kazım koyuncu

karadeniz insanın kadersizliğinden nasibini alarak kanser denen illetten erken yaşta kaybettiğimiz müziğin asi çocuğudur. aslında ölmemiştir, sadece ayak izi kalmadan gitmiştir.giderken bizlere de şu sözleri söylemiştir.

işte gidiyorum bir şey demeden
arkamı dönmeden şikayet etmeden
hiçbir şey almadan bir şey vermeden
yol ayrılmış görmeden gidiyorum

ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
yürüyorum sanki senin yanında
sesin uzaklaşır her bir adımda
ayak izim kalmadan gidiyorum

geldiğinde kalbim de kırılmadı
gönül kuşu şarkıdan yorulmadı
bana kimse sen gibi sarılmadı
ışığımız sönmeden gidiyorum


(bkz: hoşçakal)
(bkz: şair ceketli çocuk)
son konserinin biletini satın aldığım ama ölümü yüzünden gidemediğim,göremediğim devrime tüm yüreğine inanmış hırçın insan.
volkan konak tarafından kendisine çok güzel bir şarkı bestelenmiştir.

---------------alıntı---------------
gökten bir yıldız kaydı
karadenize düştü
aman aman gardaş yara yaralıyım
onu sevenlerinin yürekleri tutuştu
susun kuşlar susun kara karalıyım
aman aman gardaş yara yaralıyım
bu amansız hastalık tatlı canını aldı
aman aman gardaş yara yaralıyım
kemençesi duvarda,gitarı nerde kaldı
susun kuşlar susun kara karalıyım
aman aman gardaş yara yaralıyım
kalsın dağların karı
kervanım yürüyecek
aman aman gardaş yara yaralıyım
o güzelim saçları toprakta çürüyecek
susun kuşlar susun kara karalıyım
aman aman gardaş yara yaralıyım
gene geldi yaz başı
şenlenir yüksek dağlar
aman aman gardaş yara yaralıyım
demedi mi azrail bak sevgilisi ağlar
susun kuşlar susun kara karalıyım
aman aman gardaş yara yaralıyım...

---------------alıntı---------------
çok sevdiğim, can abim dediğim, çok güzel çay demleyen çok güzel insan. ondan geriye gülümsemesi ve şarkıları kaldı. bir de güzel anılar. mekanın cennet olsun abim.
kanserden kararan karadeniz'in genç yaşta kaybettiği en önemli değerlerinden biri. ülkemizin klasik bir özelliği olarak ölümünden sonra pek bir kıymete binmiştir. keşke yine aramızda olsaydı da değerini bilenler bilseydi sadece.
duyduğum en güzel erkek sesi...beni en çok ağlatan şarkıların sahibi...
-- spoiler--

karadeniz kanserden ölmesin ulan!

-- spoiler--

büyük devrimci. güzel insan.

genç yaşta karadenizlinin kaderi olan kanser hastalığı sonucu kaybettiğimiz abimiz. ölümünden sonra başta volkan konak olmak üzere bir çok kişi türkülerini seslendirerek pirim yapmıştır.

karadenizin hırçın çocuğu.
gecenin bu saatinde şarkılarını dinlerken keşke yaşasaydı dedirten karadenizin isyankar sesi.
ecel, kaza, savaş, politika, sersemlik
o kadar çok sebebi var ki gelmek için hiç bu kadar kahpe ölmemiştik
hiç bu kadar alenen gelmemişti kitleler ile alay eder gibi
sureti bu kadar bana benzememişti
gülüşü, sesi, ve ince telli saçları
hiç bu kadar onuruma dokunmamıştı şu mavi olduğu iddia edilen,
gizemli yolculuk

bu soruyu
ilk kez,
küçük bir çocukken sormuştum
babamın ilk kez uzaklara gidişinde
bu kadar içten
neden?

çaylıkların kokusunu da bilirdim oysa
peştemal yapan kadınları
karayemişinden de tatmışlığım vardır
küçük ellerim ile
dere kenarlarında ilk sigaramı içmişliğim

benim de senin yaşadığın yerlerde ölmüşlüğüm vardır kazım
yeşiller arasında şiir yazmışlığım
ne de güzel gelir bembeyaz gecelikleri ile ince,
dağ patikalarından ilham perileri
sevginin, sevgilinin, onurun ve insanlığın kılığında

öyle bir işler ki ruhuna
işte, horonun coşkusu tam buradan gelir bölge halkına
hep biz; hep biz gördük memleketin başındaki belaları
annemizin bedeni gibi gördük toprağımızı,
içini, dışını, doğusunu, batısını

biz deliyiz, arızalıyız be kazım!
başka muhitlerin çığırtkanlığını yapmadık
bir doğrularımız var bizim, birimizin gitar teli,
diğerimizin mürekkebi, kağıdı, kalemi

biz deliyiz be kazım!
gözümüz kara bizim
önümüzü göremeyelim, kukla olmayalım, hiçe yaşamayalım,
yalnız, kendi doğrularımız ile ölelim diye,
allah, burnumuzu büyük yaratmış bizim

karadenizli analar / babalar bu deli çocukların acısını hafifletmek için
fıkralara döşemiş çocuklarını
güldürmüşler yedi alemi, ağlanacak halimize

ah! koca burunlu kazım!
buna rağmen gördün gelişini ölümün
yine, burnunu boyundan büyük işlere soktun
sen, kaçıncı gelişini simgeliyordun kim bilir
ardından gelenler kaç defa daha üstlenecek bu rolü

ardından: kefene dolanmış, ilham perisi kılığında
binlerce azrail her gece iniyor ince, patika yollardan,
yeşil / mavi memleketin üzerine

ecel, kaza, savaş, politika, sersemlik
o kadar çok sebepleri var ki gelmeleri için
siyaha boyuyorlar mavilikleri / yeşillikleri
çaylıklar da koşturan güzel yüzlü çocuklar
bir bir alıyor fıkralarda ki yerlerini

o kadar çok sebepleri var ki fıkralara karışmak için
büyük bir burun, yeşil ve mavi, çaylıklar, dalgalar,
ilham perileri, delilik, şarkılar, şiir,

sen…
…gidişin

july 3, 2007 – 9:17 pm
ankara * *
tam 6 yıl oldu aramızdan ayrılalı. bedenin belki çoktan toprak oldu ama şarkıların hala bizimle, huzur içinde uyu.
karadeniz ve laz müziğini en iyi icra etmiş, sevdirmiş, herkesin dinleyebildiği bir hale getirmiş çok mütevazı harika bir insan. benim için tam tabiri ile halk kahramanı.
müzik kariyeri

---------------alıntı---------------
1992'de henüz 20 yaşında iken ali elver le "dinmeyen" adlı özgün müzik grubunu kurmuş ve profesyonel müzik hayatı başlamıştır. zamanla lazca müzik yapmak için bu gruptan ayrılmışsa da rock'tan kopamamış ve geleneksel laz halk müziğini rock tabanlı yorumlamaya başlamıştır.
1993’te mehmedali barış beşli ile birlikte zuğaşi berepe (denizin çocukları) adlı rock müzik grubunu kurmuştur. lazca rock yapma iddiası ile yola çıkan ve 1995'te va mişkunan (bilmiyoruz), 1998'de de igzas (gidiyor) adlı albümleri yaparak bu iddialarını da gerçekleştiren grup, sınırlı sayıda (yalnızca 130 adet) basılmış bir konser albümü (bruxel live)çıkardıktan sonra 1999 yılında dağılmıştır.
kazım koyuncu, tek başına müziğe devam etmiş ve salkım söğüt adlı projelerin ikincisinde 3 şarkıyla yer almıştı. 2001’de viya adlı ilk solo albümünü çıkardıktan sonra kanal d televizyonunda yayınlanan popüler tv dizisi gülbeyaz'ın [3] hem müziklerini yapınca yurt çapında tanınmıştır. daha sonra kemal sahir gürel ile birlikte sultan makamı adlı televizyon dizisinin müziklerini hazırlamıştır..
karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden fuat saka, volkan konak ve bayar şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören hey gidi karadeniz konserler dizisinin de öncülüğünü yapmış, nisan 2004'te çıkardığı ikinci solo albümü hayde ile popülaritesini arttırmıştır.
ölümünden sonra 16 şarkının 4 tanesi konser kaydı, 4 tanesi (dünyada bir yerde, yalnızlığı anla, hoşçakal, yine burada) demo kayıt, geri kalanı ise farklı albümlerde (gitarın asi çocukları (anılar düştü peşime), grup patika/aşk beni büyütmedi (ayrılık şarkısı), seyduna (hayat), tuncay akdoğan/bir nehir ki ömrüm (darbedar), dinmeyen/sisler bulvarı (askıda yaşamak), dizi müziği (le le le) yer alan dünyada bir yerdeyim albümü halkevleri tarafından ocak 2007 çıkartılmıştır. bu albümün geliriyle kazım koyuncu kültür merkezi çalışmalarına başlamış ve halen çeşitli atölye çalışmalarıyla katılımcılarına ücretsiz eğitimler vermeye devam etmektedir. 2008 yılında kazım koyuncu'nun hayat hikâyesinin yanı sıra bir kısmı hiçbir yerde yayınlanmamış görüntülerle anlatan yönetmenliğini ümit kıvanç'ın yaptığı "şarkılarla geçtim aranızdan" belgeseli 3 dvd halinde yayınlanmıştır.
---------------alıntı---------------
kadife sesli adam gibi adam yaşarken kıymeti bilinmeyen sanatçılarımızdan..
en çok etkilendiğim sözlerin sahibi, şair ceketli çocuk,

“bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, donkişotlar ‘a, ateş hırsızlarına, ernesto “çe” guevara’ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. kötü şeyler gördük. savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. biz de öldük. ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. teşekkürler dünya.”
18 aralık 2011 fenerbahçe trabzonspor maçında fenerbahçeliler'in kişisel hırs ve kaprislerine alet etmekten çekinmediği merhum sanatçı.
trabzonsporun en büyük taraftarı, baş tacı ettiği karadenizin en mükemmel sesine sahip merhum şarkıcı. özellikle trabzonsporun senelerce her golden sonra "uy aha" şarkısını çalsa bile, her yıl onun için tişört yaptırıp geliri kanser vakıflarına gönderilse bile vefa borcunu asla ödeyemeyeceği kişidir kazım koyuncu. çok ilginçtir ki fenerbahçeli bir ailenin çocuğu olup ;

"benim trabzonspor sevdam lokal bir olay değildir. eger bir takımın pesinden kosulacaksa, bu bana gore trabzonspor olmalıdır. trabzonsporlu olmak ayrıcalıklı ve elitist bir durumdur. trabzonsporu, istanbul hegomonyasına karsı ayakta duran, direnen tek takım oldugu için seviyorum..

eğer kendimizi üç büyük kulübün yanında dördüncü kulüp olarak adlandıracaksak, alınacak şampiyonlukların da bir anlamı olmayacak."

diyecek kadar da devrimci ve baş kaldırıcıdır.

karadenizin bu asi çocuğu kansere yenik düşmeseydi... hayat daha güzel olabilirdi be kazım. direnmek daha kolay olabilirdi. ulan yine bastın damara be.. denizde kararti var..

kazım abi üzerinden prim yapan, dalga geçen insan topluluklarına da yazıklar olsun demekten başka çare kalmamaktadır.
aydın öztürkün uğruna şarkı bestelediği merhum sanatçı


karadenizin hırçın mavisi
ve dağların yeşil kuşağı
martılara kaldı ipek gülüşün
haziranda ölmek sana da düştü

çernobilden siyah bir bulut
gelip senin göğünde durdu
ekmeğine sızdı, çayına sızdı
türküler içinde gençliğin yandı

şimdi türkülerin hayat içinde
senden dinleyenler keder içinde
nasılda çocuktu kaçkar yüreğin
dido diyen dilin suskun mu kaldı ?
şu dünyadan gelmiş geçmiş, güzel yüreklerden bir tanesi.


"hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, ernesto che guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. kötü şeyler gördük. şavaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. biz de öldük. ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. teşekkürler dünya."

(vurgula: kazım koyuncu)
  • /
  • 3