saat içinde öğrenmiş oluruz sanırım cevabı. ipucu vermek gerekirse:

--------------- muharrem ince---------------
birazdan meclis genel kurulu başlayacak, başbakan bana müjde verin talimatı ile yurt dışında çıktı. müjde için neler yapacaklar göreceğiz. 4+4+4 yasası temel yasa olarak görüşülecekmiş, temel yasa demek konuşturmamak demektir. hamhumşaralop yöntemidir. meclis tv yayınlarının neden kısıtlandığın şimdi daha iyi anlıyoruz. böyle önemli görüşmeler milletten gizleniyor.
--------------- muharrem ince---------------
10 yaşında çocuk yeteneklerine göre mesleke atanıp,yurda yararlı birer birey olacaklarmış. hadi be ordan.

10 yaşındaki çocuk evcilik oynuyor evcilik. ne mesleği ? onun ne kadar aklı varki 10 yaşında geleceğinin en önemli kararını versin ? ulan hepiniz küçükken pilot olucam,öğretmen olucam demediniz mi ? bunları derken yaşınız kaçtı ? şimdi ne oldunuz ? kaçınız pilot oldu ?

18 yaşındaki öğrenciler hangi bölümü,hangi mesleği seçsem diye binbir takla atarken 10 yaşındaki çocuk mu meslek seçecek ? yoksa anası babasımı seçecek ? ulan ben üniversiteye girene kadar 50 tane meslek değiştirdim kafamda. avukat olucam dedim,öğretmen olucam dedim, piskolog olucam dedim. dedim de dedim.

ben 10 yaşındayken doktor olmak istiyordum şimdi doktorlukla uzaktan yakından alakam yok.
kardeşim 10 yaşındayken piskolog olucam dedi,şimdi '' ne pskolog'u yaa '' diyor.
sen 10 yaşındayken ne olmak istiyordun ? şimdi ne oldun ?

dindar bir nesil yetiştirme,yasayı sadece kendileri oy kullanarak geçirmelerini falan bahsetmiyorum bile. elinizi vicdanınıza koyun lan biraz.

inönü stadını bile yaptırmıyorlar bu insanlar. neymiş tarihi dokuymuş. lan amınakoyim kaç katlı otel var stadın dibinde,stadı size bırakalım ondan sonra başkalarına rant kapısı sağlayın değil mi ? yemezler. sizde yemeyin.
konuyla ilgili, üşenilmeyip okunması gereken bir yazı:

---------------alıntı---------------
laik eğitimden dinci eğitime geçişe ilişkin yasa teklifi, tbmm genel kurulu’nun bugünkü toplasında kabul edilerek yasalaşmıştır. muhalefetin, eğitimcilerin, eğitimle ilgili demokratik toplum örgütlerinin, sendikaların, kamuoyunun, ailelerin hiçbir eleştirisi dikkate alınmazken, akp’li milletvekillerinin önerileriyle metinde kimi “vurucu” değişiklikler yapılmıştır.

yapılan değişikliğe göre, ilköğretim kurumları, “4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokulları”ndan oluşacaktır.

bir başka değişiklik de, seçmeli derslerle ilgili olarak yapılmıştır. değişikliğe göre, ortaokul ve liselerde, “kur'an-ı kerim” ve “hz. peygamberimizin hayatı”, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulacaktır.

komisyondan geçip genel kurul’a gelen metne bakıldığında, zaten bu söylenenlerin örtülü biçimde düzenlemeler arasında bulunduğu görülecektir.

artık, ulaşılan noktada öylesine kontrolsüz ve engelsiz bir güç durumuna gelindiği görülmüştür ki, örtülüden de vazgeçilmiş, laik eğitimi ortadan kaldırmak, 28 şubat’tan değil, atatürkçü düşünce sistemi’nden ve onun eseri olan öğretim birliği yasası’ndan rövanşı almak için son hamlenin yapılmasında hiçbir sakınca görülmemiştir.

bakınız, genel kurul’da değişiklik yapılmadan önce yasa teklifindeki öngörüler nasıldı!

1) seçmeli ders ile mesleki eğitime yönlendirme

tbmm milli eğitim komisyonu’nda kabul edilip genel kurul gündemine alınan metinde; (m.9) “ilköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullardan oluşur. ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri bakanlıkça belirlenir” denilmektedir.

bu düzenlemede, ortaokullarda öğrencileri genel lise, meslek lisesi, teknik lise ve imam hatip lisesine yönlendirecek seçmeli ders konusuna yer verilmektedir. ortaokula başlayan öğrenciler, hangi tür lisede okumak istiyorlarsa ona göre ders programı seçmek zorundadırlar.

seçmeli ders programları, lise eğitimine yönlendirecek biçimde milli eğitim bakanlığı’nca belirlenecektir.

düzenleme, kimi çelişkileri de birlikte getirmektedir. örneğin, öğrencinin “ders” değil, “ders programı paketini” seçeceği açıklanmıştır. yani öğrenci, ya meslek lisesine yönlendirme paketini, ya teknik liseye yönlendirme paketini, ya güzel sanatlar ve spor lisesine yönlendirme paketini ya da imam hatip lisesine yönlendirme paketini seçmek durumunda kalacaktır.

çocuk örneğin imam hatip lisesine yönelecekse, ortaokulda imam hatip lisesi müfredatına uygun derslerden (kuran, hadis, tefsir, fıkıh, kelam) oluşan program paketini seçmek zorundadır. çocuğa, “ben yalnız kuran dersini seçeceğim” deme hakkı tanınmamıştır.

öte yandan, seçmeli ders programı adı altında, öğrencilere kendi müfredatı yanında meslek lisesi, teknik lise, imam hatip lisesi müfredatı da uygulanacaktır.

(b: ortaokulda imam hatip lisesi ders programının uygulanması, çocuğun düşünce yapısını biçimlendirecek, dünyaya din penceresinden bakmasını sağlayacaktır.) seçmeli derslerin imam hatipler yönünden “yönlendirme” özelliği olamaz. çocuklar doğrudan bu eğitimin içine çekilmektedir.

üstelik ortaokulda öğrenciler, anayasa gereği bir yandan zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini görürken, bir yandan seçmeli imam hatip müfredat program paketini almak zorunda kalacaklardır.

böylece, ilköğretime başlama yaşının 5 olduğu dikkate alınırsa, (b: din eksenli eğitime okutulma yaşı 9’a çekilecek); imam hatiplerin anayasaya aykırı biçimde artan okul ve öğrenci sayısında daha da büyük patlamalar yaşanacaktır.

ortaokulda, imam hatip liselerine yönlendirecek kuran ve din eksenli seçmeli derslerin sağlayacağı bir diğer sonuç da, kız çocuklarının ilk 4 yıllık eğitimden sonra, 9 yaşından itibaren türbanla eğitime devam etme olanağına kavuşmaları olacaktır.

bilindiği gibi, laik eğitimin okulları olan imam hatip liselerinde önce kuran dersleri için türbana izin verilmiş, sonra bu uygulama tüm derslere yaygınlaştırılmış ve göz yumma yöntemiyle, hukuk dolanılarak kalıcı duruma getirilmiştir. aynı olay şimdi ortaokullarda yaşanacaktır.

işte tüm bunlara karşın, (b: imam hatip müfredatı içinde zaten ortaokullarda okutulacakken bununla yetinilmemiş; ortaokul ve liselerde “kuran” ve “peygamberimizin yaşamı” açıkça ve yasayla seçmeli ders durumuna getirilmiştir.)

teklif metninde, yukarıda belirttiğimiz gibi ortaokullar yönünden bunlar zaten seçmeli ders idi. liseler yönünden ise, teklifte bulunmayan bir düzenleme yapılmış ve onlara da bu derslerin seçmeli ders olarak okutulması sağlanmıştır.

ayrıca belirtmek gerekir ki, yasada bu derslere yer verilmek suretiyle, milli eğitim bakanlığı’nın ortaokullar için seçmeli ders programı yapma yetkisi, bu dersler yönünden yasayla sınırlanmıştır.

bir başka konu da, ortaokulda seçilen programa göre çocuğun lise türüne mahkum olmasıdır. örneğin ortaokulda imam hatip müfredat programını seçen çocuğun, imam hatip lisesinden başka yerde okuma şansı yoktur.

2) ilköğretim okulları

komisyonca kabul edilip genel kurul’a gelen teklif metninde, “ilköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullardan oluşur” düzenlemesi bulunurken, bu tümceye bir de imam hatip ortaokulları eklenmiştir.

metne göre, (b: zaten ortaokullar isteyenler için seçmeli ders program paketleriyle imam hatip ortaokullarına dönüştürülecek iken, bununla yetinilmemiş, imam hatip ortaokullarının yeniden açılmasına olanak sağlanmıştır.)

böylece bir yandan imam hatip müfredatını seçmeli ders olarak alanlar için genel liseler imam hatip ortaokuluna dönüşecek, öte yandan da imam hatip ortaokulları resmen açılacaktır.

3) birleşik okullar açılması

komisyon’ca kabul edilip genel kurul gündemine alınan metinde, (m. 3 ve 8) ilköğretim kurumları olan “ilkokul ve ortaokulun bağımsız kurumlar olarak açılmasının” esas olduğu belirtildikten sonra bunun istisnasına da yer verilmiştir. kurala istisna getiren düzenlemeye göre, “(b: ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte kurulabilecek)”tir.

bu kurala ve genel kurul’da kabul edilen değişikliğe göre, (b: ilkokul ile ortaokul ya da imam hatip ortaokulu; ortaokul ya da imam hatip ortaokulu ile lise aynı çatı altında, aynı binada bulunabilecektir.)

teklif’te, yalnızca ilkokul ve ortaokulların bir arada bulunabileceği belirtilmiş iken; komisyon, ortaokullar ile liselerin de, aynı binada bir arada eğitim vermesini kabul etmiş, düzenlemeyi buna göre değiştirmiştir. şimdi buna bir de imam hatip ortaokulları eklenmiştir.

burada belirtilebilecek ilk husus, ilkokul ile ortaokulların bir arada bulunmasının gerekçeyle çeliştiği gerçeğidir. (b: gerekçede, 8 yıl süreli kesintisiz eğitim eleştirilirken, ilkokul öğrencisi ile ergenlik çağına gelmiş ortaokul öğrencilerinin bir arada bulunmalarının sakıncasından söz edilmiştir.)

böyle olmasına karşın, (b: gerekçeye tbmm milli eğitim komisyonu da inanmamış olmalı ki, yeniden ilkokul ve ortaokulların bir çatı altında bulunmasına izin verilmiştir.)

aslında bu bilinçli bir tercihtir. ilkokul öğrencilerinin imam hatip ortaokulları ya da imam hatip ders programını seçip imam hatip lisesi müfredatı gören ortaokul öğrencileriyle bir arada bulunmaları istenilmektedir. (b: böylece imam hatipli abi ve ablalar, birlikte okudukları ilkokul öğrencilerine rol model olacaklar ve onları en azından davranışsal olarak etkileyeceklerdir. böylece imam hatip eğitiminin ilkokula kadar inmesi sağlanmış olacaktır.)

aynı yorum, birlikte eğitim gören ortaokul/imam hatip ortaokulu ve lise öğrencileri yönünden de yapılabilir.

bülent serim (yök eski üyesi)
---------------alıntı---------------

http://www.odatv.com/n.php?n=laik-egitimden-dinci-egitime-3003121200
an itibariyle meclisten geçmiştir. bu aşamanın geri dönüşü yoktur. rte'yi hâlâ çok sevenler, akp sayesinde ülke kalkındı zannedenler dahil herkesin kafasını taşlara, duvarlara vurma süreci, bugün resmen başlamıştır. hayırlı cumalar herkese. *
  • /
  • 3