ferdinand

Durum: 30 - 0 - 0 - 0 - 24.03.2014 17:09

Puan: 290 -

5 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 2

karşıyaka taraftarı

basketbolda biz dahil büyük takım taraftarları gibi takıma yatırım yapılınca, şampiyonluğa oynayınca değil,
yıllardır istikrarla tribün yaparak salonda sağlam ambians yakalıyolar bu konuda tekler.
gelgelelim futbolda ise planlı programlı gelen altınordu hariç diğer izmir takımları gibi her sene umutla başlayıp
hüsranla biten sezonlara abone olduklarından belki,
pek varlık gösteremiyorlar büyük maçlar hariç.

semt kültürü mevzusunda da sokak aralarında, kahvelerde, bakkalların tabelasındaki dahi ksk armasında, heryerde asılı bayraklarda görmek mümkün

serhat ulueren

trollükte sınır tanımayan, "gaga" lakaplı müptezel.

ennio morricone

film müziğini sadece bir müzik olarak düşünenler için birşey ifade etmeyebilir lakin öyle de değildir.
özellikle sergio leone ile ekürilikleri uyumları dehşettir, spagetti westernlerin bu kadar tutmasında başroldedir abimiz. başyapıt diye kabul edilen filmlerdeki katkısı öyle böyle değil be abi, bel kemiğidi r,atiba hutchinson gibi adamdır sinema camiası için.

ibrahim sadri

"sen içerdeyken ben" diye başlayıp bütün gün içinde pijama giyene kadarki sürecini anlatırdı şiirlerinde,
neyse ki azalarak bitti bu tipler.

kartal yuvası

bir dönem burda çalışmış ve anahtarlık dışında birşey almamış biri olarak kalite yerlerde desek yanlış olmaz.
neyseki formalar adidas sayesinde düzeldi keza diğer adidas ürünleri.
onun dışındaki tekstil ürünleri kalitesi felaket, genelde çoğu kulüp ürünleri aynı firma tarafından yapılıp gönderiliyor,
bu yüzden ayakkabıların dışı beşiktaş içi trabzonspor gibi gudik durumlar rastlanmıyor değil.

velhasıl ürün kalitesine rağmen satışlar haddinden fazla iyi kesinlikle,
hele ki deron williams gibi efsane bir adam gelmişken ona özel tek bir ürün bile yapıp satmamak mallıktan başka bir şey değil.
bu devirde hala kulüp ürünü satışını profesyonelce yapmamak -söylemesi güzel, merchandising- sırf yapmış olmak için yapmaktan ibaret bizim kulüpler için.
fener yine daha özenli yapıyor ortalam üzeri, sade ürünler, vitrini bile belli bir konsept ve sadelikte kendi profiline yönelik güzel satış yapıyorlar.
şu kainattaki en güzel ve kullanışlı iki rengi bu kadar kötü kullanmak bize mahsus heralde, her yönetimde yuvalarda korsan ürün satışı ve birtakım yolsuzluklar olması da ne kadar başına buyruk iş yapıldığının göstergesi. tıpkı bjk travel kurulup alaattin çakıcı'nın yurtdışına kaçırılması olayı gibi malesef...
kompozisyon gibi oldu kusura bakmayınız çok doluyum ağalar.

beşiktaş taraftarı

taraftar olarak iki senedir silkinip kendimize geldik derken, gs maçı sonrası yanılmıyorsam metrobüsten çıkan münferitlere kar maskeleriyle falan saldırıp bıçaklamışlar. son yıllarda gs nefreti arttı, körükleniyor da eyvallah da mühendis oktay diye yıllardır söylüyoruz benzeri şeyleri biz de yaşayabiliriz.
bildiğin yapılan kahpeliktir beşiktaşlı adama yakışmayan hareketler, kurulduysan bu kadar gs tayfasıyla denk gelir kapışırsın ama bu harbi iş değil.

manuel fernandes

daha yeni "tarikat kur müridin olalım, abim ol döv beni fernandes" derken nasıl buralara geldik be ferdi?
olmasaydı sonumuz böyle.
gideceksen de bugün bir güzellik yapsan renklilere, hani güzel günlerin hatrına...

kardeş takım paok

selanik'in güzel takımı, kartalı, renkleri yeter.
kardeşlik hususunda ise özellikle istanbul'dan göçenlerin ve azınlıklardaki beşiktaş ağırlığının etkisi büyük.
yalnız avrupa tribünlerinde bizdeki gibi tek grup hakim değil, paok tribünleri de birçok gruptan oluşuyor.
kardeşlikten söz eden zaten çok az kişi gate 4 ile biraz iyi ilişkiler, diğerleri tek dost partizan kafasında.
biraz bizim kendi kendimize gelin güvey durumlarımız var, abartmasak iyi olcak sanki.
fener maçında gördük ki münferit rahatsız tipler bu adamlarda da haddinden fazla var, aynı görüntüler bizle olacak olası bir maçta da olur ona eminim.


onun dışında aşağıdaki videoyu izleyip coşmayanı döverler, oo paokara exo trelaa
http://www.youtube.com/watch?v=vqo_rqmc8na

kızılay avm

yıllar yılı burası ne zaman açılacak geyikleri vardı,
velhasıl açıldı ve boş beleş adamlar dışında kızılayda eşle dostla buluşacak kişiler için vakit öldürme yeri olmuştur.
acil durum yoksa pek gidilmese iyi olur hani.

22 şubat 2014 beşiktaş integral forex pınar karşıyaka maçı

gs maçındaki gibi* gereken destek verilirse alabiliriz lakin özellike dixon önderliğindeki hızlı hücumlara dikkat edilmeli,
yerli rotasyonları bizim gibi yetersiz ve kısıtlı ama yabancılardan maksimum verim alıyorlar dixon,diebler,batista ve williams...

umarım kardeşlik ayağı falan yapılmaz, birbirine sıcak bakan iki tribün sadece böyle olmalı.
ilk maçta ksk tribün liderleri olmasa ordaki bir avuç beşiktaşlı linç edilecekti neredeyse.
o yüzden kardeşlik bilmem ne hikaye ki karşıyaka semt olarak harbi takımın hakkını veren sağlam bir semt onun dışında
yaşayanların profili olsun fazla elitist yapısıyla olsun beşiktaş semtiyle uzaktan yakından alakası yok hani çok benziyoruz diyenlere sözüm.

fikret orman'ın beşiktaş taraftarına dava açması

şaşırtmamıştır sayın orman.
demirören-orman ilk seçim savaşında özellikle çarşının tüpçüyü desteklemiş olması fikret abide epey travma yaşatmış ki,
geldiğinden beri anti-taraftar politikasını gütmeye devam ediyor. bir yandan da beşiktaşın taraftar profilinden birhaber
serdar bilgili gibi butik stat yapacağım,elit bir profil yaratacağım havalarında ama, o gömlek bize uymaz be birader, uyanır tez vakit umarım.

beleştepe

yarım porsiyon aydınlıktı gariban için ya da maç dışı geçerken kapalıyı izlediğimiz seyirlik.
karşılıklı yapılan siyah-beyazlar ayrı bir güzeldi beleştepe ile.
beşiktaşı beşiktaş yapan şeylerden biriydi, yeni stat gerekliydi o ayrı mevzu ama eskisi gibi olmayacak ne kapalı, ne stat. beleştepe hiç olmayacak düşünsene...

serdar kurtuluş

hilbert'le kıyaslamak hata olur, eski oyuncularımızdan niyazi, adem, vanspordan erkan ekolünden bir adam serdar kurtuluş,
yedirdiği goller, acemi hatalar, pozisyon bilgisinin olmaması, hızlı kanat adamları karşısındaki ağırlığı ile saç yolduran adamdır.
100bin dolara satılıp tekrar milyon dolarlara alınmıştır, değmezdir, hilbert'i fazlasıyla aratır. kıyas kabul etmez be abi...

los lunes al sol

başucu filmidir, ispanya'dan çıkıp gelen, avustralya hayalleri kurdurtan,
çalıştıkları tersane özelleşirken işsiz kalan harbi insanların hikayesidir.
javier bardem santa rolüyle hayvani bir performans sergiler keza luis tosar fena...
celta maçını izlerler mütemadiyen beleştepeden, güldürür, hüzünlendirir, beşiktaş gibi hayatın ta kendisidir bu film.
müdavim bar sineklerinin amador'u merak edip evine girdikleri sahnede her seferinde boğazım düğümlenir.

onlarca replik, hikaye, aforizma ne istersen çıkar, 50 oscarlı filmleri cebinden çıkarır.
açılışındaki yazı zaten çok şey anlatır;
"bu film bir gerçek öyküye değil, binlerce gerçek öyküye dayanıyor."

(bkz: güneşli pazartesiler)

çarşı

rahmetli optik başkanın vefatıyla grup da toprağa girdi, bitti, bu halini görmediği de iyi oldu.
bedava bilet, inen kombineler hep oldu yöneticiler vasıtasıyla hertürlü dümen döndü ama demirören döneminde bokunu çıkardılar.
özellikle serdal adalı yöneticiyken çok nemalandıi susturuldu insanlar, tarihin en kötü yönetimine ses çıkarılmadı.
iki kupayı unutma vefasızlık yapma, sabote etmeyin uefa'ya gidelim, kendi renktaşını döven sözde eski efsane tribüncüler,
çıldırt bizi başkan durumları zaten çok tan bitmiş çarşı üzerine helva olmuş durumlardı.
bu son ismail ünal olayı da zaten çok net gösterdi ki tribünü gençlerin devralması gerketiği açık, iki senedir neyseki asya ve benzeri insanlar sayesinde tribün hareketlendi deplasmana gidilir oldu, işin içinde rant-para olmayınca özümüze dönüyoruz sanki hacı abiler...

filip holosko

sempatiktir ama ne kadar verimlidir her daim soru işaretidir.
beşiktaşın sıradan bir takım gibi transfer ettiği transferlerdendir eneramo misali. rakip takımların yabancılarına bakınca göreceksiniz efenim.
rakibin içinden geçebilme özelliği olduğunu zannetmesi ise hala üzer bizleri derinden.

ankaragücü taraftarı

günümüz tribünlerinin rant sorununa yenik düşen tribünlerden,
yanılmıyorsam 5bin tl civarı aylık maaş alan liderleri vardı.
bizde de otoparklar, büfeler, publar şeklinde vuku bulan olay yani.
ankara'nın görülmek istenmeyen mahallelerinde yaşayan insanlar oluşturur çoğunu,
içlerinde iyi insanlar yok mu var amma ve lakin çoğu evlat olsa sevilmez cinsten.
tribün profili olarak yaş ortalaması büyüktür, türk tribünleri açısından bence bizden sonra fener ve ankaragücü gelir sağlamlık açısından.

antonio cassano

aşağıdaki sözleri etmiş, futbolu ciddiye almayan, tüm fırsatları geri tepen yeteneklerin başını çeken değişik bir arkadaş;

''inter'de en iyi arkadaşım yuto nagatomo. çünkü birbirimizi anlamıyoruz. anlatıyor, ben gülüyorum. ben anlatınca da o gülmeye başlıyor.''

beşiktaş kulubü’ne geri dönmeyeceğim

elde var hüzün.
yalnız hala bu adamı döve döve göndermedik, gerekli tepkiyi gösteremedik ya
-sabote etmeyincileri,bedava otobüsçüleri,çorbacıları saymıyorum zaten-
bu tribünün malesef yüzkarası olarak kalacak.

colton iverson

hazırlık döneminde karşıyaka deplasmanında izlemiş hayran olmuştum,
gelgelelim sezon başlayınca performans sürekli düştü, potansiyel var eyvallah ama kendisine göre daha vasat diyebileceğimiz buckman ondan çok daha faydalı oynuyor arkadaş.
hala pota altı patates gibi tabi ruzic falan elle tutulur yanı yok ama beşiktaş işte...
  • /
  • 2
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 30

ricardo quaresma

hala özledik diyenleri gördüğümüz sefa pezevengi arkadaş.
dünya etrafında dönüyor zanneden, takımı sürekli sabote eden bir adamdı, yetenekli ama hede hödö diyenlere zaten yapcak birşey yok be birader.

los lunes al sol

başucu filmidir, ispanya'dan çıkıp gelen, avustralya hayalleri kurdurtan,
çalıştıkları tersane özelleşirken işsiz kalan harbi insanların hikayesidir.
javier bardem santa rolüyle hayvani bir performans sergiler keza luis tosar fena...
celta maçını izlerler mütemadiyen beleştepeden, güldürür, hüzünlendirir, beşiktaş gibi hayatın ta kendisidir bu film.
müdavim bar sineklerinin amador'u merak edip evine girdikleri sahnede her seferinde boğazım düğümlenir.

onlarca replik, hikaye, aforizma ne istersen çıkar, 50 oscarlı filmleri cebinden çıkarır.
açılışındaki yazı zaten çok şey anlatır;
"bu film bir gerçek öyküye değil, binlerce gerçek öyküye dayanıyor."

(bkz: güneşli pazartesiler)

beşiktaş kulubü’ne geri dönmeyeceğim

elde var hüzün.
yalnız hala bu adamı döve döve göndermedik, gerekli tepkiyi gösteremedik ya
-sabote etmeyincileri,bedava otobüsçüleri,çorbacıları saymıyorum zaten-
bu tribünün malesef yüzkarası olarak kalacak.

beşiktaş taraftarı

taraftar olarak iki senedir silkinip kendimize geldik derken, gs maçı sonrası yanılmıyorsam metrobüsten çıkan münferitlere kar maskeleriyle falan saldırıp bıçaklamışlar. son yıllarda gs nefreti arttı, körükleniyor da eyvallah da mühendis oktay diye yıllardır söylüyoruz benzeri şeyleri biz de yaşayabiliriz.
bildiğin yapılan kahpeliktir beşiktaşlı adama yakışmayan hareketler, kurulduysan bu kadar gs tayfasıyla denk gelir kapışırsın ama bu harbi iş değil.

beşiktaş

anka kuşu temalı t-shirtler basması gereken kulüp.
bi batıp çıkalım abi sinmiyor içimize bu gri beşiktaş.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.