üniversite

kamu tüzel kişiliği niteliğinde, eğitimden çok öğretimi hedef alan bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerini kendisine görev biçmiş, öğretim kurumu.
yök baskısı altında bilimsel çalışmaya yapmaya çalışan kurumlar. yersen tabi
70 gün kadar sonra mezun olacağım kurum.bu günleri okula gitmeyerek değerlendiren ben ise ayrı bir araştırma konusuyum.hayırlısı.
özgür düşünceyle alakası olmayan, sisteme eleman yetiştirmekten başka vasfı bulunmayan zaman öldürme mekanları, devasa tımarhaneler.
evet üniversite, sen haksızsın ve sana laflar hazırladım;

bu ülkede çocuklar ilkokuldan itibaren sınavlara,yarışmaya,ezbere itiliyor. 4. sınıfa kadar düştü sınavlar yanılmıyorsam, 4 lan 4. sınıfta sınav mı olur? 9-10 yaşında çocuktan bahsediyoruz. algısı en genişlemeye müsait yaştaki çocuğun ezbere alıştırılması demek bu.

ortaokulda liselere giriş sınavı çıkıyor, bunun yüzünden hayatları kabusa dönüyor çocukların. ben 8 yaşında başladığım gitarı bırakmıştım lan 13'ümde. liseye girdim de ne oldu, hala pişmanım gitarı bıraktığıma. çocuklar bir halı saha maçına gitmekten bile suçluluk duyuyor, hatırlıyorum 7. sınıfta maça çağırdığımız bir çocuğu ikna etmek için '1 saat lan 1 saat' demiştik de adam 'hayatımdan mı keseyim' falan demişti. mantığa bak, 7. sınıftaki çocuk iyice bellemiş lise giriş sınavının hayati olduğunu. dünyanın başka neresinde liselere giriş sınavı hayati lan?

liseye giriyor, bu sefer de üniversite sınavı maratonu başlıyor. 9-10 yaşında bu çarka giren çocuk 18 yaşına kadar soluksuz bir şekilde bu sınava şartlandırılıyor. çünkü kazanamazsa durum kötü, hayatı kayar.

hadi diyelim şanslı ve bir şekilde ülkenin en iyi üniversitesi olarak görülen bir yere kapağı atıyor. çocuk sanıyor ki üniversite hakkında koparılan onca yaygara gerçek, diyor ki ''ahanda özgür düşüncenin anavatanına geldim, sadece kendim için, öğrenmek için öğreneceğim'', ama hayal kırıklığına uğraması uzun sürmüyor. etrafındaki herkesin amacı kredi,not,ortalama,ezber...hocaların da işine gelen bu. ezberi daya gitsin, sınav var de çalışsınlar, gevşediklerini görünce quiz var de üç buçuk atsınlar. ilkokul görünümlü özgür eğitim yuvası. çok hoş.

etrafına baktığında bu yüzden lise kafasından çıkamamış karikatür gibi tipler görüyorsun. tek fark, kızlar 'üniversiteyi kazandım kızılı'na boyatıyor saçlarını, erkekler saç-sakal kombo uzatıyor. kampüslerde sürekli şirketler, şirketlerin organizasyonları, sürekli iş hayatıyla ilgili posterler...insanları 4-5 yıl içinde girecekleri sisteme şimdiden alıştırma çabaları.

evet, birkaç hoca ve birkaç etrafını görmeyi akıl edebilmiş öğrenci dışında üniversite budur. müfredatlara sıkışmış, sıkıcı yerler. zaten ilkokul-ortaokul-lise boyunca çocuklar ezbere ve sınava şartlandırılmak yerine karakterlerini besleyecek şekilde eğitilse üniversitelerde saçma sapan tipler olmaz ya neyse. ...
ülkemiz gençlerinin kendini geliştirmek bir şeyler öğrenmek amacıyla değil de sadece kısa dönem askerlik yapmak amacıyla girmeye çalıştığı kurum.

eğer okuduğunuz fakültede şansınıza gerçekten yetkin bir akademik kadro varsa çok iyi bir kurum olur size. bütün iş hocada bitiyor. ancak genelde araştırılmadan sadece üniversite okumuş olmak, konu komşu kazanamadı demesin diye girilen yerler olduğu için kazanılan üniversitede ilgili bölüm nasıldır, iyi midir diye hiç bakılmaz. ben şahsen daha ciddi ciddi araştıranını görmedim.
insanın kendini mental olarak geliştirdiği ortam.

burası teknik anlamda insana çok bir şey katmıyor. yeminlen. çok kompleks bölümler hariç durum böyle. buradan öğreneceğini açar kitaptan tek başına da öğrenirsin. bu işin teknik bölümü.

üniversitenin asıl kazandırdığı sosyal yaşam becerisi. bir nevi "hayat okulu" durumları yani. o yüzden mutlaka okunması gerekir. mezun olmasan da olur. kapağı at yeter *
temel amacı, düşünen ve sorgulayan insanlar yetiştirmek olan kurumlar. dolayısıyla, bu kurumda öğrenci, öğretim görevlisi veya başka herhangi bir sıfatla bulunan insanların, bir ideoloji sahibi olması, olağan ve hatta olması gereken bir şeydir. zira ideolojinin kelime anlamı, şu şekilde: "siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik (vurgula: düşünceler bütünü)." bu kurumların iktidar yandaşlığı yapması, varoluş amacına terstir. ideoloji sahibi olması/ideoloji sahibi insanlar yetiştirmesi ise, varoluş amaçlarından biridir. oradan mezun olan insanlar, o ülkenin geleceği olarak görülür ve düşünmeyen insanların oluşturacağı bir gelecek, aydınlık olmaktan çok uzak olacaktır.
herkesin yaşaması gerektiğini düşündüğüm ortam, öğretim kurumu. henüz yeni bir üniversiteli de olsam lisedeki o baskıcı düzenden çıkıp birden böylesine rahat bir ortama girmek muhteşem bir durum. elbette olayın rehavetine kapılıp dersleri ihmal etmeyi asla düşünmüyorum çünkü 2 senede üniversiteyi bitirip memur olmam şart. lakin üniversitede okumanın kötü taraflarından biri de maddiyat. her bir kitap nereden baksanız 20-30 liradan başlıyor. yarın 3 kitap alacağım ve aşağı yukarı 75-80 lira para gidicek. elbette kimileri için harçlık olarak değerlendirdiği bu para kimileri için 1 aylık gider masrafı. ajitasyon yaptığımı düşünmeyin abilerim ablalarım duygularımı yazayım istedim.*