iş kazası

1-sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

2- işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

3- bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

4-emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

5- sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaydır.

sevgili sözlük bu resmi tanımdır.

ben şimdi size resmi olmayan tanımı açıklayacağım. insanın başına gelmeyince bilmiyor malesef.

x abi, istanbul dışındaki bir şantiyemizde çalışmaktaydı.

salı günü geçirdiği bir kaza sonucu hayatını kaybetti. 3 gündür kendime gelemedim, göz yaşlarımı akıtacak yer kalmadı.

biri ortaokula giden erkek çocuk, diğeride ağzından uzun bir terapi sonucu sadece '' baba '' kelimesi çıkabilen üç yaşında zihinsel engelli kız çocuğu bıraktı.

neye üzüleceğimizi bilemiyoruz. ruhen çökmüş durumdayım, hala 2 hafta önceki muhabbetimiz gözlerimin önünde. günde 3 paket sigara içmemin ne boktan bir duygu olduğunu yaşıyorum.

olay esnasında istanbulda olduğum için elimden hiçbir şey gelmedi.oraya gidecek gücü bile kendimde bulamadım. abinin yattığı hastanede 2 saat komada kalıp hayata gözlerini yumması, ilk kötü haberi benim alıp olduğum yere yığılmam, içimdeki acı, bunların tarifi yok sevgili sözlük.

şu ana kadar şantiye ortamında çalışan, ofise çay içmeye geçmek için olan zamanımda sözlüğe yazan ben, artık sözlüğe yazmak için bolca vaktim olacak.

bu acıyı daha fazla kaldıramıyorum.

yeni eleman yakında gelecek. 2 aylık bir süre içinde bütün yapılan işleri tek tek anlatacağım, bütün dosyaları ve projeleri kendisine devredeceğim, farklı şantiyelere gidip tek tek işleri göstereceğim.

sonrda kendime bana böyle acı yaşatmayacak bir iş bulacağım.

hatanın x abide olması bir şeyi değiştirmiyor. giden bir can, geride bıraktıkları, onların yaşadığı acı.

bütün bunları düşündükçe benim yaşadığım ızdırabın tarifi yok, olamazda.

duvraları yumruklayasım geliyor, olamaz böyle bir şey, ölemez diye.

şu ana kadar şantiye , atölye ortamları dışında bir yerde çalışmak istemeyen ben, bundan sonra iğrenç bir çizgili takım elbise giyip boktan bir kravat takıp masa başında müdürümün herkesin önünde bana bağırmasını tercih ediyorum.

diğer türlü ben böyle bir acıyı bir daha kaldıramam.

yeni işimde olabilecek en büyük iş kazası ceren hanım'ın doğum gününü kutlarken yere düşen yaş pasta tabağı olacak sevgili sözlük. benden buraya kadarmış.

daha fazla yapamıyorum, içimdeki acı tarif edilemeyecek boyutta...