la vittoria sara nostra

Durum: 2778 - 0 - 0 - 0 - 29.10.2015 23:48

Puan: 13272 -

9 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Güzel yemek yapar, şarabın ve müziğin iyisini bilirim. Rakı sofrasının adabıyla adaplandım. İşimde, gücümde ama hayallerimin de peşindeyim hani. Aslına bakarsanız; beni alan yaşadı da belli etmiyorum
  • /
  • 139

grip

iki bin on beş yılı son bahar aylarında piyasaya çıkan versiyonu yanında bir miktar da ishal mikrobu barındırmaktadır. sonunda grip alt ve üst solunum yollarının tamamını etkileyen bir hale de bürünmüştür.

ishal

bir insanın başına gelebilecek en kötü hastalıklardan biridir efendim. 2015 yılı son bahar aylarında gribin yanında ek olarak geldiği tıp çevrelerince belirtilmektedir.

fuatavni

an itibarı ile twitterda il ve ilçe basında isim listeleri paylaşan bir hesap

lali berte'ye mektuplar

mecit ünal tarafından kaleme alınmış bir kitap. dost tavsiyesi ile edindiğim, okudukça serseme döndüren bir kitap üstelik.

tatil dönüşü işe gelmek

15 günlük idari iznin ardından yaşadığım, 17:00 gibi de yıllık iznimi alarak tekrar yaşamak üzere işyerimden ayrılacağım durum.

yugoslav faulü

eskiden böyle bir yazar vardı sanırım sözlükte, bilmiyorum. hatırlamıyorum daha doğrusu. sonra bir gün facebookta birine arkadaşlık isteği gönderdim, bir sürü ortak yazar arkadaşımız vardı çünkü, sözlüktendi kesin.

bu gün bir şarkı paylaşmış; kızıl saçlı oz büyücümün seslendirdiği, benim dikkatimden kaçan bir şarkı; güzel adam. jehan barbur söylüyor. bir de vedat abinin fotoğrafı var hemen üzerinde paylaşımının, "en çok seninle yusuf'u özlüyorum" diye bir de not düşmüş.

bol ödüllü filmlerin bazı sahneleri olur ya; vurucu. öyle şeyler canlandırdı bu paylaşım.

yazarsa hala sözlükte; kalemine sağlık olasıca yazar. değil ise can sağlığı be.

anlayamaz kimse bu aşkı

beşiktaş'ın forvet sıkıntısı

erkekleri itici yapan detaylar

rakı sofrası şarkıları

dingoc

aferin, katarin, nurofen gibi adam. gribe iyi gelen, insanın kalbinde çarpıntılara sebep olan bir yapısı var. biri çekirdek, diğeri geniş olmak üzere iki aile bir umut deniz babası. doğumgünü kutlu olasıca benjamin button.

geniş aile için
(bkz: kartal sözlük)

sony eurasia

japon teknoloji devi sony'nin türkiye merkezli avrupa ve asya bölge müdürlüğüdür. daha önce denizde beş saat kalmak sureti ile su geçirdiğim xperia z1 cep telefonumu hiç itiraz istemeden bir gün içerisinde yenisiyle değiştirmiş, takdirimi kazanmışlardır. geçtiğimiz günlerde de kardeşimin ikinci kattan zemine düşürmek sureti ile kırdığı yine xperia z1 cep telefonunu en büyük kağıt banknotumuz karşılığında yenisiyle değiştirmişlerdir. kvk ve teleservice bankolarından cihaz kabulü yapsalar bile değişim onaylarını kendileri vermekte, son kullanıcı mağdur etmemektedirler. allah nazarlardan saklasındır.

jagermeister

elimde çokça shot bardağı olan antibiyotik.*

(bkz: şifa niyetine)
(bkz: yarasın)

walking with a ghost

the national fanfare of kadebostany adlı grubun la saeta ezgileri ile olagetirdiği şarkı. poyraz karayel dinleyenlere de tanıdık gelebilir melodi. biraz yunan, az ispanyol, çok akdenizli, hep yalnız.

enstrümental halini şuradan şey edebilirsiniz; https://www.youtube.com/watch?v=ylhbfjyvıwo

siyah ulan!

geçmiş doğumgünü kutlu olasıca olan, sözlükte tek başına yardırıveren yazar bey kardeşimiz

yavuz hırsız

kireçburnu sahili

arada bir gidip karşı kıyıyı, insanları seyrettiğim, hayatımda kanlı canlı insanlardan daha fazla yeri olan hayali ama bi o kadar da gerçek kahramanlarla konuştuğum, gelip geçenlerin beni deli sandığı sahil.

o gemi gelecek

gelmeyeceğini bile bile umut eden insanın kendi kendine hayıflanmasıdır.

her 3 erkeğe 1 erkek düşmesi

akademik eğitimin bir parçası olan bir fakültenin en büyük gerçekliklerinden biridir.

(bkz: teknoloji fakültesi)

aylin

ay halesi anlamına gelen kelime. kadın ismi.
  • /
  • 139
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2778

slaven bilic

demirci ile silahşör kıyaslamasına kurban giden adam.

demirci; ham demiri alır, ısıtır, eritir, kılıç haline getirir.
silahşör ise hali hazırda olan kılıcı alır ve savaşır.

silahşörün her galibiyetinde demircinin de payı vardır kılıçtan ötürü. bilic işte burada demirci rolündeki adam. demir veyahut kılıç ise futbolcular.

sevgilisi olan kız kardeşi dövmek

iki kız kardeşi olan karadenizli bir abi olarak tasvip etmediğim, etmeyeceğim, tasvip edenle de her türlü tartışacağım davranış ki fiiliyata geçirene neler yapacağımı tahmin edersiniz az çok.

bir abi olarak her şeyden önce kardeşlerime güvenirim ben. iyi yetiştiklerinden, anne ve babamın bizleri iyi insanlar olarak yetiştirdiğinden şüphem olmadı hiç. doğruyla yanlışı ayıracak kadar akıllı, düşünebilen insanlar olarak yetiştirildiğimizden şüphem yok. bu sebeptendir ki; kız kardeşlerim her dertlerini sıkıntılarını anlatırlar bana. abileri olarak korur ve kollarım ama asla bu onları rahatsız edecek bir şekilde olmaz. onlara güvenmediğimi düşünmelerine sebep olacak bir şekilde yapmam bu koruma kollama işini.

şimdi sorarım bu işi yapan -ki bu sözlükte böyle bir şey yapacak bir yazarın olmadığına inanıyorum- sözde er kişiye;

kız kardeşi dövmek ne demektir lan? kadına el kaldırmak ne demektir?

sen hayatında farklı kadınlara yer verirken, sevgili olurken iyi de kız kardeşinin sevgilisi olunca mı kötü? şu durumda senin de sevgililerine ne gözle baktığın ortada...

alırsın kardeşini karşına; insanca konuşursun. gerekirse sevgilisi olan elemanı da karşına alır şöyle bir görünürsün de kız kardeşi dövmek nedir?

her neyse işte; çok ağır tepki vereceğim olaydır efendim.

siz hiç birlikte ilk defa dinlediğiniz şarkılara bir şeyler ithaf ettiniz mi

siz hiç şehrin ışıklarına nazır bir apartmanın on dördüncü katından atlamayı düşündünüz mü?
ben ara ara düşünüyorum bu meseleyi de ölmek bana yakışan bir vedalaşma biçimi değil sanki? vedalaşma işini beceremem ya zaten, olsun...

benim yaşadığım şehirde gökyüzü yok epeydir. karanlık çöktüğü vakit, koyu apartman siluetlerinden gözüme çarpan ışıkları yıldız sandığım doğrudur. zaten pamuk şekerin de pamuktan yapıldığını düşünürdüm de yemezdim hiç çocukken. pamuk yenir miydi ya? nasıl yapıldığını öğrendiğim gün en büyük ikinci hayal kırıklığımı yaşamıştım.

ilki mi?

ona da gelir elbet sıra, anlatırım bir gün...

hep sormak istediğim bir şey var da çekiniyorum. sizin de gözlerinden şiirsiz geçemediğiniz biri oldu mu hiç? öyle derin bakan...

ne demiştik? on dört katlı bir apartmanın on dördüncü katından kendini atmak... yok yok, yakışmaz bana böylesi gitmek. ben hep bir trene binip gitmeyi hayal etmiştim, ondan hep...

eğer ayıp olmazsa bir şey daha sormak istiyorum da utanıyorum... zaten hep bu utangaçlığım yüzünden kayıplarım...

birileriyle birlikte ilk defa dinlediğiniz şarkılar olmuştur ya, o şarkıları o birilerine ithaf etmek yerine o şarkılara bir şeyler ithaf ettiniz mi hiç? hiç o kadar değerli oldu mu o şarkılar sizin için?

biliyor musun? karadeniz'liyim ben. garip bir mizah anlayışım var bu yüzden ve sanırım bu genetik bizde... belki de çernobil yüzündendir, bilmiyorum... bütün kötü şeyleri ona iteliyoruz çünkü. hatta utangaç olmamın sebebi de odur kesin...

bir insan sevdiğini söylemekten neden çekinir? hani cesur oluyordu erkekler? gözünü budaktan sakınmayan adamlar neden gönüllerini sakınıyorlar?

ne diyorduk? şarkılar... bazı şarkıların nasıl yazıldığını düşündüğünüz oldu mu hiç?
ulan hakikatten, nasıl yazıyorlar o şarkıları?

yârin geçeceği yol olmayı istemek, üstelik bunu nezaketten ödün vermeden dile getirmek, sevdiğini ağlamaktan söz etmek nasıl duyguların ifadeye dökülmüş biçimi ola ki?

biz içinden geçenleri kalem alıp kağıda dökenler utangaç adamlarız ve sanırım bütün bir insanlığın edebi eserleri aslında bizim gibi adamların sevgilerini dile dökme hususunda sahip oldukları beceriksizliklerinden ibaret. gerçi böyle söyleyince beceriksiz olmak bir meziyetmiş gibi oldu ama, neyse...

denizi sevdiğim doğrudur. bir çift göze memleketimin denizini hapsedecek olduğum da, denizi hapsettiğim o gözlerde boğulacak gibi olduğum da doğrudur.

mesele de tam burada başlamaktadır zaten; o gözlerin sahipsiz olduğu yerde...

yalnızlığımın sebebi de çernobil olabilir mi?
hani her kötü şeyi ona iteliyoruz ya, şansımı deneyeyim dedim...

bazen bazı konularda nasıl başarılı olduğumu soruyorlar. istiyorlar ki; çok çalışmaktan diyeyim. geçenlerde "yalnızlıktan" diye cevap verdiğim için işitmediğim laf kalmadı. oysa yalnızlıkta insanın bir şeyleri başarmasına sebep olabiliyor. çoğu boş şeyler olsa da...

yaşadığım şehirde gökyüzü yok demiştim ya hani, eklemiştim bir de karanlık beton siluetlerden gelen ışıkları yıldız sandığımı... oysa ne çok isterdim saçları geceyi boyayan bir kadının saçlarından bütün bir güneş sistemini seyredebilmeyi...

bütün bu şiirler daha anlamlı olmaz mıydı o vakit? bütün bu şarkılar ve gökyüzü...

siz hiç yaşadığınız şehri terk etmeyi düşündünüz mü?

haddimi aştıysam eğer çok özür dilerim. niyetim bu değildi aslında...

evet; bir şeyleri söylemekten çekinen bir adamım. bazı şeyleri...

söylemekten değil ama korkum kaybetmekten. çünkü bir kere kaybedince hep öyle olacakmış gibi geliyor...

bütün bu şiirler, şarkılar ve hatta dünya edebiyat tarihinin neredeyse tamamı bu yüzden hep...
hep bu yüzden...

ne diyorduk en son?

siz hiç birlikte ilk defa dinlediğiniz şarkılara bir şeyler ithaf ettiniz mi?

26 şubat 2015 beşiktaş liverpool maçı

turu siktir edecek olursak benim galip gelmeyi müthiş istediğim maç. evet bir yerde okumuştum; bir şampiyonun yüreğini asla hafife almayın diye bir lafı vardı rudy tomjanoviç'in.

evet; liverpool kötü günler geçiriyor, cezalısı, sakatı vs... bir sürü bok püsür oyuncuları da var diyelim ancak hesaba pek çok kişinin katmadığı şey beşiktaş'ın da aynı yüreğe sahip olduğu.

ekşi sözlükte bir arkadaş bu lafı söyleyip liverpool bu kupayı bilmem kaç kez kaldırdı vesaire bir sürü şey söylemişti, eyvallah. ama benim slaven bilic'in beşiktaş'ının, bizim beşiktaş'ımızın bir şekilde galip geleceğine inancım var.

ne diyordu bilic efendi; hiç kimse umudumuzu bizden söküp alamaz

biz umut ediyoruz efendiler.

umut ediyoruz ve orada olacağız.

sevgiyle

taksim gezi parkı direnişi

30.05.2013 itibarı ile dingoc ve konuşkankartal çiftiyle parktan canlı destek verdiğimiz eylem.

serdal adalı

öncelikle belirtmek isterim ki şu anki başkanımız sayın fikret orman'ı da, serdal adalı beyi de şahsen tanıyorum. bu nedenle yorumlarımı tanışıklığım üzerinden yazacak ve biraz da ikisini kıyaslayacağım. bol eksi yiyeceğim bir enty olacağından da adım gibi eminim. hatta silinebilir bile belki, bilemiyorum. neyse konumuza dönelim.

serdal adalı; çok beyefendi, ağırbaşlı, mütevazı, karakterli bir beyefendi. başarılı bir iş adamı ve türkiye jokey kulübünün şu anki başkanı. işini profesyonelce yapmayı beceren biri. pek çok kişi neden bir önceki seçimlerde aday olmadı da şimdi aday oluyor diyor ama empati yapıp yapmadıklarından şüpheliyim ben o kişilerin. hapisten çıkmışsınız, yapmadığınız bir suç yüzünden mahkum edilmişsiniz, siz olsanız ne yapardınız merak ediyorum. neyse...

gelelim fikret orman beyefendiye. kendisi de en az serdal adalı kadar beyefendi biri. işini o da profesyonelce yapıyor ve yine başarılı bir iş adamı. karakterinden şüphem yok.

serdal adalı başkan seçilir ise quaresma geri gelecek, fabregasla anlaşacağız falan gibi beyanatlarda bulunmuş. fabregas kısmını geçiyorum da haksız olarak gönderildiğini düşündüğüm quaresma'nın geri getirilmesi, iade-i itibarda bulunulması güzel bir davranış olacaktır kanımca. sonuçta beşiktaşlılık haksızlığa karşı durmak değil midir? ola ki serdal adalı başkan olur da quaresma'yı geri getirir ise, quaresma da adam olup çıkıp çatır çatır futbolunu oynar, takıma katkı sağlar ise ne ala.

not düşmek istiyorum buraya; quaresmasporlu değilim ama değerli bir oyuncunun bu şekilde kaybedilmesine karşı dururum arkadaş. o beşiktaşın çocuğu olan, zor zamanında görevden kaçmayan, beşiktaşın en büyük üç kaptanından biri olan(!) samet aydedeyi kimse savunmasın bana.

fikret orman da bazı taraftarların tepkisini çekmekle birlikte çok güzel bir önder özen hamlesi yapmıştır ki serdal adalı'nın bu hamleye ibrahim altınsay'la karşılık vermesi gerekir. ama bu karşılık önderi gönder ibrahimi getir şeklinde değil de önderle ibrahimin güçlerini birleştir şeklinde olmalıdır ki faydaları çok daha büyük olsun.

netice itibarı ile hakkında yönetim listesi ve projeleri netleştikten sonra daha rahat yorum yapabileceğim, beşiktaşımın başkan adayı olması muhtemel kişidir efendim.

seri eksi oy veren ibne

şu sıralar bana dadanan arkadaş. kimdir gerçekten bilmiyorum ama onu da seviyorum.

burası kapalı

sen ne güzel blogsun diyeceğim blog

6 ağustos 2011 kartal sözlük ankara iftar - sahur organizasyonu

dış mihraklarca unutturulmaya çalışılan organizasyonumuzdur efendim. *

30 yaşında ve hiç sevgilisi olmamış kız

30 yaşında ve hiç sevgilisi olmamış kadın olması gerekirken hakkında yazılanları okuduktan sonra özellikle kız kelimesinin kullanıldığını düşündüğüm kadın.

sakın yanlış anlaşılmasın bu entry de hiç bir cinsel içerikli ifade söz konusu değildir ve herhangi bir itham da yoktur ancak söz konusu kadın okuduklarımdan anladığım kadarı ile hala küçük bir kız çocuğu zannetmektedir kendisini.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.