yaşar günaçgün

levent yüksel' den sonra dinleyeceğim şarkıcı.

özellikle sebepsiz fırtına şarkısı ile gönlümde yüreğimde yeri ayrı olan ve sesi, yorumuyla ayrı bir kimliği olan, müzik camiasında sadece sesi ve işiyle yer alma başarısını gösteren ender sanatçılardan.

severek dinliyoruz efendim.
sebepsiz fırtınası uzun süre top ten listemin zirvesinde yer alan, kendisine has sesi ve yorumuyla gönüllerde taht kuran, 'masal' albümü beni benden alan populer müzik sanatçısı.
yıllar önce yayınlanan yalnızlık dörtbin perde isimli kitapta şiirlerini toplayan türk pop müziğinin kaliteli erkek vokali. söz yazarı ve besteci kimliği sayesinde kendine has bir tarz oluşturabilmiş harika sesli adam.
yeni albümü ile “dede mi oldum artık ki acaba” hissiyatına yuvarlayan üstad.

yıl 1996.. bir taşra belediyesinden 100 km mesafedeki büyükşehre gidiyoruz, üniversiteli olabilmek maksadıyla dershanelere.. karga bokunu yemeden, etraf sislerle kaplıyken, uyanıp serviste yerimizi almışız her hafta sonu sabahı olduğu gibi..o zamanlarda da eline gitarı alan patlatıyor bir parça, çakıyor bir de dekolteli hatunlu klip, alıyor pop10’daki yerini. namı diğer doksanlar.. müzik piyasasının mitoz bölünerek çoğaldığı yıllar…“hele bir anla” diye hönküren abimizi o senelerde tanıyorum ilk kez.

sonraları üniversite için istanbul’a düşüyor yollar. ruh, daha da bir asileşiyor, serde beşiktaşlılık da var, dinlenen parçalar, daha bi sertleşiyor.uzunca bir süre yaptığı işleri dinleme isteği bile duymamışken,aradan yıllar da geçmişken, bir metallica, muse konseri sonrası, sakince evde yorgunluk atarken shuffle hatırlatıyor, mest olma hali…2013 sonbaharı mevsimsel olarak melankoli yaşatmamışken, ilaç oldu bu albüm, dinlemeye başlamamla da hafif bir yağmur, sıcaklık düşüşü… iyi iyi melankoli eksikliği giderilecek gibin sankim..

doksanlı yıllara dair hatırladığım en güzel anılardan biridir “cezayir menekşesi” çalsın ben dinleyim panpa…
tarkan'ın, saçının ön kısmını kırmızıya boyatıp, o kısmı da tenten gibi şekillendirdiği bir dönem vardı. işte o dönemlerde, yaşar da saçının tamamını civciv sarısına boyatarak, özellikle hemşehrilerini * şaşkına çevirmişti. bir gün bir magazin muhabiri, kendisine bu saç modeli ile ilgili bir soru sordu. soruyu unuttum ama cevabı asla unutamam: "en azından kırmızı yapmadım!" bunu uydurmuyorum, gerçekten duymuş ve "tam da adanalı bir erkekten beklenecek cevap." diye düşündüğüm için, yadırgamamıştım. nasıl polemik konusu olmamış, hayret.