ederson

Durum: 724 - 0 - 0 - 0 - 12.11.2018 13:33

Puan: 8359 -

6 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 37

güven yalçın

beşiktaş'ın 2018/19 yaz transfer sezonunda bayer leverkusen u19 takımından a takıma transfer ettiği youngster.

ilk 11'de başladığı ilk resmi maçında 11 kasım 2018 beşiktaş sivasspor maçı, ricardo quaresma'nın sağ kanattan açtığı ortaya net bir kafa vurarak golünü atmıştır. bunun dışında attığı uzaktan şutlarla, aldırdığı faullerle, hareketliliğiyle umut vaadetmiştir. attığı golde, babel'in ön direğe yaptığı koşunun rakip savunmada açtığı gediği iyi değerlendirmiştir.

nihayetinde iyi bir potansiyeli olduğu aşikar. pozisyon olarak santrafor değil bu çocuk yalnız, inside forward/second striker'a müsait bir yapısı var. attığı goldeki babel detayını o sebeple yazdım biraz. gole paslaşarak giden bir takımda parlar, mevcut hücum planında beklenen gelişmeyi göstermesi içinse insanüstü çalışması gerekir.

adem ljajic

oyuncunun temel problemi cesaretinin eksikliği ile yaratıcılığının yetersiz oluşu. iyi bir tekniği var, dribbling yeteneği iyi, fena da orta açmıyor; dolayısıyla ljajic'i amc oynatma lüksü yok bu takımın. hocanın yapacağı en iyi şey, morali ve form durumu berbat durumda olan babel'i kesip, ters ayaklı ljajic kanattan oyun kurucu olarak oynatmak. hiç ihtimal vermiyorum gerçi.

şenol güneş

hakikaten artık bitse de gitsek modunda. normal şartlarda, 5 direkt hücum oyuncusuyla orta sahayı boşaltıp haliyle atılan uzun toplarla komple yüklenmek son 5 dakikanın oyunudur ama sağolsun kendisi bunu son yarım saate yaydı. ama niçin? prensi oğuzhan özyakup'u korumak için.. oğuzhan ve atiba'yı aynı anda çıkararak üç pas yapmaktan aciz bir takımı izletti seyirciye. oğuzhan'ı ıslıklattırmadı, ki oğuzhan ilk ıslığı yediğinde bunu 1 senedir haketmişti zaten, yuhalanmayı hakettiğinde de yuhalatmadı. beşiktaş taraftarı ıslıklar evet ama kendi futbolcusunu çok nadiren yuhalar. iş o noktaya geldiyse oradan da dönmez. şu çocuğa da kızamıyorum, avrupa transferinin önünü açmadınız ikinci şampiyonluktan sonra, üstüne gönülsüz oyuncuyu takımda tutmak için kaptanlıkla kandırdınız, göstere göstere bitirdiniz oğuzhan'ı.

tekrar hocaya dönersek, takım istisnasız her lig maçında abuk bir yan top gölü yiyor, faturayı karius'a kesti ama bu takımın defansif duran top organizasyonu çalışması lazım. atılan paslar futbolcunun ya önüne ya çok önüne, ya arkasına ya da hareketlenmekten vazgeçtiğinde atılıyor; bu takımın ofansif aksiyon çalışması lazım. onlarca duran top kazanıyoruz, pepe'nin formdan düşüşüyle gol bulamıyoruz artık. yani hoca sadece şunların üzerinde düşse ligde en az beş puanı daha cebine koyardı ama tuhaf bir şekilde uğraşmak istemiyor adam, bilmiyorum.

şenol güneş

içerideki genk maçı ve kalede utku yuvakuran'ın olduğu antalyaspor maçı hariç, puan kaybettiğimiz her maçı yaptığı oyuncu değişiklikleriyle veren teknik direktör.

her maçtan önce yaptığı "rakibi analiz ettik" minvalı açıklamalarının ilk defa altını doldurduğunu gördük (bu sezon) ama rakibin baskısını arttırdığı, deyim yerindeyse komple yüklendiği son 15 dakika, topu rakibe ver oyunundan topa sahip ol oyununa dönmemiz gereken esnada, topu saklamaktan başka kayda değer bir numarasının olmadığı tolgay arslan'ı oyuna almayarak gole davetiye çıkarmıştır kendisi.

şimdi amansız hoca savunucuları, bursa maçını örnek verip, necip'i oyuna alsa (ki adım gibi eminim, yapabilseydi yapardı) veya konya maçı örnek gösterip defans (roco) alsa da eleştireceksiniz diyecek. ama zaten elit seviye bir teknik direktörü diğerlerinden ayıran şeylerden biridir, doğru oyuncu değişikliğini yapmak. şenol güneş'in elinde üç sezondur kendi oyunun empoze eden bir takım vardı, bu nedenle zayıf taktisyenliği bir şekilde su yüzüne çıkmıyordu ama bu sezon durumlar değişmişe benziyor.

ha ben hocadaki motivasyon sorunlarını yönetime yazıyorum. böylesine kanser bir transfer politikası, her teknik direktörü yıldırır. şampiyon teknik adam, hedef büyütmek ister, kadronun korunup eksik bölgelere takviye yapılmasını ister, istedi de. ama her sene aynı teraneyi yaşıyoruz, üstüne takımın en önemli hücum silahlarını sezon öncesi kampına yetiştirme kaygısı bile gütmüyoruz. olacak olan oluyor hâliyle.

beşiktaş futbol takımı

misyonunu tamamlamış oyuncular grubundan oluşan takım. geçtiğimiz sezon yapılması gereken ancak şampiyonlar ligi başarısı için ertelenen reziyon bu sezon da yapılamayınca, üzerine maaş ödemeleri gecikince, üstüne takım da yaşlanıp oyun içi temposunu arttıramayınca, yaşanılan felaketin boyutu giderek artacak gibi.

tolgay arslan'ın milli takım süreci uzadıkça uzadı, üzerine milli takım yeni yapılanmaya da gidince tolgay hedefsiz kaldı. oğuzhan cenk'in satılıp kendisinin takımda tutulmasından dolayı epey bozuldu. şenol güneş'in motivasyonu el birliğiyle bitirildi, her sene iş yapan omurgadaki oyuncuları gönderilip yerine ne idüğü belirsiz transferler yapıldı. quaresma ve pepe kariyerlerinin son dünya kupası için vites attırıyorlardı, babel'in gelişmiş sözleşme isteği yerine getirilmeyince küstü, muhtemelen yönetim performans istedi önce, babel bunun gazıyla iki ay önce "bu sezon en iyi babel'i izleteceğim" demişti. ne var ki sözleşmeyi alamazsa o da giderek silinecek. karius uyum sorunu yaşıyor, liverpool gibi bir organizasyondan, premier lig temposundan dakika başı oyunun durduğu bir lige geldi. zaten konsantrasyon problemleri olan bir kaleciydi, maçın içine giremedikçe performansı eleştirilecektir. atiba futbolu burada bırakmak istiyorum diyor, artık emeklilik modunda. adriano ülkesine dönmek istiyordu, yönetim bırakmayınca onun da motivasyonu düştü. erkin iştahlı oynayan bir takımda yıldızlaşan, aksi bir durumda silikleşen bir oyuncu. keza gökhan aynı, üzerine veteran yaşta. yani takımın psikolojisi bu.

kulübün içinde bulunduğu bu ahval ve şerait içerisinden bir başarı hikayesinin çıkması çok zor. birşeylerin değişmesi artık şart, burası kesin.

kartal sözlük

11 gündür tek bir entry dahi girilmemiş sözlük. bu hâle nasıl geldiğine dair tonlarca şey yazılır çizilir aslında da, kimse buna dahi tenezzül etmiyor düşünün. kapanmadan önce de böyleydi bu, yöneticiler "kaparım ha dükkanı" tarzında bir kapatıyoruz başlığı açar; alta üç beş yazar yalandan ağlaşır, poz keserdi. gerçek bu.

o istemeye istemeye alınan kapatma kararı yönetimin aldığı en iyi karardı, ben buranın neden tekrar açıldığını, ve açık tutulmasındaki ısrarı anlayamıyorum doğrusu. sözlükler ölüyor, nasıl ki bloglar öldüyse, sözlükler de bu kaderi yaşıyor artık. yine de buradan kendi yağında kavrulan bir hikâye çıkabilirdi, burada o potansiyel vardı, göz göre göre bu hâle gelmesine razı olundu bu sözlüğün sanki, ben böyle hissediyorum.

mustafa pektemek

"katıksız" bir futbolcu.

kendisi yüzünden osmanlıspor'dan alınan umut nayır beşiktaş kariyerindeki kendini gösterebileceği tek sezonda takım dışı kalmıştır. mustafa pektemek, aldığı para birebir karşılanmasına rağmen takımdan ayrılmayarak, umut nayır'ın kariyer patlaması yapma şansını sadece çalmamış direkt gasp etmiştir. zira bu santraforsuzlukta, önünde sonunda hoca umut'a şans verecek, çocuk atacağı bir iki golle belki de uzun yıllar hizmet verecekti kulübe. o şans da bir daha zor gelir, yönetim yüklü miktar yıllıkla forvete gider bir yıldız eskisi koyar, larin'i de arkasına yazar.

tolgay arslan

orta saha mücadelesi şeklinde geçen her maçta dikkat çekiyor ama geri kalan maçlarda vasatı dahi aşamıyor. oğuzhan ve tolgay'dan birisi bu takıma fazla, bu ikiliye güvenerek yapılmayan sağlam orta saha transferi, atiba'nın aldığı her yaşta daha çok canımızı yakıyor.

tolgay ile top çevirirsin, olağanüstü bir baskı yemediğin sürece kontrol futbolu oynarsın. o baskıyı yediğinde tolgay en ufak temasta kendi bırakıverir veya absürd bir pas hatası yaparak takıma gol yedirir. tolgay ile hızlı çıkamazsın çünkü topla gereksiz oynamaya müsait bir futbolcu; yaratıcılığı düşük, uzun pas atma yetisi vasat, düşük maç kondüsyonundan ötürü box to box oynamaya namüsait, uzaktan şut tehdidi olmayan bir futbolcu tolgay. kendini ofansif özellikli bir orta saha olarak konumlandıracaksın ve ofansif kabiliyetlerinin her biri vasat olacak? peki futbolun defansif tarafında nasılsın tolgay? zorluk seviyesi yükselen her maçta yaşadığın faul ve kart problemlerine, top sendeyken temaslı oyunu severken rakipteyken aynı oyunu görememize ne demeli?

beşiktaş için neyin var tolgay?

vagner love

transferine ödenen bonservis ücretinden tut, verilen maaşa kadar her şeyiyle hatalı bir transferin öznesi futbolcu. ancak bu adam transfer edildiği sezonun öncesinin gol kralıydı ve oynadığı 1.5 sezonda alanyaspor için 40 lig golü atmıştı. elinde vagner love tipi santrafor varsa, hücum planını ona göre kurarsın, ljajic'in transferiyle koşu yolu görecek oyuncu eksikliğin de kalmadığına göre, bu adama son bir şans vermemek için hiçbir problem görünmüyor.

bence negredo'nun varlığında, harika bir dakika 70 sonrası santrafor olurdu kendisinden ama şu durumda love'u birinci plana almak şart. larin'in umut vaadeden yönleri var, ama henüz zamanı var. babel'i santrafora koymak geçici bir çözüm, zira babel'i sağlam markajlayacak fizikli bir stoperin varlığında oyununu görmedik daha. yalnız adım gibi eminim ki, fenerbahçe maçında rakibin savunmasında skrtel olsaydı babel'e o topu vurdurmazdı ve babel'in gol atarak üstünü örttüğü vasat görüntüsünü konuşuyor olurduk bugün.

ilerleyen yaş özellikle hücum oyuncularından çok şey götürür doğru, love'u en iyi zamanlarında love yapan olağanüstü sürati ve çevikliği artık yok, bu sebeple rakip kaleye daha yakın oynayıp, ceza sahası içinde topla buluşturmayılız bu adamı. en azından ljajic ile birlikte bu planı 2-3 maç görmeli, olmuyorsa devre arası ülkesine göndermeli. ama şu an pepe'nin kafa golleri kesildiğinde ve babel'in formu düştüğünde bu takıma gol atacak bir adam gerekecek ve eldekiler bu konuda hiç umut vaadetmiyor.

anderson talisca

kulübü sl benfica tarafından çin süper ligi ekiplerinden guangzhou evergrande'ye kiralanmıştır. böylece hakkındaki epl iddiaları da şimdilik asılsız çıkmış oldu. transfer döneminin hemen başında, epey ilginç bir tercih olduğu aşikar. piyasası peak yapmışken ve benfica da kadroda düşünmüyorken, oyununun üstüne koyması da söz konusu olmayacak bir coğrafyaya gitti. soru işaretleriyle dolu bir tercih.

ilhan mansız

yardımcı antrenörlük için yeterli bir isim olup olmadığı tartışılır, ama kesinlikle teknik ekipte yer bulması gerektiğini düşünüyorum ilhan'ın. yabancı oyuncusu bol bulunan, profesyonel yönü ağır basan bir futbolcu grubuyla da kuşkusuz iyi ilişkiler kuracak, genç oyuncuların da örnek aldığı bir karakter olduğu için de doğal bir mentor olacaktır.

şunu da yazmakta fayda var, ilhan'ın staff'a katılmasıyla medyanın 16 yıllık bir olayı kaşıyacak olması ihtimaline hiç şaşırmam. 2002 dünya kupası'nda çok tartışılan hakan-ilhan tartışmalarıyla hocanın nasıl yıpratıldığı hatırlanırsa, ah abi ilhan'ı bi oynatsalardıcılar (bkz:bedri baykam) geri dönecektir. bizim yapmamız gerekense, aynı hoca ve ilhan'ın yapacağı gibi gülüp geçmek olacak. bu sezon tarihimizin en büyük psikolojik harbini verip, sonucunda kupalardan olmamıza rağmen kazandık biz, buyursun denesinler.

vagner love

oynadıkça açılan bir oyuncu. sezon başında transfer edilseydi, eminim ki çok başka şeyler konuşuyorduk şu an hakkında. ben olsam bir sene daha şans veririm, harika bir dk 70 sonrası santraforu katkısı alacağımızı düşünüyorum love'dan önümüzdeki sezon. çünkü her şekilde golü yapabilen bir oyuncu bu adam, onu yalnızca topu kaleye sokmaya hedeflemek yeterli. gönderileceğini düşünüyorum, bir ihtimal emre akbaba'nın olası transferi kalacağının sinyali olabilir ama zor.

burak yılmaz

şenol güneş'in onu ne kadar istediğini tahmin edebiliyorum, ama kusura bakmasın, sosyokültürel açıdan beşiktaş'ın oyuncusu değildir.

jeremain lens

first touch'u bu kadar kötü winger nadir görülür. topa ilk teması o kadar kötü ki, ayağına gelen her topu ayağından açmayı, hakimiyet alanında tutamamayı bir şekilde başarıyor lens. şurayı unutmamak lazım, lens'in faula sebep olduğu pozisyonların hiçbiri geçen yıl çalınmıyordu, bu sebeple de aygır gibi güçlü bir oyuncu izlenimi veriyordu. bir kanat oyuncusu için çok ekstra bir özellik olsa da, hâlâ aygır gibi güçlü lens. oyununu buna göre dizayn etmiş bir oyuncu için her ikili mücadelenin faul çalınması da özgüven kaybı olarak geri dönüyor ister istemez.

bitik bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum, ama bizim oyun yapımıza uymadığı ve asla da uymayacağı ortada. rakip sahaya yerleşen, oyununu kabul ettiren bir takımın kanat oyuncusu eleştirilse de, şu yaşındaki quaresma'dır. lens'in oyun görüşü, yaratıcılığı ve özel yeteneği bu oyun anlayışı için olması gerekenin çok altında. hızlanarak oynayarak bir oyuncu için bizim oyun anlayışında yeterli hareket alanını bulamayacağı da aşikar. bunun yanında ters kanatta ancak yeterli denilebilecek düzeyde oynaması, çok bariz başka bir eksisi. santrafordan kanata evrilen sağ ayaklı bir oyuncunun, tıpkı babel gibi sol gizli forvete yatkın olması gerekirken, lens her nasılsa yalnızca sağ kanat oyununa adapte olabilmiş. babel'in milli takıma tekrar yükselmesi sanıldığı üzere jenerasyon yakalanamasından değil, daha komple bir futbolcuya evrilmesinden (oyun kurabilen kanat ve gizli forvet), lens'in uzaklaşması de tersi şekilde benzer sebepten.

emmanuel mas

yine bir arjantinli, yine bir homesick vakası. ariel ortega, jose ernesto sosa, carlos tevez, juan roman riquelme ve daha nicleri. buradan çıkarılan sonuç, arjantin güzel memleket.

vincent aboubakar

16 mart 2017 beşiktaş olympiakos maçı'nda yaptığı gerizekalılık olmasa şu an uefa'da final görmenin haklı gururunu yaşıyorduk, burası kesin. entelektüelliğe meraklı, futbol oynamak dışında da meseleleri olan bir futbolcunun, trash talk'un sporun içinde olduğunun bilincinde olması gerekir diye düşünüyor, bu yüzden en iyi niyetle gerizekalılık diyorum yaptığına.

öte yandan bugün transfer ihtimali olsa? ah keşke, gerekirse cenk'in satışından gelecek tüm para yatırılsa sesimi çıkarmam. türkiye liglerine gelmiş tahmin edilebirliği en zor santraforlardan biri aboubakar. tabiri doğru mu kullanıyorum bilmiyorum ama adım mesafesine ihtiyaç duymadan bu denli sert şutlar çıkarabilen, hem geniş hem dar alan becerisi yüksek, sırtı dönük santrafor olmamasına rağmen defansı bu denli yıpratabilen, koşusu olan bir oyuncu epey kıymetli olduğunu ve o piyasasının da en iyi ihtmalle 20 milyonlarda gezeceğini düşünüyorum. keşke olsa, sıfır risk.

cenk tosun

#302551

iyi bir teknik adamla çalıştığı üçüncü, 11 oynadığı ikinci sezonunda rekor transfer ücretiyle everton fc'ye transfer olmuş futbolcu. evet, asla inzaghi gibi gol sezgileri üst düzey bir santrafor olmayacak ama yetenek yelpazesi çok geniş bir oyuncuydu her zaman. beşiktaş'a transfer olmadan "kafa golü yok" diye eleştirenleri* ilk sezonunda susturduğu gibi, özellikle geçtiğimiz sezonun ikinci yarısından itibaren de ceza sahası golcüsünden ibaret olmadığını gösterdi insanlara.

kulüp açısından bakılacak olursa maddi getirisi dışında, olası bir şampiyonlar ligi'ne gidemeyiş senaryosunda, yaşanabilecek ekonomik küçülmeyi bir sene erteleyebilecek bir transfer oldu bu bence. eminim dünya kupası'na gidilseydi sezon sonuna bırakılırdı ama hazır ürün rafta tazeyken bu paralara satmamak aptallık olurdu cenk'i. potansiyelini tamamlamasa da maksimumuna yaklaştı, maksimumunun da ederi aşağı yukarı bu olurdu zaten ligin itibarı gereği.

yolu açık olsun.

kartal sözlük

hayret verici şekilde tekrar açılmış sözlük.

eğer tekrar açılış motivasyonu "galatasaraylıların, fenerbahçelilerin sözlüğü var, beşiktaşlıların da olsun"sa üzgünüm, tekrar kapanır gider burası. olmasa da olacaksa, olmaması daha iyi, anlatmaya çalıştığım bu.

ömrü uzun olsun.

cenk tosun

(bkz: mustafa pektemek'in ilk 11'de verdiği katkı)
(bkz: cenk tosun'un ilk 11'de verdiği katkı)

pektemek yerin dibine sokulacak oyuncu değil de, misal kerim frei yerin dibine sokulacak oyuncu, misal pedro franco, misal andreas beck birer bok çuvalından ibaret oyuncular (ki pedro'yu hiç beğenmem). istediğinizde nasıl da açık denizlerde yüzerken, işinize gelmediğinde anında dümeni sığ sulara çeviriyor olmanız problem. peşi sıra sözü hiç sıkılmadan beşiktaş taraftarı futbolcu öğütüyor'a getirip, ardından kaşıdığınız yaraya basıldığında köylü kurnazlığı"yla "bunlar hep görüşler" demeniz problem.

görüşler ya, yoksa siz bu platformda bilimsel makale yazılıyor mu sanıyordunuz?

cenk tosun

(bkz: o konuda şenol hocaya ben de kırgınım)

katıldığım nokta mevcut, ama öyle bir opsiyonda bile son şans vereceğim isim olurdu mustafa pektemek, o rolü çok daha iyi kotarabilecek bir olcay şahan varken. ne zamandır görmek istediğim bir kurgu zaten o, tolgay'ın dönüşüyle umarım maçın gidişatına göre izlemek mümkün olur.

gomez ile kıyaslamamak da epey gülünç. bundesliga tarihine geçmiş 30'undaki bir golcüyle (448 maç/259 gol), henüz 24'ünde bir santrafor (224 maç/92 gol). madem ki farklı bir şey söylemek icab ediyor, gomez arkasında oğuzhan ve sosa gibi pasörlere, quaresma ve töre gibi kenarlara rağmen pozisyona girmekte zorlandığı bazı maçlarda, cenk tosun sonradan girip daha çok fırsat yaratıyor. son vuruş yapma yetisi, bu yetiye sahip olabilecek sezgi santraforun kalitesinin başat belirleyici özelliği değilse nedir?
  • /
  • 37
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 724

erman kunter

uzun vadeli sözleşmelerin ve zor şartların adamıdır.

ergin ataman kişisi önce "milangaz" demişken, kendisi önce "beşiktaş" demiştir.

maliyet-başarı ekseninde bakıldığı zaman çok da başarısız olduğu söylenemez. daha önce de yazılmış kendisi ilk defa euroleague'a çıkan takıma top 16 oynatmış ve grubu milyon eurolar harcayan fenerin üstünde bitirmiştir.

kartal sözlük

yakın zaman sonra ekşi sözlük'ün maç muhabbetleri tadında seviyesiz entry'lerle dolup taşmasından korktuğum sözlük.

özellikle şu son 2-3 gündür bu duruma örnek teşkil eden entry'ler okuyorum maalesef. efenim şöyle ki;

"...ile orospu cocuklarına dert olmuş x futbolcu"
"...ile eleştirenlerin götüne koyacak y futbolcu"

kimseyi rencide etmek istemediğimden, bu ibarelerin geçtiği entry'leri ifşa etmeyeceğim ama erkenden uyarmakta fayda var. şurada iyi kötü bir seviye var, piç etmeyin rica ediyorum. 12 yaş egonuz kimseye hakaret etmenizi gerektirmiyor. aynı fikirde olmayabilirsin ama nickname'ler ardına saklanıp klavye delikanlılığı yapmak hoş değil.

(bkz: uyandırayım dedim)

oğuzhan özyakup

renkli medyada ismi gündemden düşmeyen alper potuk, salih uçan gibilerinin yanında maradona kalan futbolcumuz.

gözlemlediğim özellikleri şöyle;

- topla mesafe katedebiliyor,
- kaleye doğru delici dribbling yapabiliyor,
- oyun görüşü mükemmel,
- dar alanda kısa paslaşmalarda başarılı.
- insiyatif alma konusunda olması gerektiği gibi. ne çok bencil, ne de asist delisi.

eğer türkiye liglerinde gerçek bir wonderkid varsa, kendisidir.

bernd schuster

kendisi yıllardır bilinen ağırbaşlı, temiz yüzlü, kapasitesi sınırlı beşiktaş hocalarından olmadığı için sevilmemiştir. kimseye eyvallahı olmayan, asi ruhlu yapısı yüzünden ise içinde benim de olduğum kitle tarafından çok sevilmiştir, özlenendir.

iyi bir taktisyen değildir, elinde her açıdan mükemmel bir kadro yoksa başarılı olması için uzun vadeli planlama gerektiren bir hocadır. duyguları, idealleri, hevesleri, egoları mantığının önüne geçer çoğu zaman ki, kendisini yıllardır unutmuş alman milli takımında oynamak için karşılığında para istemesi bunun en güzel örneğidir. yine geldiği sezon kadro ve oyuncu yapısına tamamen zıt bir sistemde takımı oynatmayı ısrar etmesi de buna güzel bir örnek oluşturur.

göze hoş gelen futbol oynatma önceliğinin yanında gençlere değer vermesi bir başka iyi özelliğidir. bugün artık 18 yaşına gelmiş muhammed'e bir 90 dakikayı çok görenler, schuster'in onu 16 yaşında sahaya sürdüğünü unutmamalıdır.

yine bugun kadroya alınmayan atınç, kiraya verilen furkan şeker, gönderilen onur bayramoğlu gibi gençlere şans vermiştir. necip uysal'ın bugunku seviyesine atlamasında en büyük pay sahiplerindendir. yine kendi zamanında cenk gönen ve ersan gülüm'ü sürekli oynattığı unutulmamalıdır. son olarak biraz zorunluluktan da olsa ali kuçik gibi bir genci porto maçında oynatma cesaretini göstermiş teknik adamdır.

özetle kendine has kişiliğiyle egoist-idealist bir futbol adamıdır kendisi. gönüllerin dayısıdır.

serdal adalı

haziran'daki seçim için adaylığını koyacağı düşünülen eski beşiktaş yöneticisi.

kulübün ekonomik olarak dar boğazdan yeni yeni çıktığı şu günlerde, orta ve uzun vadeli yapılanmanın eşiğindeyken başkan olmasını istemiyorum şahsen. aynı demirören gibi popülist bir yaklaşıma sahip kendisi ve bu durum şu şartlarda kulübe zarar verecektir. ayrıca bu adamı transfer sihirbazı olarak niteleyenler var, burada büyük bir bakış açısı problemi var. adalı'nın transfer taktiği menajeri ayartmak, olay bundan ibaret. transferlerine bakacak olursanız benzer isimleri göreceksiniz. ahmet bulut, jorge mendes gibi. menajerlere para yedirmek istemiyorduk değil mi?

yönetim kadrosu ne kadar güçlü olursa olsun, popülist yaklaşımlar bizi sıkıntıya sokacaktır. eğer iyi bir finansal yapımız olsaydı popülist yaklaşımlarla büyümemiz söz konusu olurdu ancak şu an zamanı değil. fikret orman'ın elbette yanlışları da oldu, ancak yaptığı çok iyi işler de ortada. kulübün orman yönetiminde herşeyden önce artan itibarı söz konusu. stat projesi, önder özen hamlesi, kart1903 gibi yan yatırımlar geleceğe umutla bakmamı sağlıyor şahsen.

son olarak şöyle birşey de var. eğer adaylığını koyarsa, yd ile arası açık biliyorsunuz. ancak yd, orman'dan da nefret ediyor. burada kongredeki demirören farelerinin takınacağı tutum önemli. bir de levent'in tayfası orman'ın yanında olmayacak şüphesiz. karışık işler var.

sen gelme adalı.

carlos carvalhal

yürekten olmayan, ama zaten sınırlı olan teknik adamlık çapını bir parça sempatiklik artı 100 metre deparla kapamaya çalışan teknik direktörümsü.

ayrıca "seni hiç sevmezdim sütoğlan" lafını kullanabileceğiniz bir insandır. güzelim kadroya oynattığı defansif ve kopuk futbol şöyle dursun, herşeyden önce guti'yi bizden kopardığı için asla affedilmeyecektir. hatırlarsanız aynısını belki de fernandes'e yapacaktı kendisi. disiplin dünya futbolunda en son 80'lerde bu tarzda sağlanıyordu. adam idmanını aksatmadığı sürece içer de, eğlenir de, ne karışırsın be adam?

ama beşiktaş kariyerindeki en büyük yanlışını, kulübün sezondaki en önemli maçında ismail oynayabilecek seviyeye gelmişken veli'yi sol bek oynatarak yapmış, olası bir uefa kupasına engel olmuştur. o maçta yenilen 3 golün 2'si veli'nin kanadından gelmiş, beşiktaş için tur başlamadan bitmiştir.

yazıktır, günahtır.

don't feed the troll

bir ekşi sözlük bakınızı.

savunduğu şeyi neden savunduğunu dahi bilmeyen, sözlükteki gâyesi komplekslerini açığa çıkarmak için insanların kutsal değerlerine hakaret etmek olan ergen zibidiler için birebirdir. kartal sözlük olarak da benimsenmesi ya da eş değer başka bir söz diziminin varlığı yerinde olacak gibi görünüyor.

samet aybaba

vizyonsuz, hocalık meziyetleri sınırlı ve kendini beşiktaş'tan, isimlerini yazmaya gerek duymadığım nice efsane beşiktaş kaptanından üstün görebilecek derecede gözünü hırs bürümüş teknik direktör.

kendisinin isteseydim milletvekili vs. olabilirdim tarzında açıklamalarını hatırlayan biri olarak, lobicilik konusunda ne kadar yetenekli olabildiği de ayrıca görülebilir.

beşiktaş'a yakışmayandır.

bernd schuster

kendisi yıllardır bilinen ağırbaşlı, temiz yüzlü, kapasitesi sınırlı beşiktaş hocalarından olmadığı için sevilmemiştir. kimseye eyvallahı olmayan, asi ruhlu yapısı yüzünden ise içinde benim de olduğum kitle tarafından çok sevilmiştir, özlenendir.

iyi bir taktisyen değildir, elinde her açıdan mükemmel bir kadro yoksa başarılı olması için uzun vadeli planlama gerektiren bir hocadır. duyguları, idealleri, hevesleri, egoları mantığının önüne geçer çoğu zaman ki, kendisini yıllardır unutmuş alman milli takımında oynamak için karşılığında para istemesi bunun en güzel örneğidir. yine geldiği sezon kadro ve oyuncu yapısına tamamen zıt bir sistemde takımı oynatmayı ısrar etmesi de buna güzel bir örnek oluşturur.

göze hoş gelen futbol oynatma önceliğinin yanında gençlere değer vermesi bir başka iyi özelliğidir. bugün artık 18 yaşına gelmiş muhammed'e bir 90 dakikayı çok görenler, schuster'in onu 16 yaşında sahaya sürdüğünü unutmamalıdır.

yine bugun kadroya alınmayan atınç, kiraya verilen furkan şeker, gönderilen onur bayramoğlu gibi gençlere şans vermiştir. necip uysal'ın bugunku seviyesine atlamasında en büyük pay sahiplerindendir. yine kendi zamanında cenk gönen ve ersan gülüm'ü sürekli oynattığı unutulmamalıdır. son olarak biraz zorunluluktan da olsa ali kuçik gibi bir genci porto maçında oynatma cesaretini göstermiş teknik adamdır.

özetle kendine has kişiliğiyle egoist-idealist bir futbol adamıdır kendisi. gönüllerin dayısıdır.

tanju kayhan

4-3-3, 4-5-1 gibi sistemlerde bek olarak yetersiz kalacak oyuncudur. ya da şöyle dersek daha doğru olur, beklerin önemli bir hücum gücü sağladığı hiçbir takımda oynayacak yeterlilikte değildir.

kendisinini yeri defansif bir 4-4-2'nin sağıdır. kadroda bulunmasının tek artısı, hem sağ hem sol bek oynamasından dolayı yokluk durumlarında getireceği kısa vadeli çözümlerdir.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.