sessiz çığlık

insanın tüm benliğiyle kendini yiyip bitirmesi ama bir o kadar da dile gelememesi durumu.
tarafımdan 2008 yılında yazılmış kısa bir denemenin başlığı.

sessizliğin çığlık olduğu gecelerde, yalnız başıma karanlık odamda yakarışım geldi aniden aklıma. yapmam gerekenleri yapmış olduğumun gururu bir kenara, dünya düzenine ters olan bu görüşlerim yüzünden çektiğim acıları ve göz yaşlarımı ibadetimin bir parçası olarak düşünmeye başladım. evet kendimi ve duygularımı çok güzel ifade edebiliyordum, ama gözden kaçırdığım bir şey var; bu dünya dürüstlüğü kaldırabilecek bir temele sahip değil. hoş, dürüstlüğün kelime anlamını yitirmiş insanların arasında yaşamaya çalışmak ve yaşadığını sanmak ne kadar gerçekse benim duygularımı yok saymak o kadar mantıklı. sanıyorum bu çarka ya bir dişli olup artık ezilmekten kurtulacağım ya da gururlu ve dürüst bir şekilde cezamı çekeceğim...

sevginin, aşkın, dostluğun kısaca her şeyin parayla ölçüldüğü şu anki hayatta, paradan daha değerli şeyler olduğunu biliyorum. fakat üzülmemi önlemeninde tek yolunun da para olduğunu bilmek, işte o her şeyi yıkıp geçiyor...

şimdi yapmam gereken tek bir şey var; duygu ve düşüncelerimi yontup beni kendilerine benzetmeye çalışan vurdum duymaz insanları hayatımdan def edip, kendi inanç ve düşünlerimi sonuna kadar savunmak. bu yolda yanımda kimsenin kalmayacağını bilsem bile artık kararımı verdim; ben buyum!
orta okulda bir deneme sınavını erken bitirip çıktım tam o sırada bir öğretmenim bana arkamdan kısık bir sesle bağırıyordu saçma bir durum ama sanırım bu sessiz çığlık oluyordu
avaz avaz fısıldamakla aynı değerdedir.