kapalı'nın siyah'ına açık'tan gelecek beyaz'a kadarki süredeki sessizlik

futbolla alakasız bir ailede büyüyen bir talihsiz olarak hayatımda gittiğim ilk maçta yüreğime kazılıp unutamadıklarımdan.

düşün bir, kapalıdasın, ikinci yarının ortaları, "siyaaaaaaah" - "beyaaaaaz"lar başlayalı dakikalar olmuş, gırtlağını patlatırcasına yolluyorsun "siyaaaaaaah"ı, ses hızı sendeki hırs ve ateşin yanında küçücük kalıyor ya o anda, sesin yeni açık'a ulaşması bir kaç saniye alıyor ve neredeyse görüyorsun o "siyah"ın gidişini.
işte gelecek o cevabın ortaya çıkışına kadarki sürede stadı 90+'da yenecek bir golde bile olmayacak kadar karakteristik bir sessizlik kaplar.
o sessizlik farklıdır, beni her seferinde yıllar önce mabeddeki ilk maçıma götürür, size abartıyorum gibi gelebilir ama gol sonrası coşkusu kadar özeldir benim için.

sonra yeni açık geciktirmeden yollar "beyaaaz!"ı, ve devam edersin: "siyaaaah!"
heyecanın, mutluluğun, deli gibi atan kalbinin, yüzündeki tarifsiz gülümsemenin varoluş sebebidir.
yeni açık'ın siyahına kapalı'dan gelecek beyaz'a kadarki sürede ki sessizlikten kısa sürendir. eğer kapalı başlatırsa açık muhakkak cevap verir; en kötü ıslıklarla verilen uyarı üzerine açık hemen duruma uyanır beyazı patlatır
beşiktaş'ın özetidir. kara günlerdir o siyah. siyah dersin susarsın ama beyaz umutlar hemen gerçekleşmez, illa uzar o siyah sonrası süre.kara bulutlar hemen dağılmaz camiamızda. sonra birden büyük bir çoşku patlamasıyla beyaz gelir açıktan, ciğerlerden fırlar o beyazın sevinci, duyması da haykırması da bambaşka dünyalara götürür adamı. umuttur o umut! sonra tabi ki çok mutluluk batar bize, hemen siyah gelir, aynı döngü devam eder böyle.
umudun , coşkunun,sabrın, kalbin küt küt atmasıyla bir dolu duyguya tanıklık eden sessizlik.