insanın isminin anlamını taşıması

isim konulması için kahramanlık yapmasını bekleme zamanlarından esinlenilen düşünce olabilir. fekat istisnalar kaideyi bozmasa da isimler karakterler üzerinde *etki etmiyor değil. *
hayvanlardan türetilen isimlerin sahiplerinin yapmakta zorlandıgı sey
bi taraflarımı yırtsam da taşıyamam diye düşündüğümdür. (bkz: cennet bahçesi)
iki ismi olanların sorumluluğunun daha da arttığı durum
-adın ne?
-berke
-anlamı?
-yunan mitolojisinde çift penisli bir tanrı
-hööğğhh,nası yani.
-berke işte yarraam ne bileyim anlamını

bide merak ederim,gavurlarda da varmıdır acaba bu geyik,
adınız
stanley,
anlamı?
mesela:
"elif olmak zordur
çünkü elif olmak
yuvarlak bir dünyada dik durmanın
dik ve önde
belki acıyla
ama vazgeçmeden durmanın
dünya ne kadar dönerse dönsün
olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak
kaç silah varsa elife çevrilir
elif hep olduğu yerdedir
silahlar patladığında ilk vurulan eliftir
zordur elif olmak
elif olmak hep vurulmaktır
elif olmak yalnızca elif olmaktır
ne b, ne t, ne s
elif
yalnızca elif
elif demeden hiçbir şey denilemez
ben elif dedim
artık her şeyi söyleyebilirim."
özgürlük insanin kendisi olmasidir. hic bir etki altinda kalmadan baskasi tarafindan empoze edilmis kararlardan etkilenmeden, kendi iradesiyle aldigi kararlarini uygulamasidir. (bkz: ozgurap34) *
" vahap deniz aydın"

merak edecektir kimileri asıl ismim bu olmadığı halde neden böyle yazdığımı... abdulvahap aydın olarak nüfusa kaydı düşülen adımı neden vahap deniz aydın olarak değiştirdiğimi... deniz'in nerden çıktığını, hatta kim olduğunu...

merak edeceklerdir elbet beni tanıyan ama aslında tam manasıyla tanımayı başaramayanlar...

tanıdığı halde tanımayı başaramayanlar dedim çünkü görünenin aksine öyle bir iç dünyam var ki benim... kimsenin kolay kolay girip çıkamadığı... kimselere göstermediğim... sakladığım...

öyle derin bir yerde ki bazen ben bile vurgun yemeyi göze alıp dalabiliyorum... bazen ben bile cesaret edemiyorum kendimle yüzleşmeye... ben kendimden korkuyorum bazen...

kimi zaman da bırakıveriyorum o derinliklere kendimi... huzuru aramaya çıkmışçasına... bedenimi hareketsiz ve kıpırtısız bırakıp gökyüzüne dikiyorum gözlerimi... biliyorum ki batmayacağım... biliyorum ki kaldıracak beni biriktirdiklerim... biliyorum ki korkacak bir şey olmayacak...

fırtınalı olduğum zamanlar da oluyor... köpürüp kabarıyor ruhum... simsiyah bulutlar sarıyor gözlerimi... gözyaşlarım sağanak olup yağıyor yüreğimin dalgalarının üzerine... hüzün; ince bir gece perdesi gibi çöküveriyor... karanlığa bırakıyorum kendimi... simsiyah gecenin uçsuz derinliklerinde bembeyaz dalga köpüklerim vuruyor kumsala... oysa haberi olmuyor kimsenin içimdeki akıntılardan ya da yüreğimin üzerinde kopan fırtınalardan... gecenin karanlığına ve denizin derinliğine gizliyorum hepsini...

sonra güneş geliyor yavaş yavaş... önce kızıla sonra maviye bürünüyorum... arada bir yeşil olduğum da oluyor hani... dolunay'ın yansımaları yüzüme vurduğumda sarıya boyandığım da oluyor... mavi kalıyorum hep ama en çok beyazı seviyorum...

mavi gezegen dedikleri dünyaya rengini veriyorum... oysa en çok beyaz olmak istiyorum ben... kainatın tüm renklerini içindeki cennete hapseden beyaz olmak istiyorum... içimdeki cennete mahkum edercesine... tıpkı beni kendi simsiyah sonsuzluğuna mahkum eden uzay gibi...

şehirler kuruyor insanlar yakınlarıma... neden bilmiyorum ama bana yakın olmak istiyorlar... vardır elbet bir sebebi... balıkçılar olur ya hani, hayatlarını denizden kazanırlar... deniz onlara sunar iç dünyasını... bende belki hepsini değil ama bazı şeyleri sunuyorum onlara... kendi iç dünyamdan...

dalgalanıp duruluyorum...

bir kasım ayında doğduğumdandır belki; akrep burcuyum... hani sözde değil özde akrep burcu olanlardan... tesadüftür ki akrep burcu da su grubu burçlarındandır...

derin bir iç dünya, güzlü sezgiler, etkileyicilik, çekicilik, gizemli olma becerisi... durgun görünen bir yüzeyin altında bambaşka bir yaşamı barındıran...

nerden bakarsam bakayım, kaynağım ne olursa olsun karşıma çıkan bilgiler aynıydı... astrolojiyle öyle çok ilgilenmememe rağmen akrep burcu insanı hakkında yapılan tüm yorumlar birbirini doğrular nitelikte çıktı karşıma... hatta en tutarlı bilgilerle ifade edilen tek burçtu belki de akrep... üstelik ben akrep burcu insanını bir de denizle özdeşleştirdim...

peki neden sadece vahap?

bu soruda çıktı çok kez karşıma... hatta kimileri sırf daha karizmatik olduğundan seçmişsin gibi yorumlar da yaptılar... oysa onlar anlamadılar ki beni... vahap aslen arapça kökenli vahhab'dan gelen bir isim... işte bu yüzden sadece vahap'ı seçtim...

peki vehhab ne demek?

"sonsuz, çeşit çeşit nimetleri bağışlayan" demektir vehhab... allah'ın 99 isminden biridir...

akrep burcuyum

ismimi vahap deniz aydın koydum

vahap'ın cömertliğinin sonuçlarından biri olarak deniz'i gördüm ve yerleştiriverdim yanına...

aydın'a gelince; o benim orijinal soy ismim ama yine de bakalım bir mânâsına...

aydın;

bilgili, gören, farkında olan insanlar için kullanılan sıfat.

vahap deniz aydın

vahap'ı bildim, deniz'i gördüm, aydın'ı farkettim...

vahap deniz aydın

bir kasım ayında denizlerin tam ortasında akrep burcu olarak geldim dünyaya...





(bkz: siyahbeyazbiradam)
(bkz: hurremsoultan)

tarihin tozlu sayfalarını aralayanlar ne kadan beznerliklerimiz olduğunu farkedecektir. *