konuşkankartal

Durum: 3960 - 0 - 0 - 0 - 02.10.2012 17:23

Puan: 16862 -

7 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

NULL
  • /
  • 198

bir ceza yöntemi olarak kadın

bu uygulamada kadının bir ceza unsuru olarak kullanılmadığına inanarak katılmadığım bir iddiadır.
eskiden cezalara taraftar olmadan oynama veya başka bir sahada oynama şeklinde verilirdi ancak spor bakanlığının teşviğiyle bu sadece kadınların alınmasına çevrildi.
kadın sesinin tizliğini ceza olarak düşünebiliriz ve hatta bundan en çok ben muzdaribim ama bu şikayeti “yukarıdakine” yapsak belki daha doğru olur? havva’yı yaratırken ses tellerini tribünlere uygun yaratabilirdi…
kadınların topluluk içinde nasıl davranması gerektiğini bilmemesi * de ayrı bir ceza tabi..ancak bu konuda hep beraber sınıfta kalmadık mı? yılbaşı partilerinde tacizler, düğünlerde serseri kurşunlarla ölen insanlar ve hatta o muhteşem, organize, saygın tribünlerimizde kavgalar, küfürler, tehditler olmuyor mu?
velhasıl-ı kelam; bunu bir ceza olarak değil de o tribünlere gitme şansı bulamayan kadın ve çocukların tezahuratları öğrenebilmesi, serbest vuruşu kavrayabilmesi ve tribün ritüellerini anlaması için bir fırsat olarak değerlendirebiliriz.

cezalı maçlara sadece kadın ve çocukların alınması

stadlar askeri alanlar değildir ve istediği herkes istediğini giyerek ve takarak gelebilmelidir.
tribünün “erkekler” tarafından belirlenmiş kural ve kıyafet ritüeline her kadın kendi yorumunu katabilmelidir ve saçma da olsa siyah beyaz bir ürünü beşiktaş ile bağdaştırıp sembol olsun diye yolda bunu kullanıyorsa sadece gülerim ama aşağılamam.
ister oryantal ister roman oynasın..eğer birisi beşiktaş’ı yalnız bırakmamak için oradaysa istediği gibi oynasın, kıvırsın.
sesi her ne kadar tiz olsa ve birilerini rahatsız etse de takımı sahada yalnız bırakmamak adına ellerinden geldiğince marşlara katılıyorlarsa bundan şikayetçi değil, gurur duymalıyız.
hayatlarında hiç maça gelmemiş olmamaları, tezahurat ve futbol kurallarını bilmemeleri dalga geçilmeleri için bir sebep değildir.futbolla yatıp futbolla kalkan bir ülkede birileri kadınları bu spordan bu kadar uzak ve bilgisiz tuttuysa bu başkalarının suçudur.bırak bu ülkeyi istanbul’daki tüm kadınların bizim gibi şanslı kafileden saymak, devekuşunun kafasını kuma gömmesinden farklı değildir.
haksız cezaları, kadınların stadlarda bulunma oranının arttırılmasını vs. her şeyi tartışalım kabul.ama kadınların gelmesindense tarafsız sahada oynansın demek bence aşağılamaların ve haksızlığın en büyüğüdür.
beşiktaş’ı(futbolu) sevme ve destekleme şeklini belirlemek epitopu on bin kişinin haddine değildir…

1 ekim 2012 beşiktaş sivasspor maçı

maça gitmeye niyetli dişi yazarlarımızın bi haber etmelerini rica ettiğim maçtır zira sahip olduğum son enerji kırıntısını mabed'de harcamak için bir teşvik beklemekteyim.

beşiktaş taraftarı

---------------alıntı---------------
7 eylül 2012 beşiktaş elazığspor maçındaki misafirperverliklerinden dolayi tesekkur etmek istedigim topluluk. arkadasimla birlikte besiktastan stada giden agacli yolun sonuna kurulup bilet parasi topladik. besiktas taraftari sagolsun ucer beser bozukluklari atip fazlasiyla destek oldular. cok az eksigimiz kalmisti biraz daha devam edip parayi tamamladiktan sonra bilet almaya gidecektik ki orta yas ustu beyaz sacli gozluklu bir amca (ismini uc kere sorduk ama yine de unuttuk) yanimiza gelip ne icin para topladigimizi sordu. mevzuyu anlatinca elindeki fazladan iki kombineyle bizi maca soktu. bir fenerli ve bir galatasarayli olarak yeni acikta 90 dakika boyunca tezahurat edip (bkz: 170 liraya bilet mi olur) (bkz: hesap sorsana x2 demirorenden hesap sorsana) (bkz: gucune guc katmaya geldik) ciplak gozle fernandesi gorme ve inonude mac izleme sansina eristik. basta gonlu genis amca ve bozukluklarini paylasanlar olmak uzere butun besiktas taraftarina tesekkur ederim. hayatim boyunca unutamayacagim bir gun oldu.

bir de bizi gorup para birakan genc bir cift vardi, erkek olan maci hangi tribunden izleyecegimizi sorup kontrol edecegini soylemisti de tribunleri bilmedigimiz icin cevap verememistik. maci izledik, yeni aciktaydik, cok tesekkur ederim.

deginmeden edemeyecegim, biz para toplarken 25 yaslarinda eren adinda hasta bir besiktasli yanimiza geldi. arkadaslariyla birlikte gaziantep'ten geliyorlarmis. kombinesi var, inonudeki her maca ucaga atlayip geliyormus ve gecen sene bursa ile galatasaray deplasmanlari haric butun maclari statta izlemis. ne icin para topladigimizi sorduktan sonra kendisinin ve arkadaslarinin cebindeki butun bozuklari vermekle kalmadi, ustune yoldan gecenlere bizi isaret edip destek olmalarini soyledi. bir kac dakika muhabbet ettikten sonra " gerekirse gec girer yine de sizi stada sokarim, ogrencisiniz topladiginiz para da cebinizde kalsin harclik yaparsiniz" diyerek numarami aldi aldi. tabi biz arkasindan amcaya rastladigimiz icin gerek kalmadi ama olur da bu yazi bir sekilde kulagina gelirse, cok tesekkur ederim canim abim, askinin sonsuz olmasi dileklerimle...

son olarak topladigimiz paranin akibetini merak edenler olabilir; yarisini, birlikte topladigimiz arkadasima verdim. bendeki yarisinin da ustune ekleyip koyu besiktasli bir kardesime feda tshirtu alacagim. maci bedavaya izlemis olsak da o para donup dolasip kulube gidecek iciniz rahat olsun.

ozet olarak sonsuz tesekkur etmek istedigim taraftardir. insanligin olmedigini hatirlattiklari icin gonlumde farkli bir yeri vardir.

(bkz: futbol asla sadece futbol degildir)
---------------alıntı---------------

her gün bir yeni şehit

haberlerde saldırı ve şehit haberlerini gördüğümüzde sadece "tüh bak yine mi" diyerek diğer habere geçebilecek kadar kanıksadığımız ve insanlık adına utanç verici bir durum.
düşünün;
yirmi küsur yaşında gencecik, kimbilir yüreğinde ne hayalleri olan ve adam öldürmeyi oyun sayan bir insan güya bizim ve henüz doksan senelik sınırlarımız için ölüyor veya ölmediği hergün için şükredip, öldürdüğü her insan için gurur duyuyor. belli başlı bazı şehirlerde memurlar, polisler ve öğretmenler her an öldürülme veya bir patlamada ölme ihtimali sebebiyle standarttan daha fazla maaş alıyor.
bizden dediğimiz insanların cennetlik ama düşman dediğimiz tarafın ölenlerinin cehennemlik olduğuna kanaat getirebilecek kadar kendimizi muktedir görüyoruz.oysa bu haşmetimizi götümüzü devirip yattığımızda veya bir yakınımızın askerliğinin güneydoğu'ya çıkmadığını öğrendiğimizde bir oh çekerek kaybediyoruz.
ve hep beraber bizler bu kısır döngüye ve cinnet haline hizmet ediyoruz..ettiğimiz her küfür yeni bir mermi ve yaptığımız her kahve muhabbeti yeni bir cephe...
hergün yeni bir şehit haberi almamak için hepimizin o muhteşem kutsallarını ve egolarını bir kenara bırakması lazım artık.

kişinin gençliğine vereceği öğüt

başında kavak yelleri esen ve hayalperest ruh halimize verebileceğimiz öğütlerdir.

- sakin ol, hiçbirşey senin kontrolünde değil.

18 eylül 2012 tbf başkanlığı seçimli olağan genel kurulu

büyük kulüplerin salonu terk ettiği ve adalet timsali aziz yıldırım'ın kurulda birçok itirazı dile getirdiği seçimdir. devletin kolları yine bir yerlere uzanmak için tüm çabayı sarfediyor..

yaşlı bir kadını linç etmek

trabzon' da şehit cenazesinde acıyı paylaşmaya gelmiş yaşlı bir kadını hükümete laf etti diye yerlerde sürükleyerek, linç eden insan kılıklı organizmaların gerçekleştirdiği eylemdir.
bu organizmalar gözümde o şehidin o taşta yatmasına sebep olan teröristten daha üstün değildir .en azından teröristler doğru/yanlış bir dava uğruna hayatları pahasına birşeyler yapıyor. peki yaşlı bir kadını hükümete laf etti diyerek döven kafa ve ruh hali bunu nelerin uğruna yapmaktadır? belediye başkanının görüp bir ihale vermesi,kaymakamlıkta oğluna bir iş sağlaması, sgk'den bir ton kömür bağışlanması vb. gibi ancak asalakların katlanabileceği bir ortakçıl yaşam hali...

imam hatipler milli okullarımızdır

bu sezonki -yaşasın okullar açılıyor- görsel şenliklerinde okul açılışı tercihini bir imam hatip lisesinden yana tutan muhteşem tayyip'in dile getirdiği beyanattır.
yani imam hatip haricindeki okullar milli değil, öğrencileri de milli değerlere uygun değildir.
tabi kendisinin bir inci değerindeki tespitleri bununla da bitmiyor aynı ziyarette bu okullardan terörist çıkmaz deyivermiş..zat-ı muhterem dindar olmayanları tinerci, imam hatipli olmayanları potansiyel terörist olarak görmekte .
yalnız hizbullah üyelerinin yüzde ellisi imam hatipli, bunu ne etçez?
ah tabi islam uğruna adam öldürmek caizdi...hem tinerci hem teröristim..

hesap sorsana hesap sorsana demirören'den hesap sorsana

her maçta yılmadan ve daha fazla söylenmesi gereken tezahürattır aksi taktirde bırak ernst young , peygamber gelse yıldırım demirören suçsuz dese taraftar inanmayacaktır.

eski açık tribün

yeni açıktan izlendiğinde önce görüntünün sonra o muhteşem sesin geldiği tribündür.
kurtarılmış bölge misali her türlü baskıya rağmen ve yine yeniden küllerden doğmuştur.

kartal yuvası için fikirlerimiz

öncelikle başlık altında veya özel mesajla fikirlerini bildiren herkese teşekkür edip, notlarınızı olabildiğince rapora yansıtmaya çalıştığımı bildirmek isterim.
uzmanlığım gereğince raporun çerçevesini ürün yönetimi ve ürün tedariği olarak belirleyip, raporda perakende&satış kanalları konularına hiç girmedim çünkü bu alanlarda yorum yapabilmek için ilgili verilere sahip değildim.
raporun ana başlıkları aşağıdaki gibi hazırladım.bununla birlikte gerekli grafik ve şemalarla mümkün olduğunca net ve zengin hale getirmeye çalıştım.

kartal yuvası ürün yönetimi ve geliştirme raporu
- satın alma stratejisi ve bütçelendirmenin önemi, nasıl yönlendirilmelidir?
- beşiktaş taraftarının tüketici olarak profili,
- ürünlerle ilgili talep ve şikayetler,
- logo ve maskot,
- arma projesi,
- ürün portföyünün belirlenmesi ve departmanlar bazında satın alma,
- optimum satın alma ve etiket satış fiyatları için öneriler
- ürün grupları için hazırlanmış temalar

toplantıdan notlar:
toplantı metin albayrak ve harun özdemir ile yapıldı.önemli olarak nitelendirilecek notlar aşağıdaki gibidir:
- şimdiye kadar kartal yuvası’nın bir tasarımcısı bulunmuyormuş, bu yönetimle ilk defa sadece bjk için çalışacak bir tasarımcı istihdam edilmiş.
- yeni yönetimin kartal yuvası’nın öneminin farkında olduğunu ve çok daha farklı bir vizyonla konuya eğildiklerini,
- yüksek satış fiyatlarının sebebinin taa en baştan beri yanlış kurulmuş olan satış ağı ve mağaza adetinin azlığının sebep olduğunu, bu sebeple de ilk etapta mağaza adetini arttırmaya çalıştıklarını,
- web sayfasının mümkün olan en kısa sürede geliştirileceğini ve yeterince iyi olmadığının farkında olduklarını,
- bundan sonra ise özellikle kampanyalı ürünler kar oranlarını minimumda tutmaya çalışacaklarını,
- nihai olarak ta aksaklıkların farkında olup, hedefledikleri süre içerisinde bunları çözmeye çalıştıklarını dile getirdiler.


ayrıca kartal sözlük olarak çalışmalarımızdan vs. bahsettim.etkinliklerimizle ilgili resim vb. kendilerini ilettiğimde bunu dergi ve bjk tv’de seve seve yayınlayacaklarını belirttiler.
sözlük formatına karşı mahçubum, affet beni sözlük…başka soruları olan arkadaşlar penaltı görünümünde mesaj atabilirler. *

1v1y.com

bugün itibariyle kartal yuvası ürünlerini ve eski sezon formalarını indirimle satan sitedir.

5 eylül 2012 afyonkarahisar cephanelik patlaması

“bilinmeyen” bir sebeple en büyük cephanelerimizden bir tanesinde patlama oluyor, yirmi beş kişi ölüyor ve tüm bunlar bir tesadüf öyle mi? he yapraam he…
paranoyak yönüm bunun böyle olmadığına yüzde bin beş yüz emin çünkü bu kadar çok ateş hattındayken, güneyimiz kaynıyorken ve bazı şehirlerimize girilemeyip hatay da komşu ülkemize karşı terörist bir gruba destek veriyorken, birilerinin sessizce beklemesini ummak cidden iyimserlik olurdu.hatta birileri biz cephenin bir yönü olalım diye bizim yerimize bahaneler üretiyor olabilir?
savaşlar ve belki iç savaşlar kitaplardaki gibi sadece gelişme ve sonuç bölümlerinden ibaret değil..girişleri tanımlanamadığı ve tasviri dağınık olacağından yazarlar tarafından pek anlatılmaz.bildiğim tek bir şey var ise şu günlerde tarihe tanıklık ediyoruz ve belki bir gün biz gerçekten yazar olup bir kitabın girişini yazabiliriz…

tanım: bir oğlum olursa askere gitmesini istememem için diğer bir sebeptir.

beşiktaş kadın basketbol takımı

sayelerinde kendimizle yüzleşmeyi ve hatta iç yüzümüzü göstermeye sebebiyet vermiş takımdır.
bu başlık altına artık yüzsüzlük yapıp * üçüncü entryimi giriyorum ancak bu olayı önemli bir yüzleşme ve kendi muhasebemizi yapmak için önemli bir fırsat olarak görüyorum.
öncelikle haberin yayınından itibaren sözlükteki ve birçok forumdaki yorumlara bakıldığında maalesef halen "ciddi" bir tepki yok...ciddiyet önemli bir kavramdır, bir konuyu ciddiye almak öncelikle disiplin, tutarlılık ve önem gerektirir.verdiğimiz tüm tepkilerde anlık ve duygusal yaklaşımlar var.kimsenin aklına bu basketbol takımının gelir-gider tablosunu görelim, hakikaten böyle bir kararda yönetim haklı mı haksız mı gibi bir sorgulama yok.veya herhangi bir taraftar topluluğu halen mantıklı ve dikkate alınır şekilde bir araya gelip yönetimden bilgi isteme fikrini ortaya atmış değil.nasılsa bilgi vermezler diyerek, daha en baştan kenara çekiliyoruz ancak şimdiye kadar hep kenara çekilmekten kaybettik.demirören kulübü satarken de kenardaydık... eğer biz bu duygusal ve ravravcı taraftar profilinden bir adım öteye gidemezsek, ister beğenin ister beğenmeyin bu tür haberleri oldubittilerle haber sitelerinden daha çok duyacağız.
bununla beraber türk halkı olarak yaptığımız yardımı uluorta bir yerde söylememekle övünürüz veya birçoğumuza aile terbiyesi eminim böyle verilmiştir. yönetim bizden sadece ve sadece bir tişört ile destek istedi ve biz de buna büyüklük göstererek destek verdiysek,beğenmediğimiz her kararda biz fedaya destek verdik demek atalarımızdan bize öğretilenle eş değil...
diyelim ki çok paralar harcadık, çok forma aldık vs..ancak forma aldık diye, kulübe böyle saydırmayı kendime zul görmeliyiz arkadaş!elbette alacağız...kendi adıma siyah-beyaz formayla sokakta gezmek bana yeterince lütuf..
ayrıca yeri gelince baba hakkı diyoruz, eski tribüncüler vs. diyoruz..ben bu adamları görmedim, göreni bile görmedim ama okuduklarımdan, dinlediklerimden anladığım kadarıyla bu adamlar ağır ve nerede-nasıl davranacağını bilen adamlardı.kıytırık bir yerden duydukları haberle bilmeden, etmeden bu kadar kolay yönetimine saydırmazlardı..koyulacak bir tepki var ise de uygun bir yolunu bulup zamanında ve usulüyle yaparlardı.
sanırım bunun daha çok türk gibi tepki vermek ve türk taraftarlığıyla ilgisi var...
*

beşiktaş kadın basketbol takımı

biz sabahtan akşama kadar futbol arada şampiyon olunca basketbol konuşalım hatta el clasico bizim favorilerimiz olsun ama “sahiplenmediğimiz” bir ekip kapatılınca hep beraber sahiplenelim.biz taraftar olarak sahip çıkmayalım ama kapatılınca yönetim sahip çıksın, biz mecbur değiliz…hadi bunda haklıyız diyelim, amatör ekiplere maalesef ülkemizde kimse sahip çıkmıyor zaten…
ancak yeni yönetim göreve geldiğinde fikret orman başlıklarının altına methiyeler,imdatlar yazılırken şimdi küfürler, hakaretler yağdırıyoruz ve bu adam daha göreve gelmeden evvel yaptığı açıklamalarda kimi amatör branşları kapatacaklarını açık açık söyledi.ama pardon, o sırada porto çetesiyle ilgili paragrafı mı okuduk sadece?madem amatör ekipleri bu kadar önde tutuyorduk, o zamanlar fırtınalar koparsaydık…madem beşiktaş fakir edebiyatıyla yönetilmezdi, öyle ekip lav etmezdi, o zaman neredeydik baylar bayanlar?
ah ben atladım tabi…beşyüz kırk tlye kombine, yüz tlye forma bir de feda tişörtü aldık değil mi? her şeyi söylemeye muktediriz.


tanım : gitmesek te görmesek te orada bir takım var uzakta ağtıl ama bizim takımımızdır…

beşiktaş kadın basketbol takımı

kapatıldı diye demagoji, ajitasyon vb. gibi duygusal tepkimelere girilmemesi ve hele hele yönetime yüklenilmemesi gerekilen ekiptir.
sözlük içerisinde bile sözlük kurulduktan iki sene sonra başlığını açtığımız ve o günden bugüne kapatılma haberine kadar sadece onbeş tane entry girdiğimiz, yine sözlük kurulduğundan beri sadece oniki maçı için başlık açtığımız ve demek ki bu kadar takip ettiğimiz(!) bir ekip için şimdi ağıtlar yakıp, badem gözlü yapmaya gerek yok…
oturduğumuz yerden ne kadar çabuk adam harcayıp, ne kadar kolay totomuzun üzerinde sallıyoruz…
henüz haber kesinleşmemiş ve resmi dillerden teyid edilmemiş ancak yönetim göreve gelirken –gerekirse- bazı amatör branşları kapatacağını zaten söyledi..az biraz balık hafızalarımızı bir zorlasak…
biz paşalar q7 için altı yüz otuz tane entry girelim, neredeyse kulüp q7ciler ve olmayanlar diye ikiye ayrılıyor sanki çok umrumuzdaymış gibi gitti amatör branş diye ağlanıyoruz…
artık ciddi, samimi ve istikrarlı olma zamanı gelmedi mi…?

hızlı yazmak zorunda olduğundan kelimeleri yeniden üreten yazar

her türlü yazılı iletişimde hece ve harf kullanımı ile bir çığır açan, çevresindekileri de bu dile alıştırarak mecburi devrim ortağı yapan yazardır.
işin ilginç ve iyi tarafı ise zamanla bu dile alışılmakta ve “nuskrum” dediğinde bile ne demeye çalıştığı anlaşılmaktadır. * * *

dört artı dört artı dört kesintili eğitim sistemi

herkes için bir karmaşa haline gelmiş eğitim sistemidir.
en yakınımdan örnek verirsek; ofiste yanıbaşımda çalışan bayan kızının okulunun ilkokuldan ortaokula değiştirildiğini dün tesadüfen öğrendi ve kızı için sıfırdan okul araştırmasına başlayacaklar.bunun gibi birçok okul binasının statüsü fiziki özelliklerine bakılmadan değiştiriliyor.
bununla beraber özellikle yeni başlayanların müfredatları halen net değil.yeni çıkan haberlere göre 1-10 arası rakam ve "e" ve "a" harfleri öğretilip, sek sek oynatılacakmış.sanki bunu çocuklara aileler evlerinde veremiyorlarmış gibi...
diğer yandan dini eğitim ise çok erken yaşlarda zikire kadar verilmiş olacak vs...
yakın zaman için durumu nasıl toparlayacaklarını merak ederken, medeni bir hayat anlayışını benimseyen kesimin çok dikkatli olması gerekmektedir zira bu küçük beyinlere oyun hamuru muamelesi yapılıp, yeni mücahidler veya ultra koyunlar yetiştirmelere pek işten değil...

2012 paralimpik yaz oyunları

seyredildiğinde insanı tuhaf bir düşünce ve his girdabına sokan olimpiyatlardır.
olayın sportif yönüne kanalize olmak pek kolay değil çünkü yarışmacıların herhangi bir eksik-kusur-noksan-engel vb. * gibi bir mecburiyeti gözardı edip hayata bağlanma aşkları ve inanmışlıkları bir taraftan hayran bırakırken diğer taraftan utanma hissi oluşturuyor.
yapamadıklarımız ve başaramadıklarımız için bir dünya bahane üretebiliyorken, "herşeye rağmen" başarabilenleri görmek asıl bizim eksiğimizi gösteriyor.
kanımca orada kazanan veya kaybedenlerin durumları sadece nicelik olarak * değişecektir ancak manen halihazırda milyonlarca insandan daha öte kazanandırlar.
  • /
  • 198
  • /
  • 58

sen istiyor duj verecek 100 dolar daha


mini şort modası


beşiktaş futbol takımı


rasim kara


mektup


flash tv


aykut kocaman


yılbaşı


ağlamak


fransa yakın tarihi hakkında uzman insan


kombi


körebe


viski


şafak türküsü


ıtır esen


nejat işler


yumurta


beşiktaşlı duruşu


orhan can


göğüs kılları görünsün diye gömlek düğmelerini açık bırakmak


  • /
  • 58
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3960

munzur

üzerine onlarca türkü yazılmış ve maalesef bahsedilen harika doğası bozuldıktan sonra görebileceğim yer.

beşiktaş

sözlüğe girdiğim ilk günden beri entry girmeye kıyamadığım daha doğrusu uygun kelimeleri aradığım başlık,beşiktaş...ancak bu başlığa 100.entry olması sebebiyle yazmak istedim bu sefer..
beşiktaş bana annemden babama inat "bu feneri bu dünyada bir tek beşiktaş yener " demesiyle kalan mirastır..
mahalle takımımızın kum stadda oynadığı maçları küçükken babamla izlerken beşiktaşın oynadığını sanarak canla başla alkışlamamdır..
kum sahada,sınıflar arası futbol maçında şut çekerken "işte feyyaaazz" diye bağırmamdır..
gordon milne ile üstüste şampiyonluğu yaşarken,mahalledekilere sattığım cakadır..
feyyaz-ali-metin i her kadroda gördüğümde "tamam,kazandık"dememdir.
süleyman seba yı ailemden bilmem ve o giderken ağlamamdır..
valerenga maçında pisipisine kaybettiğimizde televizyon karşısında kahrolmam,yıkılmamdır..
sergen in 90.dk da ne yapıp edip gol atacağına inanmamdır.
en kötü günlerinde inadına savunmamdır asla vazgeçmediğimdir..
renkli ve büyük taraftar olmaktansa isyankar taraftar olmayı binlerce kez yeğ tutmamdır..
inönü de açılan pankartları gördükçe fazlasıyla gurur duymam ve hayran kalmamdır..
şereftir,onurdur...ve benim de çocuğuma bırakacağım mirastır..

kartal sözlük

dahil olduğum için çok çok mutlu olduğum sözlüktür,iyi ki vardır..

beşiktaş

kendini farklı bir alanda da ispat etmiş ve bizi yine gururlandırmış takımımızdır.

---------------alıntı---------------

internet kullanıcılarının bu yıl boyunca google'da yaptığı milyarlarca aramayı topluca ele alan zeitgeist, 2010 yılının ruhunu yakalıyor.

yapılan araştırmada en çok okunan ve takip edilen haberler arasında beşiktaş haberlerinin haiti'nin arkasından 2.sırada olması beşiktaş'ın yaptığı transferler ile dünya medyasında ne kadar ileri gittiğini gösterdi.
---------------alıntı---------------

beşiktaş

ispanya'da bir taksi şöförüne "yea yea ı know besiktas,quaresma" dedirtecek kadar dünyada tanınmış ve transferlerinden bahsettiren ayrıca gurur duydurtan takımımızdır.*

beşiktaş

---------------alıntı---------------
uluslararası futbol tarihi ve istatistikleri enstitüsü (ıffsh) tarafından her ay düzenli olarak açıklanan dünya kulüpler sıralaması’nda beşiktaş 48.’likten 25.’liğe tırmandı.

tam 23 sıra yükselerek büyük bir sıçrama gerçekleştiren siyah-beyazlılar manchester city, psg, sevilla, borussia dortmund gibi takımları geride bırakmayı başardı. sıralamada italyan ınter kulübü ilk sırayı aldı.
---------------alıntı---------------

kürdistan

türkçe konuşup türk bayrağının altında emperyalistler tarafından sikilmektense en azından ana dilinde kendilerine inandırdıkları bir hayal içerisinde sikilmeyi tercih edenlerin kuracağı devlettir.


not 1 : bölücü veya pkk sempatizanı değilim sadece insanları sınırlardan,çatışmalardan, silah ticaretinden daha çok seviyorum.
not 2 : küçük emperyalist hayalleri olan bir ülkenin, babadan emperyalist ülkeler tarafından nasıl yönetildiğinin farkında olan sıradan bir kuklayım…

sözlükteki oy kıtlığı

soner sarıkabadayı

ritimli bir söz dizini söylememelidir..müzik piyasasına sözleri ve besteleri yeterlidir...

türban

bunun basit bir inanç olgusu olmadığının ve bunun bir sınırının olmadığının başka bir ispatı olan haber:

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/16158480.asp?gid=373

kendisini türk dil kurumunun fahri üyesi sanan yazar

noktalama işaretlerini hatasız bir şekilde kontrol edebileceğine inanmadığım yazardır..
(bkz: yok öyle birşey)
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.