cihan tekin

Durum: 969 - 0 - 0 - 0 - 03.12.2017 21:14

Puan: 4743 -

9 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

www.parantezicihayatlar.com
  • /
  • 49

galatasaray spor kulübü

500bin euroya alınmış genç oğuzhanla, alman ikinci liginden 1milyona gelmiş olcayla, 1milyonluk veli kavlakla, altyapıdan gelen necip'in orta sahamızın garanti oyuncusu olduğu, opere diye bir futbolcu ile filan liverpool karşısına çıktığımız feda döneminde çilek diye diye, seksi kulüp diye diye, melo ile bu gencecik ve deneyimsiz takımın sinirleri ile oynaya oynaya derbilerde eli ayağına karışan takımla çok dalga geçtiler, yetmedi tribünde bu genç takıma ve milyonlarca taraftarına "para komidinin üstünde" pankartı açtılar ama 40 milyon euro harcayıp derbilerde eli ayağına karışan, her derbide 7'lik 8'lik olmaktan kurtulduğuna şükrettiren takım kurmak bu mallara nasip oldu... adalet şaşmaz işte, geç de olsa yerini bulur... kınadığını yaşarsın, dalga geçtiğinin on misliyle muhatap olursun... ben o feda döneminde dahi büyük maçlarda bu denli ezildiğini, aciz duruma düştüğünü hatırlamıyorum beşiktaş'ın... hatta birçok derbide bariz hakem hataları ile canı yakıldı, ikinci ve üçüncü senesinde arsenal, tottenham, feyenoord, liverpool gibi takımlara karşı avrupa'da efsane maçlar dahi çıkardı... hatta avrupada bugünkü başarısı dahi o dönem ekilen tohumların eseridir...

kısacası fatih terim varsa var, yoksa yok takımdır... başka hiçbir birleştirici gücü olmayan, ne kadar mazisi ile övünse, şanlı büyük filan gibi görünse de bir adama bağlı bir oluşumdur... asla güçlü bir camia özelliği kazanamamış, fatih terim hakkın rahmetine kavuştuğu zaman esamesi okunmayacak sıradan bir futbol kulübüdür... zaten her başı sıkıştığında yönetimiyle, taraftarıyla tüm camia olarak "imparatoree" diye yırtınmaları da bundandır... en bilinen taraftar grubu dahi uefa kupasının kazanıldığı 2000 senesinde o gazla kurulmuş, iki sene şampiyon olamasa tribünde kombine filan yakan oynaklardan oluşur... her gelen yönetim ise bu başarı odaklı oynakları tribüne getirebilmek için çileklere milyonlar saçmak, bağ bahçe satıp aptal saptal oyunculara 40 milyon euro bayılmakta, doğru olanın bu olduğunu bildiği halde feda dönemi gibi bir yola girememektedir.

1996 'dan 2000'li yılların başlarına kadar her anlamda fenerbahçe ve beşiktaş'ın gerisinde olan bu fos oluşum, fetö'nün en güçlü döneminde her türlü desteği görmüş ve bu iki kulübün önüne taşınmıştır... bu konuda fetö elebaşının açık videoları vardır ve o dönem kadrosundaki oyuncuların yarısı bugün yurt dışına kaçmış, kaçak durumundadır, türk vatandaşlıkları dahi ellerinden alınmıştır... en basitinden çok övündükleri uefa kupasını aldıkları sene sevgili fetöleri bunların lig maçlarını haftalarca ertelemiş, yollarını bariz şekilde her anlamda açmıştır... o dönem 3 hafta ertelenen lig maçı hatırlarım yani, varın gerisini siz düşünün.

2 aralık 2017 beşiktaş galatasaray maçı

şampiyonlar liginde bir maç kala rahatlayan beşiktaşımız'ın galatasarayla alenen taşak geçtiği, gururunu incittiği, döndürüp döndürüp yağladığı bir maç... 35 gol esprisi yapan galatsaraylılar'ın maç sonunda 35 gol yemeden maçı bitirdiği için ter sildiği, mabedimizde sex on the beach! seslerinin yankılandığı bir müsabaka...

gomis kral mq
başakşehirle çekişmek kolaydı dimi tinerciler mq
qral geri döndü mq!
leipzig genç, porto eski porto değil, monaco ölmüş mq!

fenerbahçe, trabzonspor, beşiktaş ve başakşehir maçlarından sonra galatasaraylılar şu rezil takımlarını şu an bir leipzig, porto karşısında hayal etsinler artık da bir süre sussunlar yalvarırım... tamam otelinizde ağırlayıp size istnabul'da defanslarını açan anadolu takımlarını güzel yeniyorsunuz anladık!!!

otogaz

cem dizdar

dün akşam 3-3 biten fenerbahçe kayserispor maçından sonra, neto'nun rezil oyununu "pepe de yapıyor aynı hataları, tosic var her maç göze batan beşiktaş'ta da" gibi saçma sapan, gerçeklikten uzak şekilde pepe, tosic ve beşiktaş ile aklamaya çalışmıştır... "onuncu hafta şampiyon olunmuyor, sonuncu hafta şampiyon olunuyor" diye de ne teknik adamıyla ne oyunuyla zerre umut vermeyen, kendi taraftarının dahi inanmadığı, onuncu hafta tribünleri boşalttığı fenerbahçe camiasını da kenetlemeye çalışmıştır... şöyle ol işte, açık ol, tarafını belli et de biz de seni beşiktaşlı bilip her dediğine sinirlenmeyelim, seni takip etmeyelim çakma entel... şampiyonlar liginde üçte üç devam eden, hayvani bir avrupa eforu harcayan, monaco porto leipzig demeden gömçürten, aynı anda ligi devam ettiren, sadece anasının liginde oynayan liderle arasında altı üstü 5 puan olan takımla vardarzedeleri östersundszedeleri kıyaslama sen yine de cemcim... sadece fb gs yorumla lütfen, siktir et beşiktaş'ı, beşiktaş seni aşıyor artık belli ki... insanlar kolpa entel olduğunu anlıyor artık, hiç bulaşma

29 ekim 2017 trabzonspor galatasaray maçı

bağı bahçeyi satıp 10 milyon 15 milyon düşünmeden, sepete yumurta doldurur gibi oyuncu toplamakla olmuyor diyorum zaten lig başından beri... sonunda patlamış sepetin altı, yumurtalar dökülmeye başlamış... lig yeni başlıyor...

22 ekim 2017 galatasaray fenerbahçe maçı

normal şartlar altında kedilerin toki arenası'nın en az iki maç kapanması lazım ama olmayacağını hepimiz biliyoruz değil mi? çünkü bu ülkede futbol asla normal şartlar altında oynanan bir oyun değildir...

mevlüt tezel

bugün azeri kardeşlerimize karşı bir rezilliğe imza atmış arap, katarlı götü yalayıcısı... tipik ümmetçi... tarihinde ilk kez şampiyonlar ligine katılıyor adamlar, atletıco madrıd'e yenilmemeyi başarıyor, bizim siyasal islamcı torpillilerinden gördükleri mualemeye bak... türkiye'de şu an üç büyükler dahil kaç takım atletıco madrıd'den gol yemeden maç bitirebilir acaba?

cenk tosun

şampiyonlar ligi arenasında gömdüğü gollerle uluslararası arenada değerini ikiye katlamış değil, tavan fiyatını tamamen ortadan kaldırmış, onu en çok isteyecek takımların hayal gücüne bırakmış oyuncumuz... işte şampiyonlar ligi arenası bu yüzden önemli... şu goller gibi ligde 50 gol atsa dünyanın haberi olmaz, en fazla lassa ile haftanın oyuncusu seçilir spor programlarında ama şu an akla hayale gelmeyecek takımların scout listesine kafadan girmiştir. geçen sene aynı arenada benfica'ya taktığı estetik gol de üstüne tuz biber olmuşken seneye bizde kalmaz ama, iyi anlamda kalmaz... sağlam para kazandırır ve gider... bize de yolu açık olsun demek düşer zira yönetimimiz ve hocamıza güvenimiz tam... beşiktaş artık gidenle eksilen bir takım değil... gidenle kazanan bir takım... buna da vizyon diyoruz...

lpg

ankara'da bu sabah itibari ile 3.40'tan aldığım, anasının amı gibi zamlanmış, litre fiyatı neredeyse mazota benzine yetişecek olan ve pek bir esprisi kalmayan yakıt...

(bkz: ehonomi çoğ eyi)

beşiktaş

yaklaşık iki ay önce odamda bir şeyler okuyordum... giriş katta oturduğum için kapının önünde top oynayan iki küçük çocuğun konuşmalarını duydum... birbirlerine karşılıklı şut çekiyorlar biri talisca ben olacağım diğeri quaresma ben olacağım diyordu... ayağa kalkıp baktım ki iki beşiktaş formalı çocuk beklerken birinin üstünde galatasaray forması var diğerinde fenerbahçe... yüzümde bir gülümseme oluştu, müziğin sesini kısıp yatağıma uzandım ve seslerine kulak vermeye devam ettim...

galatasaraylı olanı: "beşiktaş en kötü zamanlarında bile üçüncü oluyordu, galatasaray bok gibi takım birinci olamayınca hep altıncı onuncu filan oluyor" dedi... aklıma sosyal medyada koca koca abilerinin "üçüncüsünüz" diye aşağılama girişimleri geldi...

fenerbahçeli olansa: "en iyi futbolcular beşiktaş'ta" diye devam etti ve galatasaraylı olana çektiği şut sonrası gol sevincini "taliscaaaaa!" diye yaşadı...

***

eski iş yerimde fanatik galatasaraylı bir abim vardı... adı baran... bu adam doğuştan fanatik denen tipler olur ya, öyle bir adam işte... galatasaray kulübü içinde akrabaları filan olan, sürekli futbolculardan filan imzalı formalar, hediyeler gelen bir abimiz... bu abimizle yaklaşık 3 sene kadar ayrı düştük, sonra bir halı saha maçı düzenlemişler eski iş yeri arkadaşları olarak, davet ettiler gittik... abimizin nur topu gibi iki tane çocuğu olmuş... "vayy! maşallah abi, galatasaraylı yapmışsındır" dedim... "galatasaray'ın amına koyayım" dedi... yemin ediyorum beynimden vurulmuşa döndüm... devam etti... "bu ülkede stadıyla, taraftarıyla, oynadığı futbolla, duruşuyla, özgünlüğüyle tek futbol kulübü var o da beşiktaş... beşiktaş geleceğin takımı ikisini de beşiktaşlı yaptım... beşiktaşlı olsunlar..."

***

şimdi bu açıdan bakınca beşiktaş'ın stadının yıkılması ve feda sezonuyla taçlanan yapılanmasının ne aşamaya geldiğini daha net görüyorum... bu beş senelik yapılanmada emeği olan, geçen kim varsa bir taraftar olarak hakkımı helal ediyorum... ertrafıma bakıyorum tv dizilerinden tutun da sokaktaki çocuklara kadar bir beşiktaş popülizmi mevcut... 1983 doğumlu biri olarak metin ali feyyaz'lı, arada da oktaylı, amokachili 90'lı yıllar ve noumalı, ilhanlı, nihatlı, ahmet dursunlu 2000'lerin başında bu denli bir beşiktaş popülizmi hatırlıyorum...

beşiktaş iyi yolda ilerliyor... bu yüzdendir ekranlarda cırıl cırıl bağıran rıdvanlar, ermanlar... azmış gibi saldıran yöneticiler, yönetici yamakları, aykutlar maykutlar... onlar çok iyi biliyorlar çünkü beşiktaş popülizmi başlamışsa kendileri için barınma şansı kalmıyor futbol camiasında... beşiktaş'ı eskisi gibi operasyonlarla filan karıştırabilir miyiz umudu içinde debeleniyorlar... yönetim ise bunların gazına gelmeyip işine bakarak devam ediyor, iyi de yapıyor... beşiktaş bu sene şampiyon olamasa da iyi yolda ilerliyor, yönetim de taraftar da bunun bilincinde ve bu saldırılara "he he" deyip geçiyor, işine bakıyor, vodafone arena'yı bir eğlence, cazibe merkezi yapmaya devam ediyor... hal böyle olunca da işte sosyal medyadaki ergen zihinli troller, ekranlardaki tetikçiler, beceriksiz yöneticiler istediğini yapsın, kudurdukça kudursun sokaktaki çocuk gerçeği görüyor... durum budur...

beşiktaş artık giden oyuncu veya teknik adamla karışan, yıkılan bir kulüp değil...
daha iyisini arayıp bulup getirip yoluna daha güçlü devam eden bir futbol kulübü...
bu çırpınmalar, karıştırma girişimleri bu yüzden boşa arkadaşlar...
"adamlık madamlık goygoyu" yapmadan sadece işini yaparak çakıp geçen "izlanda milli takımı" gibiyiz biz artık...
arada sarsılırız, arada tökezleriz ama asla cem papila dönemi gibi beynimize kurşun yeyip 10-15 sene komada yatmayız...

galatasaray futbol takımı

asla ama asla beşiktaş gibi uzun soluklu, akıllı bir yapılanmaya tahammülü olmayan, başarı yoksa yok, başarı kokusu varsa köpek balığı gibi sinsice stada doğru yol alan taraftarları olan ve bu yüzden ne zaman başarısız dönemin ardından stad boşalsa bağı bahçeyi, evi tarlayı satıp savıp futbolcuya basan ve anlık başarı ile var olan, diğer dönemler ligi altıncı, onuncu bitiren, balon gibi bir var bir yok takım... 2000 yılındaki uefa kupası ile galatasaraylı olmuş, başarıya tapınan, bayağı, derinliksiz, duygusuz bir futbol anlayışı olan bir taraftar grubu vardır ve her ne hikmetse bu taraftar grubu bile 2000 yılında kurulmuştur :) derin devletle ve devlete çöreklenmiş oluşumlarla arası iyi olmasa oldum olası şu an trabzonspor'dan biraz daha hallice bir takım olacaktı muhtemelen... 10 şampiyonluğu belki var belki yoktu... o yüzden lanet olası, yüzüne bakılmayası, suratına sıçılası bir kulübün takımıdır benim gözümde oldum olası...

2014-2015 süleyman seba sezonu

adına layık olamadığımız sezon değil, adına layık olamayan ve bu adı haketmeyen sezondur. türk futbol liglerinin her sezonu gibi...

metin tekin

geçen sene ankara'da, armada avm'nin oradaki üst geçidinde karşılaştığım, o olup olmadığından emin olamadığım için ses edemediğim adam. sonra akşama kadar düşündüm durdum o muydu değil miydi diye? sonra internetten araştırdım baktım akşam trt de programı varmış, akşam izledim baktım gerçekten oymuş. bileydim boynuna sarılmaz mıydım reyis, elini öpmez miydim? her beşiktaşlı çocuğun kahramanı. belki de ağlardım bile. ama işte biraz ya o değilse endişesi biraz da sensen sormaya utandım; "pardon, metin tekin misiniz?" demeye. ayıp kaçardı. birgün buraya bakarsan oku bari reyis, seni seviyorum, ellerinden de öptüm say...

galatasaray taraftarı

sürekli bizi ağlamakla suçlarlar... galatasaraylılar takımları liderin gerisindeyken hiç ağlamazlar, çünkü hiç ortada görünmezler, evet... formalar naftalinlenir sandıklara kalkar, sosyal ortamlarda "ben premier lig isliomm yhaa" ayakları yapılır, tribünler boşalır... galatasaray'ın başarısız geçen sezonlarına bakmanız yeterli bunun için...

hafif bir başarı ihtimali durumunda ise seferberlik ilan edilir... tüm sosyal medyada kafa siken taraftarlar türer... sırıtan sınayder fotoğrafları, sik sok dolu paylaşımlar, krallar, aslanlar, sokaklarda galatasaray eşofmanlı, formalılar türer ağırdan ağırdan...

beşiktaş bunları yener, taraftarı deplasman tribününü erken terk eder lan daha ne olsun!
işte beyler, bunun için siz beşiktaşlılık ya da başka bir takımlılık nedir hiç bilemeyeceksiniz ve anlayamazsınız... sizde o duygu ağırlığı ve melankoli yok... siz para için mantık evliliği yapan kevaşeler gibisiniz üzgünüm... galatasaray taraftarı başarıya endekslidir... başarı ihtimali olduğu zaman kafasını delikten çıkartır, yoksa yemek kokusu alamamış hamamböceği misali ortalarda yoktur...

o yüzden 15 yıldır "uefa qupamıss farr" diye gezerler...
o kupa neden ikinci defa alınamadı diye hesap sormazlar...

günay güvenç

beşiktaş'ın gerçek çocuğudur... çünkü gerçekten beşiktaş'ta oynamanın ne demek olduğunun farkında ve kendini daha da geliştirecek potansiyele sahip olduğunu görüyorum.

mustafa pektemek

bu seneki kazancının bir miktarını istediğim futbolcu...
kanser tedavimde kullanacağım...

türk futbolu

her tarafından pislik akan, siyaset ve mafya ile iç içe geçmiş, yayıncı kuruluşun daha çok nasıl para kazanacağına göre ayarlanan sezonlardan oluşan, karaktersiz, sevimsiz, omurgasız ve beceriksiz yerli-yabancı oyuncuların cirit attığı, seyredilmesi ağır mallık olan bir lige sahip... benim için bu sene gerçekten sondu...

milli takım bazında da, avrupa kupaları bazında da sürekli elimize verip verip yollamalarından da belli zaten ne bok olduğu...

bu gerizekalı avutan tiyatroyu izleyeceğime ve formasına, yayınına bilmem neyine para harcayacağıma giderim gerçek tiyatro oyunu izlerim... tiyatroculara para kazandırırım. en azından ülke sanatına ve sanatçıya faydam olur... en başta da kendime... beşiktaş'a olan aşkım bakidir, sonsuzdur, o ayrı...

beşiktaş gibi şampiyon olmak

nasıl bir duygu olduğunu unutmaya yüz tuttuğum şey... en son işe ilk başladığım sene 2009'ta gördüm...
o arada işe girdim, çalıştım, evlendim, boşandım filan... tonla şey yaşadım...
her şey yine bıraktığım yerde... evlendiğimde çocuğum olsa şu an 2 yaşında olacakmış...

slaven bilic'in west ham united'a transfer olma olasılığı

beşiktaş'ın bu seneki ingiliz takımlarına karşı oynadığı futbolu görünce biliç'e gerçekten yakışacağını düşündüğüm durum...
gitsin kurtarsın kendini bu tetikçi hakemlerden, başkanının yıldırım demirören olduğu federasyondan, melolardan, emrelerden kurtarsın kendini...
yayıncı kuruluşun dekoder satmasına endeksli hediye edilen şampiyonluklardan, siyasetin oyuncağı olmuş bu futbol sirkinden kurtarsın kendini...
anasının ak sütü gibi de helaldir...

beşiktaş futbol takımının yeni teknik direktörü

  • /
  • 49

#dönüyoruz

her şeyin farkındayız..!

renklilerin demek isterdik lakin, içimizde de hain çok, hepinizi biliyoruz..!
en ufak bir tökezlemede “bir çelme de ben atayım” diyecekleri..!
ellerini kavuşturup menfaat bekleyenleri, tek tek tanıyoruz..!
şerefiyle oynayıp, hakkıyla kazananların, bu ülkede nasıl cezalandırıldığının farkındayız..!

içimizdeki hainler…
satılık kalemşörler…
sahibinin sesi yanlı haber siteleri…
mesleğini üzerine giydiği forma ile icra eden gazeteciler...
koyun postu giymiş sırtlanlar…
ve şahsına münhasır çakallar, beşiktaş’ın etrafını sardığı için…

dönüyoruz..!

büyük vaatlerle değil…

evvelde olduğu gibi, bir arada kalıp, beşiktaşlı nesiller büyütmek için..!
atkımızı;
doğan bir bebeğe sarmak...
bir nikah masasına…
bir tabutun üstüne koymak için..!
beşiktaş’ın menfaati uğruna bir kelam edene, can feda demek için..!
geçmişi geçmişte bırakıp, herkesi beşiktaş şemsiyenin altında birleştimek için..!

ta ki bir gün tek satır yazamayacak duruma gelene kadar..!

kimsenin kalemi olmamak üzere;

“beşiktaş’ı üzmesinler” diye haykırarak…

dönüyoruz..!

Toplam entry sayısı: 969

beşiktaş

yaklaşık iki ay önce odamda bir şeyler okuyordum... giriş katta oturduğum için kapının önünde top oynayan iki küçük çocuğun konuşmalarını duydum... birbirlerine karşılıklı şut çekiyorlar biri talisca ben olacağım diğeri quaresma ben olacağım diyordu... ayağa kalkıp baktım ki iki beşiktaş formalı çocuk beklerken birinin üstünde galatasaray forması var diğerinde fenerbahçe... yüzümde bir gülümseme oluştu, müziğin sesini kısıp yatağıma uzandım ve seslerine kulak vermeye devam ettim...

galatasaraylı olanı: "beşiktaş en kötü zamanlarında bile üçüncü oluyordu, galatasaray bok gibi takım birinci olamayınca hep altıncı onuncu filan oluyor" dedi... aklıma sosyal medyada koca koca abilerinin "üçüncüsünüz" diye aşağılama girişimleri geldi...

fenerbahçeli olansa: "en iyi futbolcular beşiktaş'ta" diye devam etti ve galatasaraylı olana çektiği şut sonrası gol sevincini "taliscaaaaa!" diye yaşadı...

***

eski iş yerimde fanatik galatasaraylı bir abim vardı... adı baran... bu adam doğuştan fanatik denen tipler olur ya, öyle bir adam işte... galatasaray kulübü içinde akrabaları filan olan, sürekli futbolculardan filan imzalı formalar, hediyeler gelen bir abimiz... bu abimizle yaklaşık 3 sene kadar ayrı düştük, sonra bir halı saha maçı düzenlemişler eski iş yeri arkadaşları olarak, davet ettiler gittik... abimizin nur topu gibi iki tane çocuğu olmuş... "vayy! maşallah abi, galatasaraylı yapmışsındır" dedim... "galatasaray'ın amına koyayım" dedi... yemin ediyorum beynimden vurulmuşa döndüm... devam etti... "bu ülkede stadıyla, taraftarıyla, oynadığı futbolla, duruşuyla, özgünlüğüyle tek futbol kulübü var o da beşiktaş... beşiktaş geleceğin takımı ikisini de beşiktaşlı yaptım... beşiktaşlı olsunlar..."

***

şimdi bu açıdan bakınca beşiktaş'ın stadının yıkılması ve feda sezonuyla taçlanan yapılanmasının ne aşamaya geldiğini daha net görüyorum... bu beş senelik yapılanmada emeği olan, geçen kim varsa bir taraftar olarak hakkımı helal ediyorum... ertrafıma bakıyorum tv dizilerinden tutun da sokaktaki çocuklara kadar bir beşiktaş popülizmi mevcut... 1983 doğumlu biri olarak metin ali feyyaz'lı, arada da oktaylı, amokachili 90'lı yıllar ve noumalı, ilhanlı, nihatlı, ahmet dursunlu 2000'lerin başında bu denli bir beşiktaş popülizmi hatırlıyorum...

beşiktaş iyi yolda ilerliyor... bu yüzdendir ekranlarda cırıl cırıl bağıran rıdvanlar, ermanlar... azmış gibi saldıran yöneticiler, yönetici yamakları, aykutlar maykutlar... onlar çok iyi biliyorlar çünkü beşiktaş popülizmi başlamışsa kendileri için barınma şansı kalmıyor futbol camiasında... beşiktaş'ı eskisi gibi operasyonlarla filan karıştırabilir miyiz umudu içinde debeleniyorlar... yönetim ise bunların gazına gelmeyip işine bakarak devam ediyor, iyi de yapıyor... beşiktaş bu sene şampiyon olamasa da iyi yolda ilerliyor, yönetim de taraftar da bunun bilincinde ve bu saldırılara "he he" deyip geçiyor, işine bakıyor, vodafone arena'yı bir eğlence, cazibe merkezi yapmaya devam ediyor... hal böyle olunca da işte sosyal medyadaki ergen zihinli troller, ekranlardaki tetikçiler, beceriksiz yöneticiler istediğini yapsın, kudurdukça kudursun sokaktaki çocuk gerçeği görüyor... durum budur...

beşiktaş artık giden oyuncu veya teknik adamla karışan, yıkılan bir kulüp değil...
daha iyisini arayıp bulup getirip yoluna daha güçlü devam eden bir futbol kulübü...
bu çırpınmalar, karıştırma girişimleri bu yüzden boşa arkadaşlar...
"adamlık madamlık goygoyu" yapmadan sadece işini yaparak çakıp geçen "izlanda milli takımı" gibiyiz biz artık...
arada sarsılırız, arada tökezleriz ama asla cem papila dönemi gibi beynimize kurşun yeyip 10-15 sene komada yatmayız...

metin tekin

geçen sene ankara'da, armada avm'nin oradaki üst geçidinde karşılaştığım, o olup olmadığından emin olamadığım için ses edemediğim adam. sonra akşama kadar düşündüm durdum o muydu değil miydi diye? sonra internetten araştırdım baktım akşam trt de programı varmış, akşam izledim baktım gerçekten oymuş. bileydim boynuna sarılmaz mıydım reyis, elini öpmez miydim? her beşiktaşlı çocuğun kahramanı. belki de ağlardım bile. ama işte biraz ya o değilse endişesi biraz da sensen sormaya utandım; "pardon, metin tekin misiniz?" demeye. ayıp kaçardı. birgün buraya bakarsan oku bari reyis, seni seviyorum, ellerinden de öptüm say...

öpüşelim ama bu sevgili olduğumuz anlamına gelmez

türk kızlarının bu cümle karşısında adeta bir ryu adeta bir ken gibi, street fighter tadında tekme atacağını düşünenler fena yanılmaktadır. zira 6 senelik ilişkimden yeni çıkmış, kızlı erkekli sosyal ortamlara adeta bir mağara adamı edasında dalış yaptığım şu yakın zaman içinde neler görüyorum neler. örümcek ağlarımı yeni yeni temizliyorum bakalım, daha neler göreceğim... türk kızları chun li değil arkadaşım... yep yep yep yep diye dönerek gelmiyor üzerine, hatta bu tür cümleleri kendisi söylüyor, hatta söylemiyor direkt eyleme döküyor... maalesef türk kızlarında ciddi bir karakter bozulması var... belki de hep vardı biz kördük ecdadını sikeyim...

abi gelsene sözlükte necip uysal'dan umutlanıyoruz

kartal sözlük'te necip uysal'ı biraz hicivli, hafif esprili, hafif sivri dille eleştirdiğiniz zaman ardından gelen eksi oy patlamasından anlaşılan dokunulmazlıktan ötürü bir gün herkesin şiar edineceğini düşündüğüm replik:

- abi gelsene sözlük'te necip uysal'dan umutlanıyoruz
- sağol canım, yeni umutlandım da geldim...
- ismail köybaşı?
- ... * *

felipe melo

türkiye'nin en iyi takımı filan demiş bize...
bununla aslında şunu demek istediğini düşünüyorum:
"ya harbiden sahada oynanan oyundan da belli ki bu takımın hakkıydı şampiyonluk... ama bizimkiler saraya gitti mitti bir şeyler karıştırdılar yukarlarda, sonra hakemler filan ite kaka önümüze gelenden 4 yerken, bu futbolla şampiyonluk potasında bulduk kendimizi valla..."

yani melo gibi biri bile vicdana geldi ya lan! ben bir şey demiyorum...

slaven bilic'in west ham united'a transfer olma olasılığı

beşiktaş'ın bu seneki ingiliz takımlarına karşı oynadığı futbolu görünce biliç'e gerçekten yakışacağını düşündüğüm durum...
gitsin kurtarsın kendini bu tetikçi hakemlerden, başkanının yıldırım demirören olduğu federasyondan, melolardan, emrelerden kurtarsın kendini...
yayıncı kuruluşun dekoder satmasına endeksli hediye edilen şampiyonluklardan, siyasetin oyuncağı olmuş bu futbol sirkinden kurtarsın kendini...
anasının ak sütü gibi de helaldir...

halı sahada kaleci olup öyle degaj yapmak ki topun zuhal olcay'ın evine gitmesi

kan ter içinde, formanın sarıp sarmaladığı ıslak vücudum ile beni karşısında gördüğü anda hayır diyemez gibi hissediyorum... bir gün bu hırsla yapabileceğime inandığım eylem... futbol topunun üzerine çip taksam ya da navigasyon cihazı entegre etsem olur mu ki acaba? ama halı sahada çok hırs yapan biri olarak o an kendimden emin olamıyorum:

- merhabalar ben zuhal olcay... top sizin mi? hep bir halı saha kalecisi evime degaj yapsın da topu almaya gelsin ve aramızda bir aşk filizlensin diye hayal etmiştim ben...
- at la at la at at...
- ayyy... al be ayı!
- eyvallah!

...

- beyler 5-4 öndeyiz demin direkten dışarı gitti. hayrettin abi arkanda!

quaresma'nın karadeniz mutfağında usta bir aşçı olması

27 kasım 2011 trabzonspor beşiktaş maçında şahit olduğumuz gerçek... gerçekten çok güzel hamsi yemekleri yapabiliyor... aynı anda üç hamsiyi bakkala yollayıp ekmek de aldırabiliyor üstelik... iyi bir eğitmen... adeta bir sihirbaz gibi...

quaresma'nın yerinde olsam

siktirolup giderdim... bu taraftar quaresma'yı haketmiyor... bu taraftar kuru kuru koşan oyuncu seviyor... orta açamasın, iki estetik hareket yapmayı bırak, pozisyon bilgisi edinmeyi, şut çekmeyi bile öğrenme tenezzülünde bulunmasın... 10 sene beşiktaş'ta kendini geliştirmeden kuru kuru koşsun işte amına koyayım... o zaman emekçi olursun, aslan olursun, kaptan olursun, kaplan olursun quaresma... yanlış yoldasın dostum... yov yov! madafaka!

quaresma'nın yerinde olsam

"beşiktaş'ın öz çocuğu aga" diye neredeyse semtin ortasında ağzında sigara,
elinde içki gezen serdar özkan'a

"asker oyuncu aga"
"alaman olsun çamurdan olsun aga" diye
fink'i öven, katlanan, şans veren kitleyi çok siklemezdim...

ölü taklidi yapardım...

güntekin onay gibi fenomen dururken her ski bildiğini sananlara pek takılmazdım...

- "hocam adidas aldım... 100 tl nasıl ama?" dediğinizde
- "ahaha seni kazıklamışlar olum... ben pazardan aynısını aldım hem de 5 tl! ama abidas yazıyor!" diyen gerzeklerden farksızlar çünkü...

kulübümüze yakışan futbolcular transfer etmek istiyoruz

siki tuttuğumuzun resmi olan havutçu açıklaması... 5-6 tane daha veli, ekrem geliyor.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.