ben öyle bi insan mıyım

Durum: 6779 - 0 - 0 - 0 - 02.09.2015 20:34

Puan: 56814 -

7 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 339

2 eylül 2015 beşiktaş mogaz merzifon belediyesi maçı

36-33'lük skorla kazandığımız ve bu sonuçla süper kupa'yı kaldırdığımız karşılaşma.

2 eylül 2015 beşiktaş mogaz merzifon belediyesi maçı

son dört dakikasına 32-31 girilen mücadele.

farkı bir türlü açamadı takımımız ve maç oldukça kritik bir noktaya geldi.

beşiktaş futbol takımı

mevcut kadro yapısı göz önüne alındığında, tek çıkar yolu 4-3-3 sistemini benimsemek ve yediğinden fazlasını atmak olarak görünen takımımız.

hücumcu bek yok tabii, ama ersan'ın* isabetsiz uzun paslarını kovalayacak çok sayıda oyuncu olur en azından.

" ağzından çıkanla kulağının duyduğu aynı şey değil" diye çemkirecek olanlar için, "bir beyaz yalan da ben söyleyeyim, ne olacak"* diyeyim şimdiden.

haydi hayırlı tıraşlar.

beşiktaş futbol takımı

cenk gönen'in bünyesinden ayrılması ve transfer döneminin sona ermek üzere olduğu şu son dakikalarda hâlen kaleci transferi ile takviye edilmemiş olması sonucunda, üçüncü kalecisi şenol güneş olacaktır. hayırlı uğurlu olsun.

(bkz: belki hiç transfer yapmayız)

29 ağustos 2015 gençlerbirliği kasımpaşaspor maçı

irfan can kahveci'nin, kasımpaşaspor kalecisi andreas isaksson'un büyük hatası sonucu, takımına kazandırdığı gol ile ev sahibinin üç puana ulaşan taraf olduğu karşılaşma.

gençlerbirliği kalecisi johannes hopf da başarılı kurtarışlarıyla dikkat çeken isim oldu.

29 ağustos 2015 medipol başakşehir bursaspor maçı

edin visca'nın, biri ofsayttan olmak üzere, attığı iki golle ev sahibinin galibiyete ulaştığı karşılaşma.

29 ağustos 2015 türkiye hollanda basketbol maçı

hakem hatalarının lehimize işlediği; özellikle ilk uzatmanın sonunda, üç sayı farkla geride iken, son saniyelerdeki iki sayılık atışımız sırasında yapılan faule (ayağın çizgiye temas etmenin ötesinde, neredeyse tamamı çizginin içerisindeydi) üç serbest atış vermeleri ile ikinci uzatmaya götürmemizi sağladığı karşılaşma. ilk çeyrek skoru 31-11 iken normal sürenin 74-74 sona ermesi, yıllardır süregelen maç sonu oynama beceriksizliğimizi bir kez daha yüzümüze çarptı.

beşiktaş taraftarı

kuralsızlığın kural hâline geldiği yerde, kuralsızlığı savunmakta beis görmeyenlerin ve aksini düşünene hakaret edenlerin de bünyesinde yer aldığı topluluk.

herkesin görüşüne saygı duyarım, fakat benim vicdanım var. çürümüş sistemin dişlisi olmaktansa, benim için uygun olan, iki dişin arasına çomağı sokmaktır. bu eylemin "başarı" getirmeyeceği aşikâr, hepimizin gelip geçici olduğu gibi. bu neyin hırsı, bu neyin mücadelesi, neyin peşindeyiz biz?

cezaevinden, müebbet yemiş mahkûmlardan bir takım çıkarsak, hakemler düdüğü ağzına dahi götüremez aslında ama...

göte göt denmiyor zira bu memlekette, "hani bize?" deniyor ancak.

fikret orman başkanlığındaki beşiktaş yönetimi

genel olarak, her yıl en az bir amatör branşı ziyan eden; fakat, nedense, sadece futbol takımının "sıçtığı" ânlarda akla gelen oluşum.

gökhan töre

2015-2016 sezonuna bomba gibi başlamıştır. umarım bizim elimizde patlamaz.

şenol güneş

22 ağustos 2015 beşiktaş trabzonspor maçı sayesinde, yol yakınken, takımını tam anlamıyla tanımış olduğunu düşündüğüm teknik direktör.

ricardo quaresma

mental problemlerinden* dolayı bir yere gelemeyen ve asla gelemeyecek olan artis.

necip uysal

sevgili küllük

dili olsa da çektiğini anlatsa; yeter ki bir hişt hişt sesi gelsin.

"bir 'hişt' sesi gelmedi mi fena"

mustafa pektemek

sol frame'de görünce bir an palazlandı sandığım futbolcu.

berberlerdeki kola değdirme sorunsalı

ayarını bozduğun kantar bir gün gelir seni de tartar

mevcut iktidar sahiplerinin bir dönemki yardakçılarının, zamanında pek bir hafife aldığı söz.

sözlük yazarlarının itirafları

sanırım kaybediyoruz abi.

bir tek kendimiz gibi olamadık şu hayatta, yatacak yer bırakmayacaklardı zira. yaşayabilmek için -ki her hayvanda bulunan bir ve aslında temel içgüdüdür- sabahın körü olarak nitelendirilebilecek olan 7:00'da evden çıkarken, birden fazla kostüm almak durumunda kaldık üzerimize; "bir" asla yeterli değildir.

hep geceyi bekledik; kendimiz olabildiğimiz, kendimizle baş başa kalabildiğimiz, en fazla kendimize yalan söyleyebileceğimiz (ve elbet de yemeyeceğimiz) saatleri için günün. sattığımız emeğimizin, insanlığımızın bedeli olarak bize esaretten arda kalan üç, en fazla dört saatlik dilim hepi topu... hayatı, kendimizi sorgulayıp, kafayı iyice bi' dumanlayıp, sonunda mecburen yatağa uzanıp, ertesi sabah yine aynı boku yiyeceğimizi bile bile yaşadık bu kısır döngüyü. umutları vardı kimimizin, kimimizin ardında bıraktıkları, kimimizin bırakamayacakları; kimimizin inancı, kimimizin borcu, kimimizin harcı...

ben artık çok sıkıldım bu ne idüğü belirsiz hayatı, peşinden koştukça tam bir kevaşe gibi elimizden arsızca kaçan umutları, hevesleri, sevgiyi, sevilmeyi kovalamaktan. yaşamam gereken hayat bu değildi belki, şimdi her gün bileklerime birer çentik daha atıyor gerçekler. zorunluluklar, başladığı noktaya dönünceye kadar zahiri bir teselli verebiliyor, güç verebiliyormuş insana.

olduğum kişiden, olmaya çalıştığım kişiden ve hatta bir zamanlar olmak istediğim kişiden dahi tiksiniyorum artık. keşke bir "hiç" olabilseydim; hayır kocaman falan değil, kendi çapımda bir hiçlik de yeterdi bana. belki o zaman... belki o zaman bakabilirdim aynaya, yüzüm kızarmadan.

"benden, sizden biri yaratmayı nasıl başardınız?"

sağ bek

ali tandoğan

futbolculuk kariyerini noktaladığını açıklamıştır.
  • /
  • 339
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 6779

serdal adalı

fikret orman başkanlığındaki beşiktaş yönetimi, maddî sorunları, güzel bir plânlamayla kontrol altına aldıktan; yapılacak olan yeni stad konusunu çözüme kavuşturduktan; futbol takımı, mevcut durum içerisinde, aslında başarı olarak sayılabilecek olan* üçüncülük derecesi aldıktan; şike süreci de artık sütliman vaziyete geldikten sonra, başkanlık için kolları sıvayan para babasıdır.

gelmesin, başkan falan olmasın; açık ve net. kulüp darboğazda iken kaçacak delik arayan adamlar, işler yoluna girmeye başlayınca inlerinden çıkıp, ortalıkta nâralar savurmasınlar. aşağı yukarı yarısı bunun aksini düşünüyor olsa da; peşinden ayrılmadığı armayı, değerlerini, onurunu her şeyin üstünde tutan beşiktaş taraftarı, unutmadı o günleri beyim. ve aslâ unutmayacak...

kartal sözlük'te siyaset yapmayalım diyen yazarlar

benim, içlerine dahil olmadığım kişilerdir.

her şey konuşulabilir sözlükte. beşiktaş'ın idari ve sportif durumları masaya yatırılır; yeri gelir makara yapılır; yeri gelir, insanların bilgilenmesi istenilen sosyal veya bilimsel yazılar, bilgiler ve hatta şarkılar paylaşılır; yeri gelir siyaset konuşulur. bunlar, gayet olağan durumlardır. hayatın içindeysek, bu gezegeni yazıyorsak; siyaseti de es geçemeyiz.

fakat... siyasetin de dahil olduğu, herhangi bir tartışma ortamının yaşandığı durumlarda, saygı ve üslubu korumak son derece önemli. yazılarını okuduğumda, keskin ifadelerinden dolayı, ister istemez sinirlerimin zıpladığı kişilerle; direkt mesaj aracılığıyla son derece seviyeli ve samimi bir şekilde sohbet edebiliyor ve tartışabiliyorum.

kantarın topuzunu, genel geçer durumlar karşısında absürd ifadeler girenleri tenzih ederek, kaçırmadıkça; ne bir sorun yaşanır ne de kardeşliğimize zeval gelir. haklıyken haksız duruma düşmek de buna dahil; haksızken, "erkekliğe bok sürdürmemek" adına diretmek de.

yeter ki, "kardeş" olmanın ne demek olduğunu unutmayalım.

hambalele yambaleyo oooo leyya

zıvanadan çıkmış zihnin; ses tellerine verdiği "error" komutudur.

(bkz: olduramadım)

kartal sözlük yazarlarına tavsiyeler

sözlüğe mobil cihazınızla*** giriyorsanız, oy vermeye kalkışmayın. zira ":)" ile ":(" arasındaki fark, sırattan ince.***

araba yok

evinden aldırabileceğim yazardır.

hoşgelişleri olmuş.

maç devam ederken kendi takım futbolcusunu ıslıklamak

devam eden maçı sona erdirme niteliğine sahip bir davranış şeklidir.
okulda, işyerinde, yanlış yaptığınız veya beceremediğiniz herhangi bir görev nedeniyle, insanların gözü önünde yoğun bir şekilde çemkirse hocanız, küfretse patronunuz mesela; kaçacak, ağlayacak yer ararsınız değil mi siz? o sizin göreviniz oysa ki, o yetiye sahip olmanız gerekli ne de olsa. hele bir de aynı hatayı tekrarladığınızı düşünün...
taraftar olarak duygusalız. evet, oyuncular hatrı sayılır miktarda para alıyorlar her yıl ama; bu, onları alenen rencide etme yetkisi vermez bize. her şeyin olduğu gibi; bunun da yeri, zamanı ve bir üslûbu vardır.
tabii, ıslıklamayla takımı ateşleyeceğini düşünen bir zihniyet varsa; ona benim yapabileceğim hiçbir şey yok. mühendisiz oğlum biz, anlamayız o işlerden; ama türk doktorlarına emanet edebiliriz kendilerini.

edit: birkaç zamazingo, birkaç imlâ falan filan...

dilek taşı

vereceği haberi siktiğim taş.

parayla veriyor sanki ipnetor.

ramon motta

ismail köybaşı gibi, yere sağlam basamadan, düşecekmiş gibi koşmayan,
ismail köybaşı'ndan daha hızlı ve top tekniği daha iyi bir görüntü veren,
ismail köybaşı gibi, savunmada tam anlamıyla verimli olmayan,
yine de, ismail köybaşı'ndan daha mücadeleci olan futbolcudur.

tek sorunu, ülkemize gelen çoğu futbolcu vatandaşı gibi, çirkefliğe varabilecek ahlâksızlık potansiyeline sahip olmasıdır. baba hakkı'nın tokadını yeme şansı olsa, bir anda kendine gelirdi ya, neyse.

sözlükçülerin favori kitapları

(bkz: olasılıksız)

ayda yılda bir kitap okuyorum zaten (bu seferki çin seyahati sayesinde oldu), o da bomba çıktı sağolsun.

edit: neyini eksilediyse sevgili entel kardeşim artık bunun...

mimarlık öğrencisi

öğrencilik hayatını noktalamalarının ardından, büyük şirketlerin birinde endüstriyel tasarımcı olarak işe başlayan; burada da mekanik tasarımcı olan makinacılardan sürekli ayar alan; kapalı mekânda şapka ve gözlük takmanın yanı sıra, marjinalliğin bokunu giydiği iç çamaşırıyla dahi çıkarabilen şahıstır.

yapma demiyorum ama... ben varken yapma la.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.