forzaquila

Durum: 5246 - 0 - 0 - 0 - 09.08.2015 14:51

Puan: 32358 -

7 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

NULL
  • /
  • 263

marcelo bielsa

caen maçı sonrası yaptığı açıklamada istifa kararını çarşamba günü aldığını, marsilya'daki işinin bittiğini ve evine döneceğini söylemiştir. istifasının sebebi sportif konular değil, tatile çıkmadan önce yeni sözleşme konusunda anlaştığı marsilya yönetiminin döndüğünde önüne farklı bir sözleşme koymasıymış.

ligue 1

2015/16 sezonunda şu ana kadar premier lig'e 10 oyuncu yollamış lig. bu ligin en iyi performansını gösteren bazı isimlerin yolu ingiltere'nin orta sıra takımlarına düşmüştür. bu 10 oyuncudan 4'ünü aston villa transfer etmiştir.

o isimler;

max gradel (bournemouth)
jordan amavi, jordan ayew, jordan veretout, idrissa gueye (aston villa)
n'golo kante (leicester city)
yohan cabaye (crystal palace)
andre ayew, franck tabanou (swansea city)
dmitri payet (west ham united)

premier lig'in yeni rekor yayın anlaşması yüzünden birçok yıldızını kaybetmekte olan lig. neyse ki altyapı sağlam.

henrik ruud tovas

kendisi 2013 yılında alman ekibi leipzig'e transfer olmuş. maalesef haslum'la bir daha beşiktaş deplasmanı yapamayacak. üzücü...

haslum hk

eski dost. yine kendileriyle eşleşmişiz;
http://www.bjk.com.tr/tr/haber/59279/

alıntı--
siyah-beyazlılarımız, 3. torbadan girdiği kura çekiminde, haslum hk, ınita ve hcm constanta takımlarının bulunduğu 3.grupta yer aldı ve ilk maçta norveç temsilcisi haslum hk ile eşleşti.

hentbol takımımız, 6 eylül 2014’de oynanacak olan haslum hk karşılaşmasından galibiyetle ayrılması durumunda, 7 eylül 2014’de gruptaki diğer maçtan galip gelecek takımla mücadele edecek.
alıntı--

efsane eşleşme için; (bkz: 2 aralık 2012 beşiktaş haslum hk ehf 2. tur maçı)

muhamed besic

1992 doğumlu boşnak futbolcu. berlin'de doğmuş, altyapısından yetiştiği hamburg'da as takıma girmiş ancak hocası torsten fink'le kavga ettiği için salıverilmiştir. söylenenlere göre fink bu kavga sırasında besic'i boğazlamaya kalkmış.

bonservisiyle sürgün gittiği ferençvaroş'ta da stoper olarak görev alan 1.80'lik oyuncu dünya kupası öncesinde safet susiç tarafından "messi'yi durdurabilecek tek bosnalı" olarak nitelendirilmiş ve şaşkın bakışlar arasında ön liberoya dönüşmüştür. fifa 2014 dünya kupası'nda oynadığı 3 maçta, özellikle arjantin maçında messi'yi gölgesi gibi takip ederek adını duyuran besic savaşçılığı, topla basit ama yararlı oyunu ve kondisyonuyla öne çıktı. bu yaz bir transfer yapması kesin gibi...açıkçası kendisini beşiktaş'ta da isteyebilirdim ancak önceliğimizin ileriye top taşıyabilen, oyun kurucu özelliğine sahip 8 numara oluşu, besic'in de fazla defansif kalışı bu işi imkansız kılıyor. yine de kendisinin kariyerini yan gözle takip etmek lazım. kendisinin hafiften "psikopata" çalan savaşçılığını izlemeye bayılıyorum, eğer transfer yapmazsa -ki sanmam- sayesinde macaristan ligi izlemeye başlayacağım.

bu arada 2010'da 17 yaşındayken bosna-hersek a milli takımı kadrosuna çağrılarak öncesinde miralem pjanic'e ait olan rekoru kırmıştır.

arjantin karşısındaki performansı: http://www.youtube.com/watch?v=qzemgeloq28

nijerya karşısındaki performansı: http://www.youtube.com/watch?v=g4y8v68pc8y

22 haziran 2014 nijerya bosna hersek maçı

hiç yazılmamış, sırf kaydı bulunsun diye ekleyelim; safet susiç hocanın tercihleriyle meslektaşı stephen keshi'ye galibiyeti ikram ettiği maçtır aynı zamanda.

emenike gibi bir tankın karşısına asıl mevkisi sol bek olmayan ve fizik kalitesi yetersiz lulic'i koyarak skora direkt etki ettin zaten hoca. golde dikkat ederseniz emenike'yi karşılaması gereken lulic ortalarda yok, orayı kapamaya gelen kaptan spahic de maç boyu dayak yedi zaten. oysa ki sakatlığı da bulunmayan ve güreşçi fiziğiyle emenike ile boğuşabilecek sead kolasinac ile başlasa işler farklı olabilirdi.

onun dışında susic'in asıl hatası elemelerde kendisine başarı getiren 4-4-2'den feragat edip 4-2-3-1'e dönmek oldu ki bunun iki zararı vardı; futbolunun sonbaharındaki misimovic'in aslında sadece pjanic'de bulunması gereken direksiyona ortak oluşu ve orta sahada oluşan karmaşa ve ilerideki dzeko'nun rakip savunmanın kucağında yalnız kalışı. ibisevic-dzeko ikilisi çok geç buluştu.

evet hakem bir golü yedi, emenike golden önce faul yaptı ama susic'in bu hataları ve takımın ruhsuzluğu izleyenleri çıldırttı. takımda "nasıl olsa buraya gelerek tarihe geçtik, bizden bu kadar" havası vardı ki neredeyse kimse yeterince denemedi. takımda öne çıkan sadece 3 isim vardı desek yeridir; kaleci asmir begovic- miralem pjanic ve muhamed besic

jajuan johnson

geçtiğimiz sezon kenan bajramovic ve tomislav ruzic'in başını çektiği "white men can't jump" temalı pota altı etkisizliğine ilaç olmasını umduğumuz transfer. ismini duyar duymaz gözünüzün önüne alley ooplar, bloklar geliyor zaten,hakkında söylenenlere bakılırsa da o tipte bir arkadaş. hayırlı olsun.

hakkı yeten

"ben futbolu ingilizler gibi oynamak isterdim.
atak, canlı, sıkı bir oyun; bomba gibi şutlar."

demiş, ancak arsenal'in ingiltere şubesi stanley matthews ile karşılıklı futbol oynamasını sağlayacak transfer teklifini beşiktaş'tan ayrılmamak için reddetmiş efsane. beşiktaş ruhunun babası.

http://cuseppemeatsa.blogspot.co.uk/2014/04/ruhumuzun-babas-hakk-yeten.html

berkin elvan

hiç tanışamadığımız beşiktaşlı kardeşimiz. onu düşünmekten alamıyorum kendimi.

ah be berkin…
keşke bir beşiktaş maçında attığımız gole sevinirken kucaklaşıp tanışsaydık seninle.
çocuk bedeninden giden şey 29 kilo değil de beşiktaş’ın o hep yaşattığı stres yüzünden kemirilen birkaç tırnakla sınırlı olsaydı keşke.
ah be berkin…
devre arasında sen portekizli olanı överken ben biraz da seni kızdırmak için “asıl ronaldo brezilyalı olandır güzel kardeşim” desem, 100. yıl kadrosundan bahsederken arkalardan bir ağabey muhabbete metin-ali-feyyaz’lı günlerden bahsederek müdahil olsa, ikimiz de saygıyla dinleseydik.
o ekmek bitmeseydi de maç çıkışında içinde köfte olan ekmeğimizi bölüp paylaşsaydık.
hani twitter’da attığın ilk ve tek tweette dökmüşsün ya içini, yaşıtın kız arkadaşına sitem etmişsin ya içten,
oturup abi-kardeş konuşurduk be berkin. hem sana kız mı yoktu.
affet bizi berkin. ekmek almaya çıkıp evine sağ salim dönebileceğin bir hayat sunamadık sana. kafana isabet etmesi gereken tek şey bir yaşıtının ayarı olmayan ayağının burnuyla dürttüğü plastik bir top olmalıydı, gaz fişeği değil.
affet bizi ölümsüz kardeşim berkin.

http://www.fourfourtwo.com.tr/2014/03/11/ah-be-berkin/

ölüm emrini verenlerin allah da tez zamanda belasını versin.

gökhan töre

türkiye'de değil yerli oyuncular arasında, yabancılar arasında bile benzeri olmayan bir profildir. işlenmesi, bazı özelliklerinin törpülenmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. 5 milyon euroya transferi ingilizlerin deyimiyle "bargain" yani kelepir bile sayılabilir.

edit: söylemezsem olmaz, ben kendisini fazlasıyla taner tolga tarlacı'ya benzetiyorum. bir de aynı çılgınlıktalar*

atatürk olimpiyat stadı

o kadar ilginç bir mimari yapı ki bu, istediğin kadar arabayla git buraya, yine kayboluyorsun. ulan o kadar saçma sapan, suni bir yerleşim birimi ki, birbirinin benzeri yollarda tabelasızlık yüzünden yanlış yerlere sapa sapa maça 5 dakika kala arabayı park edebiliyorsunuz. sonra otoparktan stada girebilme süreci derken ilk birkaç dakikayı kaçırabiliyorsunuz. ha bir de nasıl anlatacağım bilmiyorum ama alt tribünlerin üstü kapalı oluşu iğrenç. mesela batı alt tribündesiniz, ve üstünüzde beton bir çatı var, tribününün üstüyle hiçbir bağlantınız yok. kale arkalarının rüzgarı doyasıya yemesinden falan bahsetmiyorum artık zaten. rezalet ötesi bir şey ya bu.

ersan adem gülüm pedro franco ikilisi

birbirini çok iyi tamamlayan genç ve cevval ikili.

spoiler--
beşiktaş, pedro franco ve ersan gülüm’ün yan yana oynadığı 5 maçta yalnızca 2 gol yedi ve bu maçlarda 4 galibiyet 1 beraberlik aldı.
spoiler--

açıkçası bu kadar potansiyeli yüksek bir ikili varken, yabancı sınırı zorlayıcı, transfer bütçesi halen düşükken stopere para saçıp ünlü birilerini getirmektense o parayla orta sahaya, forvete yatırım yapılması gerektiğini düşünür hale geldim. ciddiyim.

jermaine jones

yavaş yavaş kendine gelmekte olan futbolcu. ilk maçında kaan ertem'in efsane karikatür kahramanı "ne işim var lan burada adamı tunç" görünümündeydi, bu haftaysa daha olaya hakim olduğunu gösterdi. birkaç fazla kilosu için sibel can diyetine başlasın, saha içi uyumunu arttırmak için antrenmanlardan sonra da veli kavlak'la takılsın bu iş olur. ha, yabancı kontenjanı bu kadar kilitken kendisinin sözleşmesi uzatılmalı mı derseniz, o konuda daha iyi hedeflere yönelme taraftarıyım ve o hedefler gerçekten var, ancak sezon sonuna kadar varlığı önemlidir.

pedro franco

o kadar temiz oynuyor ki, sırf onu izlemek dahi futbolun avam bir uğraş olduğunu iddia eden birini futbolsever yapabilir. tribünde onun tertemiz müdahalelerini coşkuyla alkışlayanları görmek de büyük mutluluk sebebi.

necip uysal

taraftarın belli bir kesiminin sağ bek oynamasını istediği oyuncu. bu konuda kararsızım ama serdar kurtuluş yerine oynayacak ve daha hareketli oluşu bu fikre ısındırabilir. 22 şubat 2014 galatasaray beşiktaş maçında sahaya nerede çıkarsa çıksın şansı açık olsun.

22 şubat 2014 galatasaray beşiktaş maçı

izle,izlet
http://vk.com/video242924621_168056003

"kalkın ayağa kalkın,gidiyor bu çocuklar"

mehmet atilla atasever

namı diğer "atilla kaptan" bu kadar az ilgi görmesini anlayamıyorum, neredeyse her videosunu izlemişimdir, her videosunda da başından geçen olayları anlatır ve kendince bir dersle sonlandırır. dumura uğratır. yalnız kendisinin teknolojiyle arası gayet iyi. ilginç olan, 90'lı yıllarda yaptığı bir video çekim olması. abd'ye falan gitmişliği de var. bence bir ajanken kendisinin kafasına sert bir cisimle vuruldu ve bugünkü haline geldi

atilla kaptan'ın "telekız şüphesi" adlı video çalışması. bundan sonra yandaki videolara tıklayarak devam edersiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=1woxcuizqka

wayne rooney

iyileştirilmiş yeni sözleşmesiyle birlikte kazancı şöyleymiş;

yılda £15,600,000
haftada £300,000
günde £43,000
saatte £1,800
dakikada £30
saniyede 50p

ben bu entryi girerken 20-25 pound kazandı bile. shrek.

dombıra

arslanbek sultanbekov adlı nogay ozana ait, çalgıyla aynı adı taşıyan türkü.
http://www.youtube.com/watch?v=8zor2yn3rjk

akp izin almadan hiçbir görüşme gerçekleştirmeden seçim şarkısı yapıp içine etmiş;
http://www.youtube.com/watch?v=nrupg0scmb8

haliyle arslanbek sultanbekov duruma içerlemiş, "şarkının siyasi partilerce kullanılmasını istemiyorum, dava açacağım" demiş. hala "anlaşırız ya biz" falan diyorlar.

edit: "telifi neyse veririz" demişler. sanata bakış açısı bu.

dombra

  • /
  • 263
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 5246

fikret orman

televizyon programlarında kendisini şamar oğlanı olarak görüp laubalice sorular sormaktan çekinmeyen soytarılara karşı takındığı sakin ve akil tutumla bile övgüyü hakkeden adam. aynı yorumcu müsveddeleri karşılarında en basitinden aziz yıldırım olsa böyle davranabilecekler midir? aziz yıldırım tane tane cevaplayabilecek midir soruları fırça atma faslına geçmeden?

çok profesyonel bir adam olduğu ortada. "ben futbolcularla yakın olmak istemiyorum, benim işim onların maaşını zamanında ödemek" demesi bile türkiye için milattır. menajerlere yüzde 25 komisyon payı verip kulelejmaları özel uçağıyla alıp sonra da süpermen havalarına girenler elbette bilinçsiz taraftarlarca baştacı edilir, daha çok edilecek zaten, çünkü güce tapıyoruz memleket olarak.

serdal adalı'ya kısaca değinmek gerekirse tek soru sormak istiyorum beşiktaş taraftarına; siz "gerekirse hakem odasını basarız" diyen, kulübü uçurumdan çıkarmak için tek yolun daha çok harcayarak sırf pespaye gazetelerde daha fazla yer almak için gündelik transferler yapmayı aklına koymuş ve profesyonellikten uzak bir başkan..pardon ağa mı istiyorsunuz? öyleyse buyurun.

ben beşiktaş'ın başında ağa görmek istemiyorum, chelsea taraftarının utanmadan "roman empire" pankartı açıp yalakalık ettiği roman abramoviç gibi bir para babası görmek istemiyorum. işini profesyonelce yapıp ortalıkta fazla görünmeden kulübünün başarısı için çalışan dürüst bir adam istiyorum kulübün başında.

bu arada facebook'tan yazdığım şeyi buradan da yazma ihtiyacı duyuyorum; *

(vurgula: bizim aile izleyip yaşar usta'ya hayran büyüyen çocuklar nasıl olur da serdal adalı gibi iyi gün dostu para babalarının peşinde koşar ?)

daha geçen sezon kulüp yerden kalkmaya çabalarken elini uzatmayan, üstüne üstlük rant için kasımpaşa yönetimine giren zenginleri ne kolay unuttunuz? beşiktaşlı unutmaz, paraya tamah etmez. kulübün borçlarına karşılık elindeki en değerli şeyi, evini ipotek ettirmiş süleyman seba'nın evladıyım ben, sizi bilmem.

planlamaları, konuşmaları , yol haritası çok güzel fikret orman'ın. hataları elbette vardır, olacaktır da. ama en azından bir dönem daha başkanlığı hakketmektedir, sırf dediklerini, planladıklarını yapmak adına. eğer ileride bu sözlerinden uzakta işlere imza atarsa, bizi hayal kırıklığına uğratırsa da karşısında bulacağı ilk kişiler biz olacağız zaten.

o yüzden doğru planlamalara ek olarak doğru isimlerle, sabır ve azimle força fiko başkan.

not: sportif açıdan çok önemli bir hamle olan zeki önder özen'e ek olarak mali açıdan da yetkin bir isim gelmeli. dortmund'u dortmund yapan hans-joachim watzke gibi, alanında sonsuz yetkiye sahip, ne yaptığını bilen bir profesyonel lazım. bunları yap fikret orman, oyuncu transferlerinden çok daha hayati meseleler bunlardır.

çok uzun oldu ama içimi döktüm ben. rantçı asalak derneklere de beşiktaş taraftarının hakkı helal olmasın.

beşiktaş

uzun süredir aklımda var olan tanımlamaların takımı. hepsini toparlayamayacağımın farkındayım ama bir yerlerden başlamak gerekiyor;

talihsizce kaybettiğinde, başkaları karaları bağlarken daha çok bağlanıyorum. basit bir arabesk söylem değil bu,kendimi daha ait hissediyorum beşiktaş'a böyle zamanlarda. eminim çoğumuz böyleyiz, peki neden böyle?

- beşiktaş yağmurlu bir günde yürüyerek işine gitmeye çalışırken hayvanat gibi hızlı giden arabaların sıçrattığı suyla pantolonu berbat olduktan sonra ''hassiktir be!'' diye sövüp ardından o haliyle yürümeye devam eden bir adam.

- iddaa'da 100 misli kupon yapıp 90+4'de yenen sikko bir gol yüzünden milyarları kaçıran bir kumarbaz.

- deli gibi çalıştığı sınava girince aklındaki her şeyi unutan şaşkın bir çocuk.

- başarısı hep daha az takdir edilen bir ağabey, şımarık kardeşlerinin uzağında ve vakur. hep günah keçisi.

- bir yarışmayı kazandığının sevinciyle havalara sıçrarken aslında yedek talihli olduğunu öğrenen adam...

- karadeniz'de gemileri de batsa hayatta olduğuna şükredip rakı masasında güleç yüzüyle muhabbeti körükleyen bir kaptan.

evet, umut sarıkaya tarzı mutsuzluk tanımları gibi geliyor ama cidden değil. beşiktaş, saniyeler içinde bir telefon kulübesinde dönüşümünü tamamlayarak şehri kötülerden kurtaran superman değil, olsa olsa ağaçta mahsur kalmış bir kediyi kurtarmak için çocukluğundan sonra ilk kez tırmanma aksiyonuna girişen kalbi tertemiz hafif göbekli bir ağabey.

o yüzden biz beşiktaşlıyız. kahramanlığa, görkeme, zafere meraklılar ise sarı ışıklar altındalar. bu yüzden beşiktaş güzel...

not: yanlış anlaşılma olmasın, kaybetmeye mahkum bir kulüpten bahsetmiyorum. bu takım şampiyonlar ligi kupasını da kazansa doğası aynı kalacaktır.**

benim eyyorlamam bu kadar.

bursaspor 50. yıl marşı

ismiyle beni "babam yaşında futbol kulübü mü olur lan?!" buhranına sürükleyen marş. çok ilginç değil mi lan?

5 nisan 2013 beşiktaş fenerbahçe ülker maçı

gidemeyeceğimi belirttiğim, ancak işimin erken bitmesi sonucu koşturarak salondaki yerimi aldığım maç. gözlüğüm yoktu yanımda, maçı körgöz izledim resmen. ama kazandık, lan bundan sonraki maçlara gözlüksüz mü gitsem? ya da bu maçta yaptığımız gibi maçın ilk yarısını benç arkasında ikinci yarısını pota arkasında mı izlesek? nedenine gelince...

maça iyi başlamadık malumunuz, hemen arkamızda 2-3 adet yaban domuzu, devre bitene kadar erman kunter'e, oyunculara küfrettiler. adamlardan birisi bildiğin tükürük yağmuruna tuttu ön tarafı, en sonunda sinirlerimizin de bozulmasıyla pota arkasına geçtik ve maç döndü.*

savunma kendine gelince, bir de üçlüklerde yüksek yüzde yakalanınca maç geldi. zaten inanmış bir beşiktaş karşısında eksiklere sahip ve ruhsuz fenerbahçe'nin şansı yoktu, ki kazandık. en önemlisi, üstlerinde bitirdik. çok da iyi güzel oldu.

bu arada ikinci yarının başlamasına çok az bir süre kala pota arkasında sivil bir şekilde dolanan randal falker'ı görünce 'folks!' diye bağırdım, sen bi dön, durakla...adam sandı fotoğraf çekilmek isteyeceğiz, elle selamlayıp gönderdim bunu. ne fotosu be folkır, iki metre ötemizde süreyya abi oturuyor, fotoyu onla çektireceğiz.
şahitler için; semt bizim aşk bizim ve albatros

ulan şaka maka ikinci yarıyı oynamış kadar oldum, sağa sola koşturmacalar, el kol hareketleri, bağırma, küfretme, sevinç derken (vurgula: bir maçta yılmaz vural'ın yaktığı ortalama kalori)yi yakmış oldum. mutlu döndük be. aferin.

yasal bir feryatla kapatacağım entryi;

ilk yarı boyunca oyunculara,koça ana bacı küfreden, ağzından salyalar saçan şerefsizler; sizin ananızı,bacınızı,eltinizi,görümcenizi,kayınvalidenizi,karınızı,almanya'da yaşayan teyzenizi,dul kalan halanızı aynı potada eriteyim e mi? allah belanızı versin sizin. gelmeyin lan maça falan, sevinmeye de hakkınız yok sizin ikiyüzlü şerefsizler.
*

25 mart 2013 beşiktaş galatasaray medical park maçı

taktiğini tekniğini konuşmayacağım maç. olan ortada zaten. ha, salondakilerin her şey bitti sanıp sahaya bok püsür yağdırmasından dolayı arroyo'nun sonu gelmez serbest atışlarına maruz kalmamız koydu bana. ulan basket bu basket. basketbolda 6 salisede bile skor değişir, futbol değil ki bu 10 saniye kala anasını sikiyorsunuz maçın. hep bencilce tekrarlıyorum, şu takımı destekleyenlerin içindeki işe yaramaz 4-5 milyon kafadan numara taşısa, galatasaray'a fener'e geçse de biz şöyle kalender adamlar olarak desteklesek ttakımı. 5 liralık adamın kulübe zararı 5 bin lira. senin taraftarlığın' siqem o zaman.

ayrıca hakemlere kıran girmiş gibi fenerbahçe maçında salonu fıtık eden adamı bu maça atamak neyin nesi çözemedim ben. şaka mısınız siz?

üçüncü çeyrekte vidmar'ı kullanamamamızdan mütevellit içeriden oynamakta zorluk çekince herkesin sırayla birer ikişer üçlük denemesine ne demeli? ulan bu kadar karavana asker yemekhanesinde yok. böyle bir düzensizlik olabilir mi? arkadaş arasında oynanan maçta yapsan anana söver en yakın arkadaşın, aga bu nedir? zaten üçüncü çeyrek yüzünden kaybedildi maç ya neyse...

daniel ewing'in dönüşüne sevindim, ricky minard'ın hücum gücünü hala çözemedim, patrick christopher'ın ise basketboldaki sevimli hayaletimiz olduğunu tescilledim. holosko yine büyük maçlarda da görünebiliyor, bizim sevimli patrick ancak hacettepe, olin, dudullu belediye gibi takımlara karşı yıldızlaşabiliyor.

sahadaki galatasaraylı her oyuncuya anadilinde sövdüm bir de. ingilizce, ispanyolca, sırpça, türkçe yardırdım. bi markoişvili için gürcüce bir şey bulamadım, ona da sövmeyeyim bir zahmet, adam zorro olmuş.

ha bir de, saha içinde, bizim bençin hemen arkasında bir kız vardı. yaşı 19-22 aralığında sanırım, o nasıl sade bir güzellik ben anlamadım. hayır, yanında da kılçık gibi bir çocuk var. 'acaba sevgilisi mi? yok lan öyle sevgili mi olur, e ne o zaman? ne bilim ya..' diye fikir yürütmekten gollum ft smeagol oldum anasını satayım. bir de saçını yana atıp sırtını açıkta bırakınca gavur yavukluyu hatırlattı, kötü etkiledi. dedim ''şunun kafasına çikolata atıp dikkatini mi çeksem?'' sonra ''yok lan çikolatayı yerim,oh mis'' dedim. kılçık ve kızın yakasında kulüp kartı vardı yalnız. bunlar bjk tv'den falan mı acaba? biz de ucundan bucağından medya mensubuyuz, anlardık birbirimizi*

bir paragraf kız anlatmışım, belki de kız o kadar güzel değildi, bizim rezalet üçüncü çeyrek performansımız yüzünden dikkatim oraya kaydı. sen çocuk gibi sırayla üçlük deneyip kaçırırsan taraftarın da beyin devreleri böyle yanar işte.

içerideki bir sonraki maçımız aliağa petkim'leymiş. kapanır saha, aliağa'nın pota altındaki canavar abedelisi torin francis boş salonda coşar.

liverpool fc

7 yaşımdan beri taraftarıyım bu takımın. neden? bilmiyorum pek, tıpkı küçüklüğümden beri (3 yaş falan diyelim) beşiktaşlı olmam gibi. oysa babam fenerbahçelidir, neyse. küçüklüğümde owen şov vardı,idolümdü owen, çok severdim ama real madrid'e gidişiyle çocuk yaşta ilk darbeyi yedim. ölümle tanışmak gibi bir şeydi. neyse efendim, zaman içinde büyüdük, felsefesini, tarihini okuduk. ve 'işte bu' dedik. liverpool dünya üzerinde beşiktaş'a en çok benzeyen kulüplerden biridir.
henüz lig şampiyonluklarını görebilmiş değilim. bu sene umutluyum, kenny dalglish adlı yaşayan efsaneden dolayı, çünkü o adam geçen sene ligin dibinden aldığı takımı 6. yaptı. bu sene de ona güveniyorum. raul meireles'in gitmesi ise şok etkisi yarattı. bilseydik alberto aquilani'yi göndermezdik be. ama takım fena değil, steven gerrard da dönünce çok iyi olacak, craig bellamy'nin de fena katkı vermeyeceğini düşünüyorum.
8-0 mevzusuna gelince. o gün her şey o kadar garipti ki. 3'e razıyım dedim, 3'te kapattım uyudum, trajediden sabah haberim oldu. olur, her takımın başına gelebilir görüyoruz. ama o gün ibrahim toraman'ın uzaklaştırdığı top ryan babel'e çarpıp gol oldu mesela, yossi benayoun'a gol vahyi geldi ve adam liverpool'daki en iyi maçını oynadı, falan filan. tam bir talihsizlik, tabii ki böyle bir maç bizi bu iki sevdayı bir arada götürmekten alıkoyamaz. gönül ister ki liverpool, beşiktaş ve as roma aynı sezonda şampiyon olsun. kutlamalar günlerce, aylarca sürsün.

liverpool fc

öncelikle farklı skorla galipken durmanın erdem olduğunu öne süren zihniyetteki dimağlara şunu soralım; kendi desteklediğiniz efsane hede hödö united arsenal önünde neden 5'te durmadı da 8'e gitti?
barcelona neredeyse her hafta şerefsizlik mi yapıyor? o değil de; beşiktaş-adana demirspor maçı hakkında ne düşünüyorsun?
liverpool taraftarı olmak için merseyside çocuğu olmak gerekmez bu bir,united taraftarı olmak içinse sanırım başarıya endeksli kapitalist sistemin tüyü yolunacak kazları rolünü benimsemek yeterlidir.

liverpool'un beşiktaşlı sempatizanları olayına ışık tutalım,malum maça kadar bu ülkede en fazla liverpool sempatizanı beşiktaşlılardı,hala bunu sürdüren beşiktaşlıların olması çok da hayret edilecek bir şey değildir.asıl beşiktaşlı birinin chelsea,manchester city,united gibi sistemin çarkı işlevi gören kulüpleri desteklemesi saçmadır,anlaşılamayandır.

beşiktaş özkaynak sistemiyle başarıyı yakalarken liverpool da bob paisley ve bill shankly'nin benzer 'britanya kökenli oyunculardan kurulu takım' sistemiyle ligi ve avrupayı domine ediyordu.

manchester united ve muadilleri fenerbahçe'nin carlos'u alması gibi transferler yaparken liverpool,deli ibosu jamie carragher'a her zaman saygı gösteriyordu,ki hala ''we all dream a team of carraghers'' tezahüratları söylenir

beşiktaş taraftarı 'sevinmek için sevmedik' derken liverpool tribünleri 'you'll never walk alone'' diyordu kupasız geçen yıllara inat,manchester united 20 yıl lig kupası kazanamasa taraftarının yarısından fazlasını kaybeder,ne atıp tutuyorsun sen?

ali ece,ali ece,ali ece diyorum.futbol algıları kendi bulundukları dönemden gerisine yetişemeyen at gözlüğü sahipleri için,hayatlarına renk katacaktır.
ayrıca manchester united'ın ölçüsüzce övüldüğü bir platformda liverpool da övülebilir,ben bu takımı tutuyorsam övebilirim,kimse de benim beşiktaşlılığımdan şüphe duyamaz.

beni eleştirenler her entryde elime kozlar veriyor,gülerek cevaplıyorum.hem de bazen steven gerrard gülümsemesiyle bazen de takoz recep gülümsemesiyle.

akp

11. kuruluş yılını kutlayacak yüze sahip insanları ve yandaşları içeren parti.
ne güzel kafa lan? sen yanı başındaki suriye'de illegal oluşumları destekliyorsun, karşılığı pkk terörü olarak misliyle sana dönüyor, senin feyizli bir ismin '3-5 mehmet öldürüldü diye meclis toplanmaz' diye açıklama yapıyor, bazıları da soruyor 'arkadaş şu açıklamayı başka bir ülkede yapsalar adamın götünden kan alırlar,istifayı zaten hiç söylemiyorum. akp'ye oy verenler pişman mıdır acaba?'
sonra twitterda '11 yıl önce parasızlıktan okula gidemeyen öğrenciler varken şimdi ipadleri kitapları bedava, akp 11 yaşında' diyen şakirdi görüyorsun.

ulan dalyarak, 11 yıl öncesinin şartlarıyla bugünü nasıl karşılaştırabiliyorsun? sosyal devlet sıfatını sürekli öne çıkaran bir hükümetin asli görevi zaten eğitimi ve diğer hizmetleri ücretsiz hale getirmek. ayrıca 4+4+4 ucubesi sayesinde ufacık çocuklar iş gücü yaratsın diye tornacıya kaportacıya verilecek okuldan alınıp, zaten okuma oranı düşük olan kız öğrenciler iyice eve kapanacak. bu mudur devrim?

akp döneminde verilen şehit sayısı; http://www.sonkale.org/icisleri-bakani-aciklamak-zorunda-kaldi-h52433.html

ama hepsi komplo değil mi? açılımı baltalamak için askerlerimizi şehit ediyorlar* demokrasiyi engellemek isteyen darbeciler pis işler tezgahlıyorlar, parasız eğitim isteyen öğrenciler orospu çocuğu zaten... her şey komplo.

üstüne üstlük toplumda görülen travmatik değişim. farklı olanı linç etmeye kalkışmanın tavan yapması.

kutlayın ama, bak öğrencilere tablet veriliyormuş, yollar zaten duble, harçlar da kaldırıldı, demokrasi desen şahane. kimse başbakandan daha demokrat, daha alevi, daha yurtsever, daha x olamaz bile.

kutlu olsun.

neden eksi oy verildiği anlaşılan entry'ler

veli kavlak

kazmadır. geçen sezon ligde "turkish xavi" selçuk inan'la aynı sayıda asist yapmıştır * ama kazmadır işte. nasıl olduysa 30 kasım 2013 fenerbahçe beşiktaş maçında 2 asist yapmış, oyundan çıktıktan sonra beşiktaş orta sahası çökmüştür. tuhaf bir kazma.

geç edit: ironiden anlamayan nesle aşina değildim.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.