manuel fernandes

  • /
  • 15
bu aralar ana akım medyadaki şık takım elbise-kaygan traş-kemik çerçeve gözlük triosunda rol sahibi olan adamlardaki kronikleşmiş "kazanılması gerek" takıntısının beşiktaş özelindeki yeni öznesidir. şöyle bir temel yargı hâkim olmuş bu arkadaşlara, eline blok flütü alan diğer basın mensupları da peşinden fon yapıyor: ciddi bedeller ödeyerek transfer ettiğiniz, avrupa'da ortalama yahut üzerinde isim yapmış bir oyuncu transfer ettiyseniz ve bu oyuncunun mental problemlerinden kaynaklanan davranış bozuklukları, karakter zaafları söz konusu ise ne pahasına olursa olsun siz onu kazanmakla yükümlüsünüz.

schalke 04, gayet verimli sezonlar geçiren cassio lincoln ile ipleri kopardığında bu arkadaşların almanya'daki meslektaşlarının hiçbirinin ağzından "mavi beyazlıların lincoln'ü kazanma yoluna gitmeleri gerekiyordu, yanlış yaptılar" temalı bir yazı göremezsiniz. lincoln'un takımdaşlık anlayışı içinde belirgin olan zaafları ortaya dökülür ve gönderilişinin sebepleri mantıksal bir zemine oturtularak kamuoyu ile paylaşılır.

bizim buradaki ezberci kalem efendilerine sormak lâzım: adriano, inter'den gönderilirken kendi sonunu hazırlıyor da neden ricardo quaresma'nın beşiktaş ile irtibatı kesilirken "kaybetmek kolay kazanmak zor" edebiyatı dilinizden düşmüyor? edebiyatı da severim ayrıca. o başka bir konu.

zlatan barcelona'dan ayrılırken gözlük çerçevenizin orta kısmını işaret parmağınızla yukarıya doğru itip "ibra çok iyi bir futbolcu ama aynı zamanda problemli bir isim" derken hissettiğiniz özgüven, nasıl oluyor da konu beşiktaş olunca "manuel fernandes'i kazanmak" ana fikirli bir söylemde yol gösterici bir bilge hüviyetine bürünüyor?

pek çok kulüp verdiğinin karşılığını tam anlamıyla alamadığı oyuncusuyla yollarını şu veya bu şekilde ayırdığında iş akdinin feshedilmesi gözüyle bakılıyor da neden beşiktaş benzer konularda uhrevi bir misyon üstlenmekle mükellefmiş gibi yargılara varılıyor?

"manuel fernandes kazanılmalı", "ricardo quaresma kazanılmalı", "hugo almeida kazanılmalı". kuzum siz beşiktaş'ı ne zannediyorsunuz? dergâh falan mı? ne öneriyorsunuz? birbirleriyle eşit boyda ve eğri olmayan odun mu kestirelim? her gün birer saat telkinde mi bulunalım?

hepiniz böyyük böyyük kanallarda kendinize koltuk bulmuş, ortalama üzeri bir eğitimden geçmiş adamlarsınız. kıraathane ekolünü zaten hiç saymıyorum. siz kendinizi biliyorsunuz. kasketleriniz, gözlükleriniz, şapkalarınız ele veriyor. söylesenize bana neden beşiktaş emeğinin karşılığını ödediği bir oyuncusundan performans talep etmesi için bir de ekstradan huyuna suyuna gitmek zorunda? avrupa'dan a kulübü, b kulübü x oyuncusunu gönderirken "gözünün yaşına bakmadı" oluyor da beşiktaş'a gelince neden "yararlanmasını bilemedi, elinde tutamadı" oluyor?

biz marijan mrmic'ten, zlatko yankov'dan, daniel amokachi'den, stefan kuntz'dan, ronny johnsen'den, miroslav karhan'dan, john carew'den, fabian ernst'ten, tomas sivok'tan yararlanmasını mı bildik de beşiktaş'ta aldıkları paranın karşılığını terlerinin son damlasına kadar geri verdiler? ne yaptık mesela? çocuklarını okuldan alıp eve mi bıraktık? her antremandan önce incil'den 15 dk pasajlar mı okuduk? haftada iki gün evlerine temizliğe mi gittik?

bir saçma salak tutturmuşsunuz "kazanılması lâzım" tekerlemesi, geleceğe dair söyleyeceğiniz bir şey kalmayınca savuruyorsunuz da savuruyorsunuz.

manuel fernandes meselesi bir zaman sonra makûl çerçeve içinde çözülür nihayete erer de sizin bu demode tutarsızlıklarınız için bir formül var mı?

yoksa bunları yazmak kolay da zor olan sizi de kazanmak mı?

buruna tam gitmeyen su, tam yıkanmamış bir kulak arkası gibi, en büyük şanssızlığı dö tarafından beşiktaşımıza kazandırılmış olmasıdır. yoksa reyizdir, adamdır ama bu isteksizlik, bu ruhsuzluk bana dö dönemini hatırlatıyor.
dünkü maçın (vurgula: sonucu) için kendisini günâh keçisi ilân eden ciddi ciddi art niyetlidir, provokatördür. net.

yaşına hürmeten sessiz kaldığım insanlar vardı fakat artık gözüm dönmüş durumda. ya sen bu adamın sözleşme problemlerini halledemiyorsan, kendisini beşiktaş'a nasıl vermesini bekleyebilirsin? sen taraftarsan futbolcu da mı taraftar? hadi türk oyuncuyu geçtim, yabancı oyuncu da mı taraftar? oyuncuyu motive edemeyen hocanın payı nerede? oyuncunun durumunu bile bile sahaya süren hocanın payı nerede? sürecin bu noktaya gelmesinde payı olanların günahı nerede? eneramo'nun, sezer'in aldığı paralar konuşulmazken, topuz'a ambarat'a verilen ücretler konuşulmazken her hafta üzerine oynayan medyanın günahı nerede?

senin takımın avrupaya gidemiyor, futbolcuya vitrin olma imkânı vermiyorsun, veremiyorsun. sonra da sözleşmesine zam isteyince paragöz diye yaftalıyorsun. istediğin katkıyı alamıyor olabilirsin, yollarını ayırıp daha iyisini getirirsin. bu bir seçenektir. medyada pirlo'dur, ronaldinho'dur ünlü isimler dolaşıp duruyor. yetenekleri tartışmak yersiz de bunları getirebiliyor musun sorulması gereken soru bu. velev ki getirdin, vereceğin paralar az mı olacak? velev ki yine verim alamadın, o da mı paragöz olacak? yahu siz beşiktaş'ı ne sanıyorsunuz? dünya kulübü laflarına bu kadar mı inandırdınız kendinizi? velev ki verim alamadığın bir dönem adam yine arka sayfalardan düşmedi? yine mi alemci olacak? yahu siz beşiktaş'ı ne zannediyorsunuz? dini kurum falan mı? sizin mantık kısır döngüden başka şey vaadetmiyor.

dün sneijder'in futbolculuğunun sorgulandığı ülkeydi burası gerçi, ben kime laf anlatıyorum. elinizdeki değerleri kıyaslayıp tü-kaka yapmaktan başka ürettiğiniz hiçbir halt yok. iyi olsa milli takımda olurdu, iyi olsa valencia bırakmazdı, iyi olsa bla bla.. iyi olsa beşiktaş'a bırakırlar mıydı 24 yaşındaki adamı? portekiz milli takımındaki orta saha bolluğunun ve aranan oyuncu profilinin farkında mısınız siz? hiç mi maç izlemiyorsunuz? aynı valencia, david villa'yı da aynı dönem elden çıkarttı, o da mı kötü futbolcu?!

seba dönemi beşiktaş'ıyla şimdiki beşiktaş bir mi? o dönemki futbolla şimdi ki endüstriyel futbol bir mi? o dönemki rakiplerle şimdiki rakipler bir mi? şartlar bir mi? taraftar profili bir mi? cıvık romantikliğiniz yüzünden yitirdiğiniz gerçeklikliğinizdir bugün beşiktaş'ı bitiren. ucuza gençlerden, atibalardan kurulu istiyorsunuz takımı, biz de istiyoruz elbet de o işler kolay mı? kolaydıysa kayserispor bu işi memlekette en baba yapan takımken neden bugün ligin dibinde? bir gordon milne dönemi bir daha yaşanır mı sanıyorsunuz? canımız, kanımız dediğiniz muhammed'i bile başarısız bir şut çekti diye yuhalıyorken o günleri ne yüzle arzu ediyorsunuz?

-----

tükürdüğünü iddia edenler var. savunulacak tarafı yok hakiktaten, fener maçıyla bitirmişti zaten kafasında, şimdi bahanesi de oldu oynamamaya. da çuvaldızı kendinize de batırın biraz. iyiyken vay efendim türkiye'nin en iyi orta sahası, tarikat kur müridin olalım; kötüyken de itin götüne sokalım? farkın kaldı mı burak'a formsuzken sövüp, gol atınca kral eden gs taraftarından? lafa gelince mangalda kül bırakmıyorsun ama?

fernandes siktir olup gidecek de sizin bu çelişkili hâllerinizdir beni korkutan. kombine alarak, forma alarak futbolcu tekmeleyi hak görecek kafa yapınızdır beni korkutan. aybaba'yı hunharca eleştirip de bilic'e en ufak laf söylemeyenlerinizdir beni korkutan. başarısızlıkta tez elden kelle istemenizdir beni korkutan. siyasetin sahaya yansıması sonucu kulüp bu kadar mağdur olmuşken, kapanan sahalar, alınan cezalar ortadayken tek başarısızlığı futbol takımına bağlamanızdır beni korkutan.

ben bu senaryoyu çok gördüm dostlar, ben yemiyorum artık.
rüyalarıma giren futbolcu. trabzonsporla oynuyoruz, trabzon 1-0 öne geçiyor. sonra manuel fernandes'in attığı golle 1-1 oluyor. golde fernandes topla beraber kendi de içeri giriyor, filelerle kucaklaşıyor. ben de diğer kale arkasından gol sevinciyle bir anda kendimi sahaya atıp fernandes'e doğru koşmaya başlıyorum. tam orta yuvarlağın oralarda "ben niye sahaya atladım ki" deyip taç çizgisinden sahayı terk ediyorum. bana herhangi bir müdahelede bulunan hiç kimse yok güvenlik polis falan. rüya işte sonra uyandım. sanırım 15 aralık 2013 kasımpaşaspor beşiktaş maçının bende etkisi biraz fazla oldu.*
girmemeye özen gösterdiğim bir sitenin haberi ama, konuşan ali ece olunca, paylaşmamak olmazdı:

http://www.haber1903.com/besiktas-12221-fernandes_kalacak_ve_daha_da_iyi_olacak.html
hakkında bir şeyler bildiğini iddia edenler, kaynaklarını veya ne şekilde şahit olduklarını da belirtirlerse inandırıcı olabilir belki, hakkındaki dedikodular. aksi halde orhan yıldırım, ismail er ve benzerlerinin hayal gücü muamelesi görmekten öteye gidemeyecektir bu duyumlar. ortaya iddia/iddialar atmak çok kolay. herkes yapabilir bunu, isterse. misal: "geçen gün içerenköy'de ferdi'ye rastladım, çantamda bulunan atkıyı imzalatmak istedim ama beni eve atmak istediğini fark edince koşarak uzaklaştım. daha fazla anlatmak istemiyorum..." 1 dakikada yazdım. daha fazla düşünsem, daha iyisini de yazabilirim ama gerek yok bence. *

neyse, geyik bir yana, senaryo dediklerimizin hepsi doğru da olabilir. ama bunlardan yola çıkarak "zaten hiç katkı yapmadı ve bu sebepten yapmıyor" demek de fazla acımasızca oluyor. şöyle düşünelim, madem basının ferdi hakkında yazdığı her şey doğru, o zaman 2 senedir çıkan "sezer öztürk + miroslav stoch + bir miktar para karşılığında takas" söylentileri de doğru demek ki. ayrıca başka ülkelerle bizi bir tutmak da doğru değil. onlarda grup seks dahil her şey normal karşılanabilir, biri çıkar "real turu geçerse tüm takımın kız arkadaşımla birlikte olmasına izin veririm" der falan, güler geçer herkes. ama bizde öyle değil. bir kişinin özel hayatının her detayına burun sokuluyorsa, o kişi aynı zamanda her transfer döneminde, photoshop ile başka takım forması giydirilmiş fotoğraflarıyla gazete sayfalarını süsler.

not: google'a guti hernandez yazıp, 1-2 sene öncesinin haberlerini bi' okusanıza.
top saklama ve fiziksel özellikleri itibariyle dünyanın en iyi orta saha oyuncularından biri olan portekizli futbolcumuz.

kendisinin de söylediği üzere bir ofansif orta saha oyuncusu değildir, lider oyuncu da değildir. oynadığı takıma kademe atlattırır fakat lider bir oyuncuda olması gereken azim ve coşkudan yoksundur.

bir box-to-box midfielder da değildir, ama çok mükemmel bir merkez orta saha oyuncusudur. kurulan kadrolarda kendisi oğuzhan'ın önünde değil, oğuzhan kendisinin önünde düşünülmelidir. bu sene kendi oyun yapısına ters bir sistemde dahi, sadece yetenekleri ve kendisine tanınan serbestlik ile kariyerinin istatistiksel olarak en iyi sezonunu geçirmiştir. fakat kendisinin en yararlı olacağı rol, dengeli oynayan ve orta sahası baskın bir takımda oynayacağı merkez orta saha rolüdür.

mental açıdan iyi bir oyuncudur ve kolay kolay oyundan düşmeyen yapısının üzerine fantastik top saklama ve rakibi oyundan düşürme özelliklerini de eklediğimizde mutlaka kadroda tutulması gereken oyuncuların başında gelmektedir. mutlaka sözleşme yenilenmeli, eğer buna yanaşmıyorsa 15 milyon eurodan aşağı satılmaması gerekmektedir.

fernandes tarzı orta sahaların günümüz futbolunda kolay kolay bulunmadığı düşünülürse, kıymetini bilmeli ve "onu en verimli şekilde nasıl kullanırız?" sorusuna cevap aramamız lazım gelmektedr.

not: özel hayatı ne bizi, ne de başkasını ilgilendirir, idmanını aksatmadığı sürece. aynı şey guti'ye ve quaresma'ya da yapıldı. eğer dikkat etmezsek bu defa ciddi ciddi bulunmaz hint kumaşı kaybedeceğiz. bilica denen şahsiyetsiz daha dün adam ezdi bu ülkede, kimileri kelepçelerle yakalandı da medyayı ilgilendirmedi bu kadar. oyunlara gelmeyelim.
ricardo quaresma gibi bu arkadaş da oynadığı zaman tek başına maç kazandırabilen cinsten. ama sadece '' oynadığı zaman'' o günler de nedense hiç mutlaka kazanmamız gereken maç günlerine denk gelmiyor.

kalitesi ve yeteneği tartışılmaz ama doğruya doğru.
samet aybaba gibi oyun okumakta zorlanan bir teknik direktör için bulunmaz hint kumaşı değerindedir, fakat kendisinden zorla bir alex yaratmaya çalıştıkça sistemsiz oyunda yok olup gitmektedir ve kendisinden beklenenleri verememektedir.

ayrıca her daim kendisine sonsuz sevgim olacak beşiktaşlı oyuncudur ve uzun yıllar beşiktaşımızda görmeyi istediğim gülmeyi sevmeyen canımız ciğerimizdir.
şu maçta attığı golle skoru 17-17'ye taşıyan futbolcu.

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/108698/camur-icinde-17-17-devam-eden-mac

16-17 diyen kesin galatasaraylı'dır.
son haftalarda isteksizliği yüzünden okunan oyuncu. buradaki can alıcı nokta şu; kendisinin isteksizliği samet aybaba'dan mı kaynaklanıyor, yoksa beşiktaş'taki heyecanını mı kaybetti? buradaki misyonunu tamamladığını düşünüyorsa kim gelirse gelsin kendisinden verim almayı başaramaz, e bu haliyle de satılması en doğru karar olur. 6 ila 8 milyon euro arasında bir rakamla satılırsa ise iki oyuncuyla orta saha heyecan verici hale gelebilir; maksimum 8 milyon euro karşılığında transfer edilecek alper potuk ve bonservis bedeli bulunmayan samuel holmen.

böylece "oyunu iki yönlü oynama" konusunda oldukça maharetli bir orta sahamız olacak, tabi ki "necip-holmen-alper...kim yaratacak bunlar koşarken?" diyen olacaktır, kim olacak? takımın bundan sonraki ofansif lideri oğuzhan özyakup olacak. ozzy artık yedek kulübesine sığabilecek bir yetenek değil, yedeği olsa olsa muhammet olur. üstelik alper ve holmen'in tek yönlü olmadığını, sürekli ofansif katkı verdiğini belirtmek gerek. türk futbolunun mevkisindeki en iyilerinden birisi olan alper'in fenerbahçe tarafından da istendiği düşünülürse hızlı ve biraz da bonkör davranıp transferi bitirmek elzemdir.

ha, bir de tüm bunları geçersiz kılacak bir durum var ki o da fernandes'in takımda kalmak istemesi. işte o zaman biz de yerimize oturur, keyifle onu izlemeye devam ederiz.
bir yere gitmesi sorun olan oyuncu. nereye gittiği önemli değil ama; buna dikkat. adamın gittiği her yer sorun oluyor. ilginç.
"ya hiç dayak yememiş, ya saymayı bilmiyor" dediğim çakma yıldız. ulan senede 4 milyon euro kim sen kim bir de imza parası istermiş, oldu olacak başlık parası da verelim. ufak bir hesap ile bu adam kulüpten önümüzdeki sene için yaklaşık 17 milyon tl istiyor yani aylık, 1,41 milyon tl ve ortalama maç başına 354 milyar yani dakikada 4 milyar. "dur bakalım orada dur" derler adama, yani umarım derler de büyük bir kazık münasip yerimize saplanmaz.
sakatlanmasını bir fırsat olarak değerlendirmeli beşiktas. nazlı gelin gibi bu aralar.
25 kasım 2013 beşiktaş torku konyaspor maçında ilk yarıdaki oyunuyla ve istekliliğiyle göz doldurmuştur, ancak inişli çıkışlı bi grafiği var, bu nedenle güven vermemektedir. bu ruhu kaybetmezse çok faydalı olabilir.
30 kasım 2013 fenerbahçe beşiktaş maçı ile birlikte, kalması gereken portekizli olarak vatandaşı hugo almeida'yı işaret etmiş olan topçu.
hacı ağbi biliyoruz ki çok fazla şeyler yapabiliyorsun oynadığın maçlarda, fakat senden çok şey beklenilen maçlarda hiç birşey yapamıyorsun ya en çok o üzüyor bizi.

anlamadık seni çok mu yeteneklisin, yoksa biz mi seni çok yetenekli görüyoruz. ama sanki artık denklem çözmek için yeni bir sezon daha yaşamak lüks gelicek bize.

inşallah gitmek istediğin takımlarda yerin hep olur. türkiye'den gelen gazetecilere beşiktaş taraftarının kalbimde yeri ayrı dersin biz de twitter'dan seni heşteglere taşırız.
miadını doldurmuş oyuncudur.

football manager oynadığınızı düşünün. tüm umutlarınızı bağladığınız yıldız ismin bir türlü potansiyelini yansıtamadığını, bunun üstüne 4 milyon euro maaş istediğini. napıyorsunuz oyunda? arkadaşa güle güle diyor ve düşük maaliyetli bir oyuncu için arayışlara başlıyorsunuz.

futbola dönelim, yine aynı şey yapılmalı. kimse senden 3 kişinin arasına girip çalımlarla çıkmanı beklemiyor ki. basit oyna, oyunun içinde kal, mücadele et. 4 milyonu hak eden bir adam olduğunu göster. gösteremiyorsun fernandes.

önder özen gibi bir adam birine 4 milyon maaş verecekse o adamın takıma en az 1.5 gömlek atlatmasını ister, ben de isterim, hepimiz isteriz. o yüzden ya daha düşük bir maaşa imza atacak ya da gidecek. ben gitmesinden ve daha sade ama görev bilinci olarak atiba gibi duyarlı bir orta saha alınması taraftarıyım.

bu da ayrılık şarkımız olsun, artık seni tanıyamıyorum manu;

http://www.youtube.com/watch?v=gpuh43gotjı
lizbon'a tek yön uçak biletini alması gereken futbolcumsu. 50-70 arası biraz top oynasa, 3 top saklasa, 2 pas yapsa zaten baskıyı kıracaktık. 10 kişi kalmış, oto kontrolü kaybetmiş bir takıma karşı sakin oynamak varken sebepsiz yere herkesle atışıp takım arkadaşlarına yardım etmemesi tam bir rezalet. fernandes'i satıp ernst-cisse-giunti tarzı bir orta saha almamız gerekiyor.
orta sahaya andrea pirlo takviyesi ile duran toplar ve sahadaki futbol aklını yükseltmemiz, forvete de demba ba gibi bir golcü alabildiğimiz taktirde; gelecek sezon kimse adını anmayacaktır. takımımıza bir şeyler kazandırmıştır evet ama her şey ondan ibaret değil.
  • /
  • 15