ukde

zaman zaman kontrol edilmesi gereken butondur.
sözlüğün hemen üst kısmında yer alan buton. emni olun çok ilginç konu başlıkları olan bir mecra. basın bi bakın, pişman olmayacaksınız
tek bir sözüyle beni kendisine hayran bırakmış kayra eseridir. bir gece kafam hafiften güzelken sevgilim dinletti, o cümleye vuruldum şarkının devamını anlayamadım. daha sonra tekrar tekrar dinleyerek şarkının güzelliğini anladım. sözleri şöyledir; *

önümde küllük, tıka basa dolu küllük
izmaritler üstü pembe ruj, tahrik oldu
olmayıp da n'apsın, belli tık yok
bundan sonra olmasıysa hayli hayli zor
çıkarttı gözlüğü sonra sildi camları
bunu yaparken insanın güveni hep sıfır
hafta ortasında öğle vakti dandirik bi bar
sonunu bildiğim bir gün, ses çıkarmadım
ve geldi bekledikleri, tam da tahminim gibi
bir anda dört adam dört, kuşattı çevreyi
açık ve net şekilde talebeler bir yerde
muhabbetinse belli seyri, her zamanki yerde
müzikten, okuldan, biraz da hatunsal durumdan
harlanan geyikle geçti dakkalar
hatunsal durum dedim, yanlış anlama
hepsinin bir tane olayı var, bozdur harca
yine de pek güzel, emin ol ki pek güzel
şimdi sövseler bile aranacak bu günler
çünkü sonrasında zerre meymenet yok
olsa zati burada olmam, o da ayrı not
azimle sıçtım deldiğim bir tek duvar yok
(vurgula: yirmibeş yaşımda beni aşan bir memlekette
işimdeyim, gücümdeyim
yük olmak istemem
durduk yerde, hiçbir kimseye)

her senaryo belli, dört adamsanız tabi
bir öfke dahilinde sohbet, kader mi sanki?
aynen öyle, bildiğin sualler (nakarat)
her bir akşamın sonunda arkadaş dilindeler.

hepsi hızlı gitti, ben de pek tabi ki öyle
tipine baktım onların, sonra kendimin
gördüğümse geride kalmış bir devir
sade koy da geç dedim ve sade içtim.
içimden öyle söylemiştim ancak içimde vardı ukde
artık öyle zor sabahlamak veya uyanmamak
yeni bir düstur oldu
tıraş olup da suratı cümleten kanatmak
sızlanıp vızıldamak değil, derdim alışmak
uyku yoksa dahi on buçukta gubba yatmak
fazla tribe girmeden hemen hesabı istedim
malum işte orda zordu lüzumsuz öfke
içerde daha da kalmadan can havli dışarı çıktım
sarhoş olmanın gazıyla yazmışım mesaj
"kafaya takma, fox'ta var tosun paşa"
sevinmişim farazi'den gelen cevaplara
tabanvay eşliğinde yürüye yürüye taksim'e
mesajlaşırken öyle karar verdik farazi'yle
on onbeş dakka sonra geldi kendisi
"anahtar bende kaldı iş yerinde kimse yok"
dedim güzel, ufak bir binboa renk katar bu akşama
sonrasında konuşa konuşa aşağıya
hafta ortasında akşam üstü taksim
sonunu bildiğim bir gün, gram ses etmedim

(nakarat)

iş hanlarından her şekilde çok çekinmişimdir
içine girdi miydi bende tüyler ürperir
durumu farklı kılabilen bir şeyler isterim
ikinci katta terzinin yanında iş yeri
hemen girişte solda evraklarla dolu masa
karşı cam bakar pavyonumsu bir mekana
nedense şaşmışım peruk satan o dükkana
yarın mesai var, içip sıçıp da sızlama
sağıma soluma bakar iken dibini buldu votka
açıldı futbol sohbeti aynı dakkalarda
keşke her yorum yapan fikret engin olsa
çakıl taşıyla razıyım o dakka futbola
"haklısın devam et" dedikten sonra
tutmayan kuponlarından birini koydu ortaya
dedim "farazi latifeler peşinde koşma
acıktı burda karnım, on onbeş midye alsana"
kısa bir müddet söylenip inerken aşağı
ben de hanın içinde gitmişim tuvalete
işim normalinden daha uzun sürünce
kapıya geldi bak farazi, hanın bekçisiyle
dedim "telaşe yok, motoru bozmuşuz biraz"
yirmi dakka sonra ordan odaya tekrar
evraklarla dolu masa olmuş komple votka
bekçinin yanında vardı uganda bayrağı
bayrak altı saklanan altın rengi saatler
olanı biteni sormak istedim
tam o dakka koşarak içeri girdi ugandalı saatçi
teşekkür etti elini sıktı emektar bekçinin
zapıtadan kaçarken bekçi çekmiş almış
onun gazıyla başladı capoeira dansına
o günden sonra hiçbir boktan emin olmadım
sonunu bildiğim bir gün, ses çıkartmadım.

https://www.youtube.com/watch?v=oysbho9purg