en yakın arkadaşın askere gideceğini öğrenmek

ciğere ateş düşmesine yol açar.

türlü türlü aptallıklarla "gitme lan!" denilir. ama boşadır. gidecektir. gidiyordur. daha kötüsü diğer askere gitmeyen arkadaşlarını düşünmeye başlarsın. acı gerçekler birbiri ardına gelir. üzer insanı. kötü hallere sürükler.
bu en yakın arkadaş dişiyse kafalarda soru işareti oluşturacak durumdur...
berbat bir durumdur.

eğer haber telefondan alınmışsa:
+üzülme be, yazarım ben sana. hem ararımda.
-yok ya, üzülmüyorum ne üzüleceğim. vatan borcu neticede.
+ya şaka yapmıyorsun değil mi? hakkaten gidiyorsun.
-yok yaa vallahi gidiyorum.
+olsun be, iyi ol orada ol. (haberi alan bitmiştir aslında. gözler dolmuştur, boğaz düğümlenmiştir, ses çıkmıyordur. ama belli edilmez gidene ve telefon çekmiyor numaralarına yatılır.)
zordur, hayattan soğutur insanı. düşünmeye başlarsınız ne yapıcak orda, nasıl davranıcak, komutanlarla arası iyi olmazsa ezerler, arkadaşlarıyla iyi geçinemezse o askerlik bitmez bla bla bla...

ama bu düşünceler kafanızdan geçerken önemli olan ona hissettirmemektir. zaten her ne kadar vatan borcu, yapıcaz tabi olm dese de içinde biraz da olsa en yakın arkadaşından, ailesinden ayrılacağı düşüncesi olduğu için duygusaldır. bu sebepten abi ben seni ararım ben şöyle yaparım demektense, hehe tabi yapıcan lan yapraaam, biz zamanında yaptık geldik sıra sende. şafak kaç la bebe gibi geyikler yaparak her ne kadar içiniz kan ağlasa da o duygusallığı geçiştirmeye çalışınız.

(bkz:kendimden biliyorum) *