içilen en güzel biranın hikayesi

19 mayıs 2008 eskişehir tren garın da trenin hareket saatini bekliyoruz arkadaşlar bira içiyorlar garda bense 17 yaşında bir veled olduğumdan o zamanlar içmiyorum neyse arkadaş şu şişeyi tut da bir lavaboya gidip geleyim dedi verdi şişeyi elime o sırada gelen güvenlik görevlisi burada içmek yasak dedi güler misin ağlar mısın ben içmiyorum diyemedim ki öyle mi öyle dikiverdim şişeyi kafama başlıkta bahsi geçen hikaye budur.
çocukluk hayalidir... yıllar sonra o hayalin gerçekleşeceği gün, gelir çatar. bir buçuktaki maç için dokuzda kalkılır ve biletler cepte, şehir merkezinin yolu tutulur. hava pırıl pırıl güneşli, misler gibidir. o hep anlatılan, orta yaşlı dayıların maç öncesi takıldığı barlardan biri bulunur. o gün için giyilmiş beşiktaş formasını gören meraklı bir geordie dayı ve ekibiyle koyu muhabbete dalınır ve 20 dakika içinde 2 adet newcastle brown ale afiyetle yuvarlanır. hayır meret zaten süper birşeydir ve o anın coşkusuyla özellikle ikincisi mest eder.

bir de üzerine şanlı newcastle united fc 6-0 çakmasın mı aston villaya... çaksın dediğinizi duyar gibiyim sevgili minikler. çaktı da...

işte sanırım o ikinci ale, öncesi ve sonrasıyla hayatımda içtiğim en güzel biradır.