francesco manassero

1993-1994 sezonunda beşiktaş formasını giyer gibi yapmış peru'lu orta saha oyuncusu. o dönem ortaokul/lise çağlarındaki beşiktaşlı taraftarların "peru milli takımının kaptanıymış oğlummmmmm" şeklinde dudaklarını büzüp eşe dosta hava atmasına neden olmuşsa da, ilerleyen haftalar bu havanın bisiklet tekerini bile şişiremeyeceğini kanıtlamıştır. zira yirmili yaşların ortasında olduğunu sandığımız bu namussuz namuslu, aslında beşiktaş'a geldiğinde futbolu çoktan bırakmış otuz üstü bir abimiz çıkmıştır. biz ne zaman frikikten topu doksana takacak diye ağzı açık ayran budalası gibi beklerken, adamın ağır çekimde top oynadığını farketsek de yiğitliğe leke sürdürmemek için "daha zamana ihtiyacı var abi yeaaa" şeklinde beylik salvolar telaşındaydık.

neler yapılmadı ki bu paşayı hoş tutmak için; korner kullandırıldı kısa düştü, penaltı kullandırıldı yüzüne gözüne bulaştırdı. sağına dönene kadar emin olun baba hakkı rahatlıkla futbola dönerdi, üstüne buna da iki tokat çakardı. sonra kadro dışı bırakıldı. menejeri olan ağabeyi tarafından dolandırıldığımız ortaya çıktı, gordon milne'nin zaten sallanmakta olan prestiji temelden sarsıldı. robert mcdonald ile birlikte beşiktaşın fiyasko yabancı transferleri sınıflandırmasında zirveyi paylaşmıştır. yine haksızlık etmeyelim, mcdonald'ın hiç değilse psv eindhoven kariyeri filan vardı, ne bileyim ruud gullit ile birlikte forma giymişti. bu vatandaş bize transfer olmadan önce yüksek ihtimal, (vurgula: lima) esnafıyla cumartesi günleri 02.00-03.00 arası halı saha maçı oynuyordu. 04.00 gibi soyunma odasından kaçırıp türkiye'ye getirdik diye tahmin ediyorum.

neyse... bir hışımla geldi geçti breh breh breh...
unutulmaz balon transferlerimizden
uzun adı francesco manassero zeggara olan, hayatımda izlediğim en rahat, en götü ağır futbolculardan biridir. nartallo'nun afrika'nın caniggia'sı* diye yutturulduğu sene gelmişti beşiktaş'a. 2-3 maç ancak oynayıp gitmişti diye hatırlıyorum.