istanbul

  • /
  • 6
izmir'de doğmuş büyümüş biri olan benim için istanbul beşiktaş çarşıdaki kartal heykelinden inönü stadına uzanan yoldur. tarifi zordur. dosttur, kardeş özlemidir*, martıdır bir de, vapur köpüğüdür ayrıca. bir de rahmetli amcamla içki içtiğimiz kadıköy'deki eski lokantadır.
ankara'nın intihar etmesi için yeterli nedendir.
aslında (vurgula: 5 haziran 2015 istanbul yağmuru) diye başlık açacaktım ama ankara'da yaşayan yazarların "iki damla yağmur görünüz g.tünüz başınız oynamasın" demesinden korktum sadece buraya yazıp geçeyim dedim. *

an itibariyle gök gürültüleri ve şimşekler ile salım salım sallanan şehir. hayır yağmur yağsın da gök niye gürüldüyor? hayır gök gürüldüyor peki de neden şimşekli yıldırımlı oluyor. burada korkudan üç buçuk atan insanlar var. lütfen ama.
muhakkak vize getirilip, göç edenlerin belli bir düzenleme ile geri gönderilmesi gereken şehir.

istanbul; diğer şehirlere göre yaşam şartları daha farklıdır. bu şehir de her kesimden insan olduğu için insanların şehirli yaşam standardına uyması lazım.
köylü yaşan tarzı diye tabir ettiğimiz yaşam şekli bu şehir de sökmez, istanbula ayak uydurulması lazım.
camdan cama muhabbet, çocukları sabahın köründe sokağa atıp akşama kadar yüzüne bakmamak, hanzo gibi bağıra bağıra konuşmak vs.vs. bunlara kesinlikle dikkat edilmesi lazım.

başıma gelen bir olaydan örnek vereyim;
yaklaşık 1.5 yıl önce y.bosna metrosu ile fatihe dönüyorum. köyden indip şehre misali, direk metroya binen kabile aforozu'nun bana sorduğu ilk yer, tarlabaşına nasıl giderim.
uçarak git ulan.

tabii ki kimseyi köylü diye eleştirmiyorum elbette köylülük iyidir bende köylü sayılırım ama bir yere geliyorsanız oranın yaşam standardına ayak uydurmanız lazım.

hokkabazlığa gerek yok.
son 30-35 yılda yapılan göçü geri gönderip vize getirilirse tadından yenmez bu şehir.
toplum içerisinde yaşamayı öğrenemeyenleri toplum içine sürmeye zorlandığında neler olduğunu gösteren melanj kent.
eski adı der saadettir. herhalde o ismi aldığı günlerden geriye koca bir hiç kaldı.
yolun ortasında arabayı durdurup arkadaşıyla muhabbet eden. arkası serbest olmamasına rağmen arabayı çeviren. balkondan çöp atan. sahanlığa ayakkabı bırakan. içip içip sokaklara kusan. sokağın ortasında sevişen. bunların hepsi aynı kafa.
toplum içinde yaşamayı öğrenenemiş sevgi saygı ahlak nedir bilmeyenlerin mekanı olmuş. herkes geliyor diye de kiralar tavan olmuş. istanbul'da iş var diye geliyorsun. daha fazla maaş diye. o fazladan maaş alacağım deyip de aldığını da istanbul'daki kira farkına ödüyorsun.
tünelin ucu bok beyler geri dönün. bu memlekette istanbul'dan görünüş olarak daha güzel yerler de var. yarım saatlik yolla deniz yarım saatlik yolla kayağa yarım saatlik yolla tırmanışa orman yürüyüşüne gidebileceğiniz şehirler var.
istanbul'da yarım saatte alt sokağa inemiyorsun.

istanbul bitmiş beyler.
birilerinin keyfine öyle vizeymiş, mizeymiş getirilmemesi gereken şehir. türkiye'nin coğrafi olarak sınır hatları belirlenmiştir. herkesin istediği yerde yaşamını devam ettirmeye hakkı vardır. her köşede özgürlükten bahsedip böyle bir sınırlama ile sadece paralı ile parasızı ayırırsınız. ki yıllarca ayrıştırmadan dolayı ülke kan ağladı.

dünya'da las vegas'tan sonra en çok düğün yapılan il.
güvenlik önlemlerinin tarihi zirvesinde olduğu kent.

alıntı--

istanbul'da oynanacak fenerbahçe-ea7 emporio armani milano thy eurolig basketbol müsabakası nedeniyle bazı yollar trafiğe kapatılacak

alıntı--

bilemem kaç yıl boyuca belediye başkanlığını yapmış, sonrasında da belediyesi , bu zatı muhteremin kendi partisinde tarafından yönetilmiş olan, 15 yılda iktidarda olan zatı muhterem tarafından içine sıçıldığı itiraf edilen güzelim şehir. bize düşen ise bu itiraf karşısında , 30 yıldır içine sıçmakta olan partiye tekrardan görevi vermek olacaktır. türk insanının zeka ve ahlak seviyesi bunu gerektirir ki, 30 yıldır içine ettikleri şehri bir 30 yıl daha yönetip temizlesinler.
yaşanacak yanı kalmamış olan, zaten bozuk olan psikolojimi iyice yerle yeksan etmiş şehirdir. sinir stresten sokaklarında ölüp gideceğim bir gün.
seveninde sevmeyeninde üzerine şarkı yazdığı şehir

istanbul'u artık hiç sevmiyorum;
orda başladı aşkım, orda oldu ayrılık;
orda verdik el ele, yine orda bıraktık.

seni orda tanımış seni orda sevmiştim,
çünkü orda sana ben bin ümitle gelmiştim
aşka ihaneti ben yine orda görmüştüm.

http://www.hurriyet.com.tr/istanbul-u-artik-hic-sevmiyorum-351937
istanbul 'ne senle yaşanıyor ne de sensiz oluyor' denilen sevgili gibi. şikayetin çok ama kopamıyorsun.
seveni de sevmeyeni de çok olan ortadoğu'nun başkenti. eskiden istanbul zilleri vardı sonra mirasçıları anlaşamadı marka paylaşıldı şimdi istanbul agop adıyla üretiliyo baterileri bagetleri falanda istanbul markasıyla mevcut
bir kaç ay içinde uğruna ankara'yı terk edeceğim şehir.*
doğduğum şehirdir.

doğma, büyüme (8 yıllık süreç) ve yaklaşık 2 yılı kapsayan bir zamandan beri bu güzide ilimizde ikamet etmekteyim. kurban olduğumun şehrinden ben vazgeçemiyorum. yurtdışında gezdiğim başkentlerle kıyas ettiğim tek şehir istanbuldur. cefasının sefasıyla kıyaslanmayacak kadar fazla olmasından mütevellit pek çok zorluk çeksem de yine de sapkınlık boyutunda istanbul'u severim.

umarım ankaralı yazarlar tarafından taşlanmam.
paran varsa çok güzel bir şehir ama paran yoksa da zulümdür
kendisinden ayrıldığımda (1990) nüfusu 5 milyon olan şehir... en son gittiğimde (2018) ciddi oranda çoğaldıklarını farkettim.
  • /
  • 6