ederson

Durum: 715 - 0 - 0 - 0 - 08.06.2018 20:47

Puan: 8323 -

6 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 36

anderson talisca

kulübü sl benfica tarafından çin süper ligi ekiplerinden guangzhou evergrande'ye kiralanmıştır. böylece hakkındaki epl iddiaları da şimdilik asılsız çıkmış oldu. transfer döneminin hemen başında, epey ilginç bir tercih olduğu aşikar. piyasası peak yapmışken ve benfica da kadroda düşünmüyorken, oyununun üstüne koyması da söz konusu olmayacak bir coğrafyaya gitti. soru işaretleriyle dolu bir tercih.

ilhan mansız

yardımcı antrenörlük için yeterli bir isim olup olmadığı tartışılır, ama kesinlikle teknik ekipte yer bulması gerektiğini düşünüyorum ilhan'ın. yabancı oyuncusu bol bulunan, profesyonel yönü ağır basan bir futbolcu grubuyla da kuşkusuz iyi ilişkiler kuracak, genç oyuncuların da örnek aldığı bir karakter olduğu için de doğal bir mentor olacaktır.

şunu da yazmakta fayda var, ilhan'ın staff'a katılmasıyla medyanın 16 yıllık bir olayı kaşıyacak olması ihtimaline hiç şaşırmam. 2002 dünya kupası'nda çok tartışılan hakan-ilhan tartışmalarıyla hocanın nasıl yıpratıldığı hatırlanırsa, ah abi ilhan'ı bi oynatsalardıcılar (bkz:bedri baykam) geri dönecektir. bizim yapmamız gerekense, aynı hoca ve ilhan'ın yapacağı gibi gülüp geçmek olacak. bu sezon tarihimizin en büyük psikolojik harbini verip, sonucunda kupalardan olmamıza rağmen kazandık biz, buyursun denesinler.

vagner love

oynadıkça açılan bir oyuncu. sezon başında transfer edilseydi, eminim ki çok başka şeyler konuşuyorduk şu an hakkında. ben olsam bir sene daha şans veririm, harika bir dk 70 sonrası santraforu katkısı alacağımızı düşünüyorum love'dan önümüzdeki sezon. çünkü her şekilde golü yapabilen bir oyuncu bu adam, onu yalnızca topu kaleye sokmaya hedeflemek yeterli. gönderileceğini düşünüyorum, bir ihtimal emre akbaba'nın olası transferi kalacağının sinyali olabilir ama zor.

burak yılmaz

şenol güneş'in onu ne kadar istediğini tahmin edebiliyorum, ama kusura bakmasın, sosyokültürel açıdan beşiktaş'ın oyuncusu değildir.

jeremain lens

first touch'u bu kadar kötü winger nadir görülür. topa ilk teması o kadar kötü ki, ayağına gelen her topu ayağından açmayı, hakimiyet alanında tutamamayı bir şekilde başarıyor lens. şurayı unutmamak lazım, lens'in faula sebep olduğu pozisyonların hiçbiri geçen yıl çalınmıyordu, bu sebeple de aygır gibi güçlü bir oyuncu izlenimi veriyordu. bir kanat oyuncusu için çok ekstra bir özellik olsa da, hâlâ aygır gibi güçlü lens. oyununu buna göre dizayn etmiş bir oyuncu için her ikili mücadelenin faul çalınması da özgüven kaybı olarak geri dönüyor ister istemez.

bitik bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum, ama bizim oyun yapımıza uymadığı ve asla da uymayacağı ortada. rakip sahaya yerleşen, oyununu kabul ettiren bir takımın kanat oyuncusu eleştirilse de, şu yaşındaki quaresma'dır. lens'in oyun görüşü, yaratıcılığı ve özel yeteneği bu oyun anlayışı için olması gerekenin çok altında. hızlanarak oynayarak bir oyuncu için bizim oyun anlayışında yeterli hareket alanını bulamayacağı da aşikar. bunun yanında ters kanatta ancak yeterli denilebilecek düzeyde oynaması, çok bariz başka bir eksisi. santrafordan kanata evrilen sağ ayaklı bir oyuncunun, tıpkı babel gibi sol gizli forvete yatkın olması gerekirken, lens her nasılsa yalnızca sağ kanat oyununa adapte olabilmiş. babel'in milli takıma tekrar yükselmesi sanıldığı üzere jenerasyon yakalanamasından değil, daha komple bir futbolcuya evrilmesinden (oyun kurabilen kanat ve gizli forvet), lens'in uzaklaşması de tersi şekilde benzer sebepten.

emmanuel mas

yine bir arjantinli, yine bir homesick vakası. ariel ortega, jose ernesto sosa, carlos tevez, juan roman riquelme ve daha nicleri. buradan çıkarılan sonuç, arjantin güzel memleket.

vincent aboubakar

16 mart 2017 beşiktaş olympiakos maçı'nda yaptığı gerizekalılık olmasa şu an uefa'da final görmenin haklı gururunu yaşıyorduk, burası kesin. entelektüelliğe meraklı, futbol oynamak dışında da meseleleri olan bir futbolcunun, trash talk'un sporun içinde olduğunun bilincinde olması gerekir diye düşünüyor, bu yüzden en iyi niyetle gerizekalılık diyorum yaptığına.

öte yandan bugün transfer ihtimali olsa? ah keşke, gerekirse cenk'in satışından gelecek tüm para yatırılsa sesimi çıkarmam. türkiye liglerine gelmiş tahmin edilebirliği en zor santraforlardan biri aboubakar. tabiri doğru mu kullanıyorum bilmiyorum ama adım mesafesine ihtiyaç duymadan bu denli sert şutlar çıkarabilen, hem geniş hem dar alan becerisi yüksek, sırtı dönük santrafor olmamasına rağmen defansı bu denli yıpratabilen, koşusu olan bir oyuncu epey kıymetli olduğunu ve o piyasasının da en iyi ihtmalle 20 milyonlarda gezeceğini düşünüyorum. keşke olsa, sıfır risk.

cenk tosun

#302551

iyi bir teknik adamla çalıştığı üçüncü, 11 oynadığı ikinci sezonunda rekor transfer ücretiyle everton fc'ye transfer olmuş futbolcu. evet, asla inzaghi gibi gol sezgileri üst düzey bir santrafor olmayacak ama yetenek yelpazesi çok geniş bir oyuncuydu her zaman. beşiktaş'a transfer olmadan "kafa golü yok" diye eleştirenleri* ilk sezonunda susturduğu gibi, özellikle geçtiğimiz sezonun ikinci yarısından itibaren de ceza sahası golcüsünden ibaret olmadığını gösterdi insanlara.

kulüp açısından bakılacak olursa maddi getirisi dışında, olası bir şampiyonlar ligi'ne gidemeyiş senaryosunda, yaşanabilecek ekonomik küçülmeyi bir sene erteleyebilecek bir transfer oldu bu bence. eminim dünya kupası'na gidilseydi sezon sonuna bırakılırdı ama hazır ürün rafta tazeyken bu paralara satmamak aptallık olurdu cenk'i. potansiyelini tamamlamasa da maksimumuna yaklaştı, maksimumunun da ederi aşağı yukarı bu olurdu zaten ligin itibarı gereği.

yolu açık olsun.

kartal sözlük

hayret verici şekilde tekrar açılmış sözlük.

eğer tekrar açılış motivasyonu "galatasaraylıların, fenerbahçelilerin sözlüğü var, beşiktaşlıların da olsun"sa üzgünüm, tekrar kapanır gider burası. olmasa da olacaksa, olmaması daha iyi, anlatmaya çalıştığım bu.

ömrü uzun olsun.

cenk tosun

(bkz: mustafa pektemek'in ilk 11'de verdiği katkı)
(bkz: cenk tosun'un ilk 11'de verdiği katkı)

pektemek yerin dibine sokulacak oyuncu değil de, misal kerim frei yerin dibine sokulacak oyuncu, misal pedro franco, misal andreas beck birer bok çuvalından ibaret oyuncular (ki pedro'yu hiç beğenmem). istediğinizde nasıl da açık denizlerde yüzerken, işinize gelmediğinde anında dümeni sığ sulara çeviriyor olmanız problem. peşi sıra sözü hiç sıkılmadan beşiktaş taraftarı futbolcu öğütüyor'a getirip, ardından kaşıdığınız yaraya basıldığında köylü kurnazlığı"yla "bunlar hep görüşler" demeniz problem.

görüşler ya, yoksa siz bu platformda bilimsel makale yazılıyor mu sanıyordunuz?

cenk tosun

(bkz: o konuda şenol hocaya ben de kırgınım)

katıldığım nokta mevcut, ama öyle bir opsiyonda bile son şans vereceğim isim olurdu mustafa pektemek, o rolü çok daha iyi kotarabilecek bir olcay şahan varken. ne zamandır görmek istediğim bir kurgu zaten o, tolgay'ın dönüşüyle umarım maçın gidişatına göre izlemek mümkün olur.

gomez ile kıyaslamamak da epey gülünç. bundesliga tarihine geçmiş 30'undaki bir golcüyle (448 maç/259 gol), henüz 24'ünde bir santrafor (224 maç/92 gol). madem ki farklı bir şey söylemek icab ediyor, gomez arkasında oğuzhan ve sosa gibi pasörlere, quaresma ve töre gibi kenarlara rağmen pozisyona girmekte zorlandığı bazı maçlarda, cenk tosun sonradan girip daha çok fırsat yaratıyor. son vuruş yapma yetisi, bu yetiye sahip olabilecek sezgi santraforun kalitesinin başat belirleyici özelliği değilse nedir?

cenk tosun

mustafa pektemek ile kıyaslayanlar olmuş.

biri oynadığı 100 küsür maçta, aldığı 5000 dakika küsür süreye 20 gol sığdıramamışken, diğeri 44 maçta aynı gol sayısına ulaşmış bile hemen hemen.

http://www.transfermarkt.de/mustafa-pektemek/leistungsdatenverein/spieler/58602
http://www.transfermarkt.de/cenk-tosun/leistungsdatenverein/spieler/45671

genel kariyer istatistiklerine bakıldığında da kıyas kabul edecek bir durum yok. söyleyeceklerim bu kadar.

victor valdes

merakla beklenen stopper özellikli hızlı savunma oyuncusunun transferi gerçekleşmeyecekse transferinin bir mantığa oturacağı kaleci.

trabzon maçı gösterdi ki, takımın en büyük problemi orta sahayı tutma konusunda yaşanıyor. atiba-oğuzhan ikilisinden kurulan orta saha ikilisinin rakibi karşılama kousundaki zaafiyeti, töre-quaresma gibi topsuz oyunda tembel iki oyuncunun varlığına eklenen cenk tosun'un da bu konuda istenen seviyede olmamasıyla birlikte, baskın ön alan presiyle kapatılamadığından dolayı takımın savunma anlamında istediği seviyeye gelmesi şu anda pek olası gözükmüyor.

hâl böyle olunca ersan'ın güven vermeyen pozisyon alma noksanlığının yanına eklenen rhodolfo'nun mevcut ağırlığı, hızlı gelişen ataklar ve savunma arkasına atılan toplarda ciddi sorunlara yol açıyor. tolga ve günay'ın daha çok çizgi kalecisi profilinde olması ne yazık ki üstüne tuz biber oluyor. valdes'in transferiyse tam olarak bu noktada anlam kazanıyor. kendisi her ne kadar kamuoyunca beğenilmiyor olsa da, bir kaleci için fark yaratan hızı ve çevikliğiyle, yapacağı ani çıkışlar ve barca günlerinden güven veren birebir performanslarıyla yarasına yarabandı olabilir takımın.

doria veya benzer bir profilde oyuncunun transferi artık umuyorum gerçekleşirse; kaleci meselesini bir müddet bekletip, devre arasında sözleşme sonlarından veya sezon sonu daha iyi opsiyonlar kovalanması daha akla mantığa uygun tabi, orası ayrı.

mikasa

ürettiği futbol toplarıyla nice küçük ayakları telef etmiş firma.

(bkz: 90'larda çocuk olmak)

ricardo quaresma

beşiktaş futbol takımı'na yeniden transferiyle bu sezonun en merak edilen futbol hikayelerinden birinin kahramanı olacak futbolcu.

"onun futbol hayatını bitireceğim" diyen çiçeği burnunda bir başkanın, hiçbir şey olmamış gibi kendisini yeniden transfer etmesi, bir kısım taraftarın gönlünde bir yara olarak gömülüp üzerine toprak dahi atılmışken yıllar sonra dönen eski sevgili gibi tekrar kulübe transfer oluşu, key player rolünden belki de rotasyon oyuncusu konumuna düşecek olması, şenol güneş'in değişken adam yönetimi vesaire derken ciddi anlamda ilgiyle takip edilecek kendisi ikinci baharında.

öte yandan dün gibi hatırlarım, töre'nin hamburg'daki çıkış yılı sonrası transfer edilmişti quaresma. zamanın forzası ve diğer beşiktaş platformlarında hayali en çok kurulan kanat ikilisiydi quaresma ve töre. bu hayallerine de gecikmeli olsa da kavuşacak bu sezon taraftar. hem de bu defa karman çorman, önde quaresma arkada erhan güven oynayan bir takım değil, ciddi anlamda oturmuş bir iskeleti olan bir takım mevcut. varan iki.

avrupa maçlarında sıklıkla izledim kendisini, fiziğinde veya yeteneğinde olağan dışı bir gerileme mevcut değil. deliciliğinde biraz törpülenme mevcut olsa da bu 30 yaş simao'sundaki kadar keskin değil.

bakalım.

atınç nukan

menajerliğini ahmet bulut'un yaptığı futbolcu. bana kalırsa 6 milyon gibi bir meblağ hayal ötesi, neresinden bakarsanız bakın böyle bir meblağı profesyonel kariyerinde yeterince maç çıkarmamış bir futbolcuya hiçbir kulüp vermez; veren olursa da muhakkak başka hesaplar dönüyordur orada. ahmet bulut'u belirtmemin nedeni de bu biraz, oyuncusunun piyasasını yükseltmek için ısmarlama haberler çıkartılıyor gibime geliyor veya oyuncuyu transfer hedefine almış kulüpler için fiyat arttırmaya çalışıyor kulüple ortak şekilde. kendisinin her zaman yaptığı işler.

öte yandan atınç'ı bu denli keskin ifadelerle niteleyecek kadar kaç maçını izledi acaba sözlük ahalisi? evet mental açıdan olgun ve sıkı bir profesyonel. geçen sezon bilic'in yer yer gömülen savunma hattında şans bulduğu maçlarda sırıtmadı belki ama risk almayı seven bir futbol anlayışında tüm defoları göz önüne çıkabilir ki, teknik adam şenol güneş'se bundan hiç şüphem yok. öte yandan saha içi yerleşim ve alan savunması konusunda takıntılı bilic'in savunma kurgusunda sıklıkla yardımcı olduğu geri dörtlünün esas kalitesi bu sene belli olacak bana kalırsa.

şu bahsi geçen transfer teklifi gerçekten varsa, "ona reddemeyeceği bir teklif yapacağım" cümlesindeki tekliftir bu arada, tartışması bile yapılmaz.

jose ernesto sosa

teknik kabiliyetleri ve oyun zekâsı yüksek, sorumluluktan kaçmayan net bir ofansif oyuncu.

geçtiğimiz sezon kendisi transfer edilirken takım planlamasıyla ilgili de net bir karar verildi aslında. net bir playmaker (diego ribas) ya da daha çok ikinci forvete kayan (bryan ruiz) yerine, hem mevkisel hem de taktiksel çok yönlülüğü olan sosa tercih edildi. santrafor arkası üçlüde sağ (6) - orta (8) - sol (7) verimliliğinde oynayan bir isim neticede, frei dışında kanatları yedekleyecek biri olmadığından ve ukrayna'daki malum durumun piyasa şartlarına yansımasından çok da mantıksız bir hamle sayılmazdı bence. hoş, özellikle metalist kariyerinde fark yarattığı içe kat eden sol kanat rolünde kullanılmadı hiç, orası ayrı mesele.

herşeyi iyi yapan ama hiçbir şeyi çok iyi yapamayan, modern bir ofansif futbolcu bu adam. duran toplarda güvenebilir bir ayak, sıkı bir profesyonel, kararında atletik, hem defansta hem ofansta çalışkan, iyi bir takım oyuncusu olmasına rağmen takım o akşam umut vaadetmiyor olsa bile gerektiğinde sorumluluk alabilecek cesareti gösteren lider bir karakter. saha içinde, sanki altyapısını avrupa'da almışçasına futbolu "doğru" oynamaya çalışması, taraftarda "sorumluluk alma" meselesinde ikileme sebep olsa da, sosa'nın bu yer yer abarttığı paylaşımcı oyununu takdir ediyorum kendi adıma.

bir playmaker olmadığı aşikâr, bu nedenle maestro performansları beklemek hayalcilik olur. hoş, bizde camia nezdinde biri maestro olarak anılmaya başladığı vakit hemen alaşağı etme çabaları başladığından belki böyle olması daha iyi. * her neyse, sosa'nın bence en büyük eksisi de playmaker olmayışıyla paralel, saha içi görüşünün yetersiz olması. öyle ki hem tolgay'ı hem oğuzhan'ı daha önde görüyorum sosa'dan. dolayısıyla, kapanan takımlara karşı sosa ne yazık ki beklenen kilidi açamıyor. küçük bir eksi olarak da gereğinden çok düşük agresyonu gösterilebilir de gösterilemeyebilir de. *

normali 7(g)-8(a) maximumu 9(g)-10(a) bu adamın. takımda tutulacaksa ya gökhan'ı ciddi bir skor silahı hâline getirecek bir yordam üzerine düşünülmeli ya da olcay + x-factor (olcay'ın klasik formsuz haftalarını telafi edecek bir isim) ile ters kanattaki skor katkısı maksimize edilmeli. demba bu sezon her halükarda 20+ yapacaktır buna şüphem yok. gerçi olcay'a ilk 11 yolu gözüken her planın santrafor kim olsa skorerliğinden tırtıklayacağına da şüphem yok ya, neyse.

max payne

kartal sözlük 2015-2016 dönemi moderatör seçimleri

zamanlaması manidar seçimler. tuzlu su yazarları tatil yörelerinde denizin keyfini çıkardığı için, hâli hazırda iktidar olan ve bu seçimde de yer alan yugopar, eder-sonar seçim anketine göre önde götürüyor. sözlük ahalisine çeşitli bloknotlar dağıtarak oy isteyen bir başka parti peşi sıra geliyor. genç parti'ye halk sempatiyle yaklaşsa da, vaatleri görülmek isteniyor. bursa'dan bağımsız aday olarak katılan bir başka yazar, miting alanlarında çeşitli zorluklarla karşılaşmakta. seçimin sürpriz partisi inti-par, 22.00'den sonra alkol satım yasağını kaldırma vaadiyle rakı-bira ve viskiseverlerden tam not almış durumda. *

dancing barefoot

bir patti smith şarkısı.

https://www.youtube.com/watch?v=gcbug2w0kzo

güne başlarken, yolda yürürken, mojito eşliğinde sahilde güneşlenirken, rutin bir gecede iki bira yuvarlarken. patti "she" der, akabinde eşlik ederken buluverirsiniz kendinizi. çogzel şarkı.
  • /
  • 36
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 715

erman kunter

uzun vadeli sözleşmelerin ve zor şartların adamıdır.

ergin ataman kişisi önce "milangaz" demişken, kendisi önce "beşiktaş" demiştir.

maliyet-başarı ekseninde bakıldığı zaman çok da başarısız olduğu söylenemez. daha önce de yazılmış kendisi ilk defa euroleague'a çıkan takıma top 16 oynatmış ve grubu milyon eurolar harcayan fenerin üstünde bitirmiştir.

kartal sözlük

yakın zaman sonra ekşi sözlük'ün maç muhabbetleri tadında seviyesiz entry'lerle dolup taşmasından korktuğum sözlük.

özellikle şu son 2-3 gündür bu duruma örnek teşkil eden entry'ler okuyorum maalesef. efenim şöyle ki;

"...ile orospu cocuklarına dert olmuş x futbolcu"
"...ile eleştirenlerin götüne koyacak y futbolcu"

kimseyi rencide etmek istemediğimden, bu ibarelerin geçtiği entry'leri ifşa etmeyeceğim ama erkenden uyarmakta fayda var. şurada iyi kötü bir seviye var, piç etmeyin rica ediyorum. 12 yaş egonuz kimseye hakaret etmenizi gerektirmiyor. aynı fikirde olmayabilirsin ama nickname'ler ardına saklanıp klavye delikanlılığı yapmak hoş değil.

(bkz: uyandırayım dedim)

oğuzhan özyakup

renkli medyada ismi gündemden düşmeyen alper potuk, salih uçan gibilerinin yanında maradona kalan futbolcumuz.

gözlemlediğim özellikleri şöyle;

- topla mesafe katedebiliyor,
- kaleye doğru delici dribbling yapabiliyor,
- oyun görüşü mükemmel,
- dar alanda kısa paslaşmalarda başarılı.
- insiyatif alma konusunda olması gerektiği gibi. ne çok bencil, ne de asist delisi.

eğer türkiye liglerinde gerçek bir wonderkid varsa, kendisidir.

bernd schuster

kendisi yıllardır bilinen ağırbaşlı, temiz yüzlü, kapasitesi sınırlı beşiktaş hocalarından olmadığı için sevilmemiştir. kimseye eyvallahı olmayan, asi ruhlu yapısı yüzünden ise içinde benim de olduğum kitle tarafından çok sevilmiştir, özlenendir.

iyi bir taktisyen değildir, elinde her açıdan mükemmel bir kadro yoksa başarılı olması için uzun vadeli planlama gerektiren bir hocadır. duyguları, idealleri, hevesleri, egoları mantığının önüne geçer çoğu zaman ki, kendisini yıllardır unutmuş alman milli takımında oynamak için karşılığında para istemesi bunun en güzel örneğidir. yine geldiği sezon kadro ve oyuncu yapısına tamamen zıt bir sistemde takımı oynatmayı ısrar etmesi de buna güzel bir örnek oluşturur.

göze hoş gelen futbol oynatma önceliğinin yanında gençlere değer vermesi bir başka iyi özelliğidir. bugün artık 18 yaşına gelmiş muhammed'e bir 90 dakikayı çok görenler, schuster'in onu 16 yaşında sahaya sürdüğünü unutmamalıdır.

yine bugun kadroya alınmayan atınç, kiraya verilen furkan şeker, gönderilen onur bayramoğlu gibi gençlere şans vermiştir. necip uysal'ın bugunku seviyesine atlamasında en büyük pay sahiplerindendir. yine kendi zamanında cenk gönen ve ersan gülüm'ü sürekli oynattığı unutulmamalıdır. son olarak biraz zorunluluktan da olsa ali kuçik gibi bir genci porto maçında oynatma cesaretini göstermiş teknik adamdır.

özetle kendine has kişiliğiyle egoist-idealist bir futbol adamıdır kendisi. gönüllerin dayısıdır.

serdal adalı

haziran'daki seçim için adaylığını koyacağı düşünülen eski beşiktaş yöneticisi.

kulübün ekonomik olarak dar boğazdan yeni yeni çıktığı şu günlerde, orta ve uzun vadeli yapılanmanın eşiğindeyken başkan olmasını istemiyorum şahsen. aynı demirören gibi popülist bir yaklaşıma sahip kendisi ve bu durum şu şartlarda kulübe zarar verecektir. ayrıca bu adamı transfer sihirbazı olarak niteleyenler var, burada büyük bir bakış açısı problemi var. adalı'nın transfer taktiği menajeri ayartmak, olay bundan ibaret. transferlerine bakacak olursanız benzer isimleri göreceksiniz. ahmet bulut, jorge mendes gibi. menajerlere para yedirmek istemiyorduk değil mi?

yönetim kadrosu ne kadar güçlü olursa olsun, popülist yaklaşımlar bizi sıkıntıya sokacaktır. eğer iyi bir finansal yapımız olsaydı popülist yaklaşımlarla büyümemiz söz konusu olurdu ancak şu an zamanı değil. fikret orman'ın elbette yanlışları da oldu, ancak yaptığı çok iyi işler de ortada. kulübün orman yönetiminde herşeyden önce artan itibarı söz konusu. stat projesi, önder özen hamlesi, kart1903 gibi yan yatırımlar geleceğe umutla bakmamı sağlıyor şahsen.

son olarak şöyle birşey de var. eğer adaylığını koyarsa, yd ile arası açık biliyorsunuz. ancak yd, orman'dan da nefret ediyor. burada kongredeki demirören farelerinin takınacağı tutum önemli. bir de levent'in tayfası orman'ın yanında olmayacak şüphesiz. karışık işler var.

sen gelme adalı.

carlos carvalhal

yürekten olmayan, ama zaten sınırlı olan teknik adamlık çapını bir parça sempatiklik artı 100 metre deparla kapamaya çalışan teknik direktörümsü.

ayrıca "seni hiç sevmezdim sütoğlan" lafını kullanabileceğiniz bir insandır. güzelim kadroya oynattığı defansif ve kopuk futbol şöyle dursun, herşeyden önce guti'yi bizden kopardığı için asla affedilmeyecektir. hatırlarsanız aynısını belki de fernandes'e yapacaktı kendisi. disiplin dünya futbolunda en son 80'lerde bu tarzda sağlanıyordu. adam idmanını aksatmadığı sürece içer de, eğlenir de, ne karışırsın be adam?

ama beşiktaş kariyerindeki en büyük yanlışını, kulübün sezondaki en önemli maçında ismail oynayabilecek seviyeye gelmişken veli'yi sol bek oynatarak yapmış, olası bir uefa kupasına engel olmuştur. o maçta yenilen 3 golün 2'si veli'nin kanadından gelmiş, beşiktaş için tur başlamadan bitmiştir.

yazıktır, günahtır.

don't feed the troll

bir ekşi sözlük bakınızı.

savunduğu şeyi neden savunduğunu dahi bilmeyen, sözlükteki gâyesi komplekslerini açığa çıkarmak için insanların kutsal değerlerine hakaret etmek olan ergen zibidiler için birebirdir. kartal sözlük olarak da benimsenmesi ya da eş değer başka bir söz diziminin varlığı yerinde olacak gibi görünüyor.

samet aybaba

vizyonsuz, hocalık meziyetleri sınırlı ve kendini beşiktaş'tan, isimlerini yazmaya gerek duymadığım nice efsane beşiktaş kaptanından üstün görebilecek derecede gözünü hırs bürümüş teknik direktör.

kendisinin isteseydim milletvekili vs. olabilirdim tarzında açıklamalarını hatırlayan biri olarak, lobicilik konusunda ne kadar yetenekli olabildiği de ayrıca görülebilir.

beşiktaş'a yakışmayandır.

bernd schuster

kendisi yıllardır bilinen ağırbaşlı, temiz yüzlü, kapasitesi sınırlı beşiktaş hocalarından olmadığı için sevilmemiştir. kimseye eyvallahı olmayan, asi ruhlu yapısı yüzünden ise içinde benim de olduğum kitle tarafından çok sevilmiştir, özlenendir.

iyi bir taktisyen değildir, elinde her açıdan mükemmel bir kadro yoksa başarılı olması için uzun vadeli planlama gerektiren bir hocadır. duyguları, idealleri, hevesleri, egoları mantığının önüne geçer çoğu zaman ki, kendisini yıllardır unutmuş alman milli takımında oynamak için karşılığında para istemesi bunun en güzel örneğidir. yine geldiği sezon kadro ve oyuncu yapısına tamamen zıt bir sistemde takımı oynatmayı ısrar etmesi de buna güzel bir örnek oluşturur.

göze hoş gelen futbol oynatma önceliğinin yanında gençlere değer vermesi bir başka iyi özelliğidir. bugün artık 18 yaşına gelmiş muhammed'e bir 90 dakikayı çok görenler, schuster'in onu 16 yaşında sahaya sürdüğünü unutmamalıdır.

yine bugun kadroya alınmayan atınç, kiraya verilen furkan şeker, gönderilen onur bayramoğlu gibi gençlere şans vermiştir. necip uysal'ın bugunku seviyesine atlamasında en büyük pay sahiplerindendir. yine kendi zamanında cenk gönen ve ersan gülüm'ü sürekli oynattığı unutulmamalıdır. son olarak biraz zorunluluktan da olsa ali kuçik gibi bir genci porto maçında oynatma cesaretini göstermiş teknik adamdır.

özetle kendine has kişiliğiyle egoist-idealist bir futbol adamıdır kendisi. gönüllerin dayısıdır.

tanju kayhan

4-3-3, 4-5-1 gibi sistemlerde bek olarak yetersiz kalacak oyuncudur. ya da şöyle dersek daha doğru olur, beklerin önemli bir hücum gücü sağladığı hiçbir takımda oynayacak yeterlilikte değildir.

kendisinini yeri defansif bir 4-4-2'nin sağıdır. kadroda bulunmasının tek artısı, hem sağ hem sol bek oynamasından dolayı yokluk durumlarında getireceği kısa vadeli çözümlerdir.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.